valibey tarafından yazılan gönderiler

Lütfen Resim Paylaşımlarınızı Galeri Üzerinden Yapınız. Ek Dosya Yükleme İptal Edilmiştir..

Bizimle Paylaşmak İstediğiniz Resimlerinizi Galeri Dışında Link Olarak Vermek Yasaktır. Galeriye Nasıl Resim Yükleneceğini Bilmiyorsanız Lütfen Konumuzu İnceleyin Buradan Açtığımız Konuyu Ziyaret Edebilirsiniz.

    konunun uzmanı olmamakla birlikte bu konuda zamanında yoğun bir şekilde araştırma yapmış ve uzmanlarla yazışmış biriyim...kas gelişimi egzersiz+beslenme ile alakalı bir konu...ayrıca bölgesel kas gelişimi zor bir olay...her erkeğin pazu ve göğüs kası gelişimini istediğini düşünürsek çoğumuz araştırmadan dumbelle sarılır , hucüm ederiz kollara...kol kası için bacak çalışanı hiç görmedim...evet sıkı durun...bacak çalışmadan kol istenen düzeye gelmez...çünkü en büyük kas gurubu bacaktadır ve bu kası çalıştırırken yoğun şekilde uyarılan vücut kendini kas üretmeye daha çok yoğunlaştırır...tekrarlamak istiyorum kilit nokta """düzenli""" egzersiz + """beslenme"""....

    bu konudaki maksat vücut geliştirme değil..
    bende konunun uzmanı değilim, ancak bu hobide atlanan bir duruma sadece dikkat çekmek istedim..

    Ayrıca bölgesel kas gelişiminin o kadar da zor olduğunu düşünmüyorum, ancak kastan kasıt iri bir kütle ise; o bu konunun dışındadır diye belirtmek isterim..

    O bahsi geçen kas grupları ise, daha hafif ağırlıklarla, hacimden ziyade bölgesel gücü arttırmak için, düşük ağırlık ve sık tekrarla başarılamıyacak bir konu olmadığınıda belirtmek isterim.

    Lakin konu, bu kasların nasıl geliştirileceği değil,..
    Asıl konu; bir tüfeğe hakim olmaya çalıştığımızda hangi kas gruplarımızın daha çok stress-gerilim altında kaldığını farketmek ve bu anlamda çalışmanın önemi..


    verdiğin bilgiler için ayrıca teşekkürler..

    Başlık biraz iddialı gibi duruyor ama, bence dikkate almakta fayda var, yani dikkate alanlar kazanacaktır diye umuyorum :)

    Bu konu; geçenlerde iş yerinde yaklaşık 1,5 mete uzunluğunda 25-30 kg civarında bi parçayı kaldırdığımda aklıma geldi aslında, o zaman farkettim aslında bu olayın bugüne kadar bahsedilmeyen bu yönünü..

    Şu aşağıdaki oğlum ile ilgili durum aslında olayın en net göstergesi..
    8 yaşındaki oğlum destekli atışlarda çok başarılı sonuçlar çıkarsada, tüfeğe sahip çıkma, onu hakkıyla kaldırabilme noktasında yetersiz kaldığı için çok başarısız bir atıcı olarak görünüyor, halbuki çok iyi biliyorumki O, iyi bir atıcı ama sadece güçsüz.. :!:

    İşte edindiğim bu tecrübe anında, oğlumun tüfeği kaldırmak için harcadığı enerji geldi aklıma , kendimi onun yerine koydum.. Benim iş yerinde kaldırdığım bu parçada hisstiğimi muhtemelen O, tüfeği nişan almak için kaldırdığında hissediyordu.. :!:


    Sonra tüfekler, ağırlıkları ve insan kasları geldi aklıma,
    dedim ya ; bu 1,5 metre civarında boyu olan, 25-30 kg arası ağırlığındaki parçayı ayakta nişan alır pozisyonunda kaldırdığımda hangi kaslarımızın bu işi yaparken daha çok etkilendiğini görmek için tam fırsatı dedim..
    Önce bir etrafıma bakındım.. (umarım kimse görmemiştir, yoksa mesleki kariyerim olumsuz etkilenecektir :) )

    sonra bir tüfeği ayakta desteksiz atış yapar gibi, bu ağır parçayı kaldırdım..


    En çok etkilen kas grupları ; (sırası ile yazmaya çalıştım ama bu kişiden kişiye farklıklık gösterecektir..)

    • -Üst kol deniyor galiba (biseps) yani pazu dediğimiz kas grubu..
    • -Yan omuz kası,
    • -Triseps(biseps in arkası, yada pazu dediğimiz kasın arkası)
    • -Dirseğimizin iç tarafı (biseps ile ön kolun birleştiği yer)
    • -Ön kol içi
    • -Ve tüfeği kabzasından tuttuğumuz elin bileği..
    • -ve hatta yan omuz kasını göğüs kaslarına(pectoral mı deniyordu ) bağlayan, belki ön omuz kası denilebilecek daha az etkilenen bir bölge..

    Tabi bu deneyde ağırlık bir tüfeğe göre oldukça fazla olduğundan, normalde bir tüfek ile atış pozisyonu aldığımızda hissetmediğim kaslarıda hissetmişimdir, bir tüfeğe göre abartı denebilir..
    Ancak yük ve dolayısı ile gerilim fazla olduğundan, hangi kasların nasıl etkilendiğini çok net bir şekilde hissettim ve gördüm.


    Ancak her ne olursa olsun; bu işe gönül vermiş tüm kardeşlerime şu tavsiyeyi çok net bir şekilde verebilirim.

    • Düzenli olarak bu bahsi geçen kas gruplarını çalıştıracak egzersizler yaparlarsa..
    • Hatta bu egzersizleri ilk başlarda atış yapmaktan daha çok önemserler ise..
    • Sonrasında bu kas gruplarından, bir tüfeğin vereceğinden 5-6 kat fazla ağırlıklara çok sakin cevaplar alabildikleri ana kadar ..(yani titreme-zorlanma v.s. kalmayana dek ve sonrasında düzenli olarak çalışmalara devam ettikleri müddetçe..)
    • Ve genel kabul görmüş diğer atış teknikleri ile bu gücü birleştirebildikleri takdirde..


    ben inanıyorum ki; bu hobiden başarı ile çıkan bir sporcu olmamak mümkün değil..

    Şimdi elinize tüfeğe benzer yada benzemez tüfekten çok daha ağır ve uzun bişey alın, hangi kaslarınızın daha sakin hangilerinin daha stres altında olduğunu not alın..
    Böylece geride kalmış kas gruplarını fark edebileceksiniz...
    Ve lazım gelen antreman ve çalışmalara, vücudunuzu ve kaslarınızı gözlemlediğiniz doğrultuda başlayın..


    Teşekkür ederim, başarılar dilerim..
    Ferhat Karaçuha

    Evet Ferhat abi dediğiniz gibi namlu kilitli olan modelden dediginiz gibi namluyu tutan tırnağın arkasında yay var. Normalde yine zor açılıyor elimle açınca ama atıştan sonra nasıl açılıyor anlamış değilim.

    o zaman yayda sıkıntı yok dediğine göre..
    tırnağın ucu aşınmış olabilir, ısıl işlem uygulamamışlardır belki bu parçaya yumuşak kalmıştır.. aşınmıştır.. Hiç inceledin mi..
    tam ucu ucuna denk geliyordur tırnağın boyu, ve tahmin etmediğin bir anda salıyordur..

    şimdi çıkmam lazım ama; öyleyse eğer, o yay kırık olabilir, başlangıçtan hatalı kısa olabilir v.s.

    ki tutmuyor namluyu, arkadaki mukavemet yetersiz geliyor, sarsıntı ve namlunun ağırlığı ile salıyor kendini..

    du bakalım ustalar neler diyecek..

    ..Diğer bir sıkıntı ise normalde tokatlayarak açılan namlu ara sıra yaklaşık 20atışta bir bazen daha sık atış sonrası sarsıntıdan dolayı kendi açılıyor. Bunlar normal mi yoksa benim silahta yada kullanım şeklimde bir hata mı var? Tecrübeli hobidaşlarımın cevaplarını bekliyorum şimdiden teşekkürler.

    daha yeni alınan bir tüfek için bence bu normal bi durum değil,..
    Namlu kilitli modelmi bu hangisinden, mod 99 kullanmadım ama yanlış anlamadıysam namlunun kendi kendine düşmesi sıkıntılı..

    namluyu tutan tırnak ve tırnağın arkasında yay varsa.. bence sıkıntı buralarda.

    ÜTOPYA
    Bir ütopyam var, kanlar içinde..
    Hani 70 milyon taş bulsak, adam kolay..
    kolay 70 milyon adam bulmakta.. ah bi taş bulsak 70 milyon..

    Fırlatsak en alabildiğine güçlü,
    sevgimizle büyütsek.. öfkeyle sardığımız taşları..
    Sevdiğimiz için atsak, öfkelendiklerimize.

    70 milyon adam kolay dedik ya,
    ah bi taş bulsak bi o kadar..
    küçükte olsa olur,
    bi avuç içi kadar..

    Kiminin avcu küçükmüş,
    öyle diyorlar..

    Taşlar büyük gelmiş kimine,.
    kıyamamış; dediler kimi...
    kimi tutamamış,
    kimi atamamış, dediler; dedim, kimi?..

    Ne fark eder, ah bi 70 milyon taş bulsak,
    adam mı 70 milyon, o kolay..

    Sayın Selcukpiero'ya katılıyorum. Kuran'ın haram etmediğini, hiçbir mezhep haram kılamaz, çünkü hiçbir mezhep Kuran'dan daha büyük değildir.
    .........
    ..............

    Önemli olan son indirilen ve diğerlerini (tahrif olduğu için) iptal eden kitap olan Kuran'da belirtilen yasaklar ve uygulamalar geçerli olmasıdır.

    Eğer müsade varsa..
    Söylediğinize katılmakla beraber bende bişeyler eklemek isterim;

    Aslında mezheplerin oluşma sürecine baktığımızda durumu anlayabiliriz.. Yani hiç bir mezhep imamı; ben filanca mezhebi oluşturuyorum sizlerde benim arkamdan gelemek istermisiniz yada beni onaylıyormusunuz gibi bir hale girmemiştir..

    Bu anlamda ömrünü İslami araştırmalara vermiş diyebileceğimiz, dönemin büyük insanları;
    Kendi zamanlarına ait durumlar hakkında Kur'ani bir bakış açısı ile, Ve Allah'ın Resul'unün tavır ve davranışları doğrultusunda, içinden çıkılamayan, ve açıkça cevabı bulunmayan sorunlara-sorulara cevap bulmuşlar-bulmaya çalışmışlardır.

    Ve bir müddet sonra dini ve sosyal meselelerde çözüm anlamında zamanın başvurulacak yegane muhatabı olarak yer bulmuşlardır kendilerine..

    Kaldıki zaman zaman bizler bile; (bu yönde ciddi anlamda hiçbir eğitim almadığımız halde) Kur'an'ın ayetlerine şahsi yorumlarımızı katarken ve bunu normal görürken,..
    Kur'an ın tartışılmaz büyüklüğünü kullanarak; dönemim adeta sosyo-ekonomik-dini-milli bütün meselelerine, buldukları çözümlemeler (hatta bugüne bile) ile ışık tutar iken, o şahısları küçümsemek çok hoş olmaz diye düşünüyorum..


