eblemis tarafından yazılan gönderiler

Lütfen Resim Paylaşımlarınızı Galeri Üzerinden Yapınız. Ek Dosya Yükleme İptal Edilmiştir..

Bizimle Paylaşmak İstediğiniz Resimlerinizi Galeri Dışında Link Olarak Vermek Yasaktır. Galeriye Nasıl Resim Yükleneceğini Bilmiyorsanız Lütfen Konumuzu İnceleyin Buradan Açtığımız Konuyu Ziyaret Edebilirsiniz.

    Erdem abi keşke haber verseydiniz. Ben de ölçüm yapmak için desibelmetre ile lazer metreyi almıştım ama kimse yazmayınca gitmedim. Seni de şehirdışında sanıyordum, aramadım.

    Neyse, yarın öğle saatlerinde atışa gidecek olan varsa şu pcplerin gürültü seviyelerini artık bir ölçelim. Sanırım bir ara kaçamak yapabilirim.

    Bizzat denemedim fakat artıkıl aydınlatmasının bir de ters bir etkisi olmalı. Aydınlık artıkılın gözü alması ve hedefin iyice kararması durumu. Sonuçta iris aynı bir fotoğraf makinası diyaframı gibi çok ışıkta kapanıp az ışıkta açılan bir mekanikte. Alaca karanlıkta normalde hedefi görebilmek için açılan iris artıkıl aydınlatmasının ışığıyla kapanacak ve hedef görüntüsünün iyice kararmasına sebep olacaktır. Deneyenler hiç buna dikkat etti mi acaba? Yüze tutulan bir fenerin arkasını görememek gibi yani.

    6-24 iyi bir büyütme oranı. Gamo dürbünler hiç fena değildi. Paralaks ayarına sahip olması bir avantaj. Ayrıca bence artıkıl aydınlatması gereksiz bir özellik. Hava artıkıl görünmeyecek kadar karardığında zaten hedef de görünmüyor. Hedef görünmedikten sorna artıkılı görmenin bir anlamı da yok zaten.

    Artıkıl bulanıklaşıyorsa o bilezik diyopter ayarı. Dürbünün göze en yakın bileziğidir. Gözü bozuk olanların artıkılı gözlüksüz net görebilmeleri için konulan bir ayar. Onu en net haline getirip bırakmak yetiyor. Sürekli oynanacak bir ayar değil yani.

    En ön kısımdaki bilezik ise paralaks ayarı. Özellikle yüksek yakınlaştırmada o bilezik çevrildiğinde görüntü netliğinin değiştiğini göreceksiniz. Fotoğraf makinalarındaki focus gibi aynen.

    Kurşunu ağızda gezdirmek tabii ki çok zararlı. Önceki mesajımda da kurşunun zehirli olduğunu yazmıştım zaten. Fakat bizim bu hobide temas ettiğimiz kurşun miktarının korkmayı gerektirecek kadar fazla olmadığını anlatmaya çalışmıştım.

    Mesela nazar bozduğuna inanılan kurşun dökme eyleminde maruz kalınan kurşun buharı bizim parmak ucumuzla temas ettiğimizde maruz kaldıığımızdan kat kat fazla ve doğrudan akciğerlere gittiğinden çok daha zararlı ve tehlikelidir.

    Eli boyaması ile sağlığı ilişkilendiremeyiz. Eli boyayan maddenin ne olduğu önemli. Örneğin grafit adındaki karbon türü zehirli değildir.

    Ayrıca bizim uğraşımızda kurşun gibi zehirli maddelerle olan etkileşimimiz minimal düzeyde. Örneğin balıkçılıkla uğraşan birinin kurşun etkileşiminin yanında hiçbir şey.

    Arazi aracı konusunda şu iyi bu kötü demek çok da doğru değil. Her aracın artı ve eksi yönleri var. Fakat Audi Q7, VW Touareg, BMW X5, Mercedes ML serisi gibi araşları baştan SUV saymak bir hata zaten. Gerçek arazi araçları yani SUV klasmanından sayılabilecek araçlara gelince;

    Jeep bu konuda fena değil. Kartal görünümlü Cherokee XJ özellikle gerekli arazi kitleri ile donatıldığında arazide çok yüksek performansa sahip. 1993- 1998 yılları arasında üretilen Grand Cherokee ZJ de aynı şekilde. Ama tabii ki Jeep'i Jeep yapan seri olan CJ(Civilian Jeep) serisidir efsanesi. CJ5, CJ7 gibi aletler hakikaten keçiden beterdir.

    Toyota Land Cruiser güney kutbunu boydan boya karadan geçen tek araçtır. Yanlış hatırlamıyorsam VX80 modeliydi. VX100'ler aynı şekilde mükemmel araçlar. Bu aletler tam bir dağ tankıdır. Gözünüze kestirebileceğiniz, denemekten korkmayacağınız her yeri geçebilirler. Toyotanın asıl efsanesi ise FJ40 modelidir. 1960 - 1984 yılları arasında üretilen aracın iyi durumda ve donanımlı modelleri hala 25.000TL gibi fiyatlara alıcı bulmakta. Toyota'nın FJ serisinin yeni concept üyesi FJ Cruiser'ın da arazide hiç fena olmadığı, atalarını utandırmadığı söyleniyor.

    Land Rover Discovery 1, Discovery 2 ve Defender ile bu sınıfın tanınmış üyelerinden. Aynı zamanda Land Rover'ın bir modeli olan Range Rover'lar da üretim amacı olarak araziden çok yola yönelik olsa da hiç fena olmayan araziperformansına sahipler.

    Chevrolet. Tabii ki Captiva falan gibi abuk subuk arabalar değil. K5 Blazer. Amerka'nın efsane suvlarından olan araç kaslı yapısı ve tipik amerikan çizgileri ile görene bir daha baktırıyor. Arazide güçlü motorları ve kuvvetli yürüyen aksamı ile ön plana çıkıyor. Bu aracın kabininde oturmak bile bambaşka bir keyif.

    Diğer bir Amerika'lı ise Dodge Ram. Her ne kadar SUV sınıfına değil de kamyonet hatta Amerika'da kamyon(full sized truck) sınıfına dahil olsa da Özellikle 3. jenerasