Blackboy55 tarafından yazılan gönderiler

Lütfen Resim Paylaşımlarınızı Galeri Üzerinden Yapınız. Ek Dosya Yükleme İptal Edilmiştir..

Bizimle Paylaşmak İstediğiniz Resimlerinizi Galeri Dışında Link Olarak Vermek Yasaktır. Galeriye Nasıl Resim Yükleneceğini Bilmiyorsanız Lütfen Konumuzu İnceleyin Buradan Açtığımız Konuyu Ziyaret Edebilirsiniz.

    Koyu yeşil renkli çift taraflı bantlar işe yaramıyor.Sarı renkli olanları kazımayla çıkaramıyorsunuz.Eğer bulabilirseniz ondan almanızı öneririm.

    Çünkü koyu yeşil olandan bende bir bobin var ve hiçbir şeyi düzgün yapıştıramıyor. X(

    nesil olayı şuydu Mustafa Bey, 1. nesiller arızalıydı 2. nesiller sorunsuz gelecekti, pekiy bu silah hangi nesil? bunu daha öğrenemedim ama eğer firma üreticisine sorabilirseniz aralarında nasıl farklar var diye rahatlıkla kontrol edebilirim, ancak şaibeli olan tarafı şudur, bana neden 70 küsürden başlar gibi bir cümle kurdu? ama orada gamo marka tüfekler ve tabancalarda vardı yani yaklaşık yarısı dükkanın havalıya ayrılmıştı...


    İsterseniz bu arıza sözünü değiştirip,namlulardaki eksiklik diyelim.Çünkü eğer dikkat etmeyipte biz burada tüm yerlileri arızalı deyip kötüler,ithal ürünlere yönelmeye başlarsak hem yerli üreticiyi küstürmüş olur,hemde sermayeyi yurtdışına kaçırmış oluruz.

    Bakınız daha önceki konularda sürekli Hatsanın bir çok ürününün kötü olduğunu,kalite kontrol olmadığını,hatta bunu yetkililere bildirilmesine rağmen kulakardı edildiğini ve yine kendi bildiklerini okuduklarından bahsedildi,yazıldı çizildi.

    Oysaki gördüğüm kadarıyla Eser firması buradaki söylenen eleştirilere kulak veren,ürünlerini geliştirmek adına çaba sarfeden ve hatta bu konuda Mustafa beyle fikir alışverişi yapıp yenilenmeye giden bir üretici olarak karşımıza çıkıyor.

    Bunları niye yazdığıma gelincede, merakımdan dolayı namlu konusunu firmayla ben de görüştüm.Tamam onlarda ürettikleri tüfeklerin kusursuz olduğunu düşünmüyorlar,ama mevcut durumda bu kadar yaptıklarını ve sağlamlığına inandıkları içinde 5 yıl garanti verdiklerini söylüyorlar.Ve şu anda satılan yerliler içindede üst sırada olduklarını bu forumda yazılan yazılarda okudum.Ve yeni başlayanlar içinde maliyet ve alışmak için bu tüfekler biçilmiş kaftan olacaktır diye düşünmekteyim.

    O yüzden lekelemek kolaydır,ama lekeyi çıkarmak zordur.

    Belki bana kızan,firmayla bağlantınmı var diyenlerinizde olacaktır.Ama inanın sadece doğruları dile getiriyorum.

    Eğer dikkat ettiyseniz,üreten değil tüketen toplum olduk.Onun için hiç değilse üretenlere saygı gösterelim.Hiç değilse eleştirilerimize kulakveripte kendilerini geliştirenlere.
    Saygılar sunarım.

    Dostum mod125in kundağı sana uzun gelmemiş gerçekten uzun .Dipçiğin dibindeki plastik parçayı çıkartarak biraz kısalma sağlayabiliyorsun

    Maalesef kargo hatasından dolayı çatlayan kundak bugünki atışlarımda kırıldı.Şimdi ağaçtan güzelbir kundak yapacağım,onu biraz kısa yaparım olur biter.Yalnız dipçik modeline karar veremedim.

    Teşekkürler.Tek canımı sıkan,kargoda gelirken kundağın vida yerinden çatlamış olması.Şimdilik japonla yapıştırdım,olmadı ahşap kundak yapıp kullanacağım.

    Birde sanki dipçik kısmı uzun gibi geldi,acaba banamı öyle geldi.

    Mustafa kardeş,o elindeki rus kefali sadece ağ ve çırpma ile yakalanır.Bizim buralar geçiş noktası olduğundan Mayıs ve Eylül arasında bolca yakalanırlar.Gördüğüm en irisi 7.4 kg,çırpma ile yakalandığını duyduğum ise 12 kg.dır.Lezzeti ise güzeldir,özellikle kılçıksız olduğundan dolayı çocuklar ve yaşlılar rahatça yiyebilmektedir.

    Buradan tüm forum önünde kullanmadığı mod 125 ini bana hediye olarak gönderen (Jackson )Serdar beye bu örnek davranışından dolayı teşekkür ediyorum.

    Biliyorum,mod 125 tutulmayan bir tüfek ama benim açımdan hiç olmamasından daha iyidir diye düşünüyorum.Neyse bir kullanayımda hayırlısıyla,ondan sonra nasıl bişey olduğunu bende anlarım. ;şrofls;.

    Askerliğimde gece pusu timindeydim ve maalesef 13 ay boyunca kullanmak zorunda kaldım.Gözlerimi mahvetti,bende birde Migren varki sormayın gitsin.Eğer birisi o dürbünü alıpta röngencilik yapacaksa bırakında yapsın.Nasılsa uzun süre görme kaybı yaşayacak. ;şrofls;.

    Kadir karadenizde olduğum dönemlerde iğrenç ama gerçek kanalizasyon sularının denize döküldüğü yerlerde çırpmayla kefal tutardık.Bana kalırsa en büyük gerçek kefalin karadaki karşılığı akbaba,lağama dayanamıyor hayvanlar.Birde arkadaşların dediği gibi ekmek hamuru bunlar varsa kefal de olur :)

    Karadenizin neresinde tutardınız kefali.Bizim burada da birkaç kişi lağımın döküldüğü yeri mesken tutmuştur.Ayrıca bende çırpmacıyım ve yazın rus kefalleri geçiş yaparken iyi ve iri balıklar yakalarım.

    Ama yem işine gelince midye kurduna dayanamaz,hemen atlar.

    Geçenlerde araçların yakıtına katılmak üzere Bor madeninden oluşan bir katkı maddesi yapıldığını okumuştum.Bu yağ çok ince taneciklerden oluşup,motorun tüm yüzeyine mıknatıs gibi sarılıyormuş ve aşınmaları önleyip pistonlardaki kaymayı artırıyormuş.Peki acaba bu yağ ile yağlamak tüfeğe etki edermi.

    Geçenlerde araçların yakıtına katılmak üzere Bor madeninden oluşan bir katkı maddesi yapıldığını okumuştum.Bu yağ çok ince taneciklerden oluşup,motorun tüm yüzeyine mıknatıs gibi sarılıyormuş ve aşınmaları önleyip pistonlardaki kaymayı artırıyormuş.Peki acaba bu yağ ile yağlamak tüfeğe etki edermi.

    Topkapı sarayında KIRIK BİR YAY VAR.Macar imparatorluğu hediye olsun diye bir gün bir yay getirir bu yay 4 yayın birleşmesi gibi birşey ve Padişaha sunarlar.Padişahım gücünüzü kuvvetinizi duyduk ve size yakışır bir yay yaptık der ve padişaha sunarlar.Padişah bunun bir oyun olduğunu bu yayın o kadar sert yapılmasının nedeninin kendisinin küçük düşürmesinin planladığını fark eder ve "Bu yayı benim yeniçerim bile kurar !! "der ve kıvrak bir zekayla yayı yeniçerisine uzatır yeniçeri Ya Allah der 1-2-3 yay ortadan 2 ye ayrılır görmek isteyenler Topkapı sarayını ziyaret edebilir.Teşbihte hata olmaz ufak tefek yanlış anlatımlarım olabilir. :thumbdown:

    Bende şöyle küçük bir düzenleme yapayım.

    Macar Kralı Osmalının gücünü görmek için çok sert bir yay gönderir ve gelecek günlerde ziyarette bulunacağını belirtir.Padişahta onu kurmaları için önce okçularına verir ama hiçkimsenin kurmaya gücü yetmez.Padişah odasının duvarına astırır ve neyapacağını düşünür.Birgün hizmetkarı odaya girdiğinde yayı görür ve merakından kurar.Tam o sırada padişahın geldiğini duyunca odadan kaçarak uzaklaşır.Padişah odaya girdiğinde gözlerine inanamaz ve yayı kuran yiğidin bulunmasını ve onu ödüllendireceğini belirtir.Hizmetkar gelince önce inanamaz ve yayı tekrar kurmasını ister ve gördüğündede ikna olur.

    Macar Kralıda vezirini gönderip duruma bakmasını ister.Padişah vezire bu yayı bırakın okçularımı benim hizmetkarım bile kurar deyip yayı kurdurur.Vezir gözlerine inanamaz ama tekrarını istediğinde yay 4.kez kurulmasında ortadan ikiye ayrılır ve Türkün gücünü tüm dünyaya kanıtlamış olur.Benim nacizane bildiklerimde bundan ibarettir.