    Zira Cenab-ı Allah tek başına Kitap göndermek yerine, yine insanın kendisiyle aynı özelliiklerde olan, yani yine başka bir insan ile toplumları eğitmeyi doğru yolu göstermeyi tercih etmiştir..
    Bu anlamda yine zamanında içinden çıkılamayan sorunlara dönemin muhatabı olan Peygamberler cevap bulumuş-vermişlerdir.
    Ve yine Kur'an ile Peygambere uyulduğu takdirde kurtuluşa erileceği bildirilmiştir..

    İşte bu noktada, kendileri için Kuran-i bir eğitim metodunu benimseyen zamanın araştırmacılarıda, istesede istemeselerde Allah Rasulün'den (a.s.) kalan bu kutlu göreve, yine O'nun (a.s.) yolunda gitmeye çalıştıkları için, adeta muhatab olmuşlardır diye düşünüyorum..

    Şimdi aklıma geldi, örneklemek gerekirse :) (örnek uydumu bilmiyorum ama..)
    Çocukların en çok ek ders aldığı , özel kurslara gittiği ders Matematiktir. Oysa çocuğa sadece formülleri verip, işte formüller bunlar ne gereği var başka bir eğitimciye.. nasıl olsa oda sana bu formüllerden bahsedecek demek olmayacağı gibi..

    Belki mezhep imamları dediğimiz şahıslarda bilerek yada bilmeyerek; esas formüllerin olduğu Ana Kitab'ın (Kur'an), adeta bir çözümleyicisi hükmünde hem kendi zamanlarında, hem sonraki dönemlerde, açıklayıcı anektodlar ile kendilerine yer bulmuşlardır demek istiyorum..

    Ki bu yolda başvurdukları ana kaynak KUR'AN ve Peygamber (a.s.) iken, tekrar belirtemek gerekirse bu insanları Kur'an ile kıyaslamak anlamsız olur herhalde..


    teşekkür ettim :)

    Burada din ve siyaset içeren paylaşımlar serbest mi? Moderatör arkadaşlar bir açıklama yaparlarsa çok uygun olur.. Benim bildiğim bu konuları bu forma taşımak uygun olmayan bir yaklaşımdı. Yanlış mı hatırlıyorum? Eğer bu konuları burada yazacaksak yazılacak çok şey olur ve emin olun kısa sürede burada huzurda kalmaz.. Kimsenin başkasının imamlığına da, siyasi telkinine de ihtiyacı yok. Bizler burada belli bir hobiyi birbirini rahatsız etmeyecek tarzda paylaşmak için bulunuyoruz. Hatta bazılarımızın bu hobiyle ilgilenme nedeni günlük hayatın rezilliklerinden birazda olsa düşünceleri uzaklaştırmak niyetleride olabilir, burada üye olan gayri Müslim vatandaşta olabilir..


    bu arada o gün yazacaktım, unutmuşum..
    Bülent abi'ye de haksızlık etmek istemem.. Baktığı pencere yanlış olmamakla beraber, konudan hoşnut olmayacak arkadaşlarım adına bir empati kurmaya çalışmış, sesli düşünmüş ve uyarmıştır sadece..
    saygılar g;$i

    Ferhat abi valla elinden hersey geliyo maşşallah. Ellerine sağlık .

    Sen neymişsin be abi :) elinden gelmeyen iş yok maşallah... Harikulade olmuş tebrikler. :D


    Teşekkür ederim arkadaşlar, bişeyler deniyorum ara sıra.
    Bu arada sormayın; bu işsizlik ufkumu genişletti, :)
    aslında insanın sınırlarının olmadığı farkettim galiba..
    ve galiba vakti zamanında makina bakım yerine güzel sanatlarda okusam da olurmuş :thumbup:

    ....
    Ve zamanın diğer araçları ile dünya üzerindeki toplulukları toprak işgalinden ziyade; ilk önce..
    Borçlandırmak (bankalar v.s.)
    bizim buradaki çiftçilerin çoğu borçlanma sebebi ile, ellerindeki toprakları yabancı bankalara ya kaptırmış, yada kaptırmak üzereler..
    Aç bırakmak (ülke ekonomisine karışacak yaptırımlar v.s.)
    Dini-milli değerlerden uzaklaştırmak (tv. v.s. )
    yaptıkları beyaz propagandalar ile toplumun fertleri arasında ayrılık tohumu serpiştirmek.. (basın v.s.)

    ...diye giden bir sürecin arasında.. bu bahsettiklerimiz tohumlar, soyu kesik besin ürünleri ile toplumları-ülkeleri bağımlı bir hale etirmeye çalışmak..
    gibi bir sürü şey..

    mevcut dünya düzeni rant sistemleri üzerine kurulmuş..


    Bu Irak (bosna v.s) savaşlarındaki süreci izlediğimizde; ilk iş olarak, önce kadınların bile isteye hamile bırakıldığı, sonra insani yardım adı altında görev alan doktorlar aracılığı ile, onların kürtajının gerçekleştirilmesi..
    ve bu sayede kozmetik sektörünün en önemi ham maddesi olan insan ceninine bedavadan ulaşmak..

    muazzam bir rant var yani neresinden bakarsanız..
    savaş yada barış farketmiyor onlar için.. her koşulda dünyalık olarak baktığımızda kazanacakları bir sistem kurmuşlar..


    ve sayamadığımız, haberimiz bile olmayan bir sürü şey vardır daha belkide..

    Bu anlamda yapılacak en büyük şey ve en önemlisi toplumsal bağın, yani gerektiğinde milli irade'den oluşacak bir gücün oluşmasına engel olmayacak kadar birbirimize karşı sağduyulu olmak ve sevmek zorundayız..

    Ki dünyanın son dönemlerindeki manipülasyonlara baktığımızda bi anda gerçekleşen olayların temelinde belki o toplumun bireylerinin
    nasılda etkisizleştirildiği..
    istedikleri belli bir noktaya karşı öfke ile dolduruldukları..
    olmayacak hayallere kaptırıldıkları..
    dostu düşmanı ayırt edemeyecek feraset duygusunun, bu öfke beslemeleri ile ellerinden alındığına şahit oluyoruz.
    daha nice haller..


    Uzun lafın kısası.. Yaptıkları bütün oyunlara ve sistemlerine rağmen, eğer kalblerimizi birbirimize karşı öfke ile doldurmalarına izin vermez isek, inanıyorum ki Alah'ın izni ile kolay kolay bu vatan topraklarına ve onun güzel insanlarına bişey olmaz... diye düşünüyorum..

    diğer problemleri zaman içersinde sevgi ve mubabbet ile çözeriz, zaten elimizdekiler paylaştıkça çoğalmazmı :)

    konu açılalı neredeyse 6 ay olmuş.. oysa ilk defa bu akşam gördüm bu konuyu. halbuki forumda kaldığım süre uzun ama, enteresan :)

    Konuya gelirsek, yazılan bütün mesajlara baktım; arkadaşlar yazdıkları cevaplara;
    -özür dilerim.
    -kusura bakmayın
    -eğer yanlış anlamaz iseniz
    -yanlışım varsa aff ola..
    gibi ifadeler kullanarak giriş yapmışlar, diğerleride beğenmiş..


    Bu konu için yazdıklarınıda haklı olabilirsiniz belki; ancak bu haklılık konuya cevap yazanların suçlu yada kabahatli olduğunu göstermez bence..ayrıca bu öyle çok büyük sıkıntılar çıkaracak bir konu değildir diye düşünüyorum..Zira mümkün mertebe anlayışlı olmaya çalışmış insanlar..

    konu tüfekler, av, bu işi yapan gayri müslim olmayanların dikkat etmesi gereken hususlar..
    Olayın hepsi bu bana göre
    Ayrıca; eğer varsa aramızda gayri müslim arkadaşlar, onları sıkıntıya sokacak birşey söz konusu değil göründüğü kadarı ile, yani ben zannetmiyorum ki bu konudan ötürü cevap yazan arkadaşlarımıza kızacaklarını..

    çok önemlide değil aslında, silinebilir..ulaşılamıyacak bir bilgi değil nihayetinde..
    Ancak insanlar burda geçirdikleri vaktin çokluğundan dolayı, hayata ait diğer konularıda paylaşma ihtiyacı duyması bence normaldir..

    Konu siyasi olmamakla birlikte,ülke içinde ve dışında yaşayan vatandaşlarımızın aksini düşüneceğini hiç tahmin etmiyorum,ancak ürün boykotu sözkonusu olduğunda,bunun gerçeklik tarafı pek yok,zira şuan tükkettiğiniz her tavuk etinde,her yumurtada ve her ekmekte israil tohumu var,bunun aksi söz konusu olamaz,çünkü anaçlar sadece israilde var,buğday tohumlarının fertilitesi 2 nesil,yani ikinci nesilden sonra ürün almanız olası değil,ürün miktarını artırmak için,maalesef kendi anaç tohumlarımızı yok ettik,tüm dünyaya pazarlanan tohumlar israil kökenlidir,bu konuda hiçbir abartı yok,israil bu noktalardan nerdeyse sınırsız para kazanıyor.

    kısa vadede düzeltilecek şeyler değil ancak gündemde olmayacak şekilde bu noktalarda şimdiden önlem alındığını biliyorum

    hazır bahsi açılmışken bu konu çok önemli..
    vakti zamanında hesapsızca yapılan işlerin yanlış olduğu farkedildi ki muhtemelen, tohum bankacılığı diye bir şey var bi süredir..
    bu anlamda dağda, köyde, ücrada.. elinizde bozulmamış, saf tohumlar var ise.. ülke geleceği adına bu tohum bankaları ile irtibata geçmemiz gerekiyor; bu sayede şu vatan topraklarında yaşayacak olan gelecek nesillere güç versin,özgürlük versin bu proje..

    Varsa aramızda, bilen bilmeyen, olan olmayan bi şekilde çalışmalar yapılmalı.. ve ciddi bi şekilde üzerine düşmek lazım bu konunun..

    Ferhat hocam hem eser iyi olmuş hem de epik anlatımınız :) Keyifle okudum. Çok eski zamanlarda yaşamış bir kabilenin diliyle: şuku :)

    Çok Teşekkürler Samet Hocam, bir eğitimci olarak beğenmeniz beni mutlu etti açıkçası..
    Zira itiraf edeyim, dipçikten ziyade yazıyı toparlayıp, keyifle okunabilir hale getirmeye çalışmak daha çok yordu beni :)

    teşekkürler.. :thumbup:

    Yazacak birşey bulamadım şimdi abi :) İçimden sanatçımıza başarılar dilemek geçiyor harika olmuş (yazı ve dipçik ayrı ayrı güzel olmuş.) Bu arada atıcılığa karpuz kabuğu atarak başladığınızı bilmiyordum abi gayet egzantrik bir başlangıç olmuş :) (''karpuz kabuğundan jsb'ye'' isimli yeni eserinizi merakla bekliyorum. :)

    Yazıyı okurken ki hissiyatımı belirtmek istedim: Galiba birisi egede kesilen ağaçlara olan muhabbetinden ve bu duruma üzüntüsünden dolayı kendini bu kesilen ağaçlardan sanat yapmaya adamış ve bu yolda icra ettiği sanatı da ''Ağaçtan Sanata Doğru'' isimli kitabında kaleme almış. Neyse devamını da bi okuyayım. 8|

    :) eyvallah kardeşim..
    Senin de önerin ile ''karpuz kabuğundan jsb'ye'' adlı ironik bir makale üzerinde çalışmalara tez elden başlayacağım.. :thumbup:


    Ayrıca önemli bir husus olarak tüm arkadaşlarıma belirtmek isterim ki;
    bu çalışmayı beğendiysen, lütfen sanata ve sanatçıya destek için herkes 1 adet sipariş verirse sanki güzel olur.. (Sanat ticarete bu kadar da alet edilmez ki 8o )

    Teşekkürler, sevgiyle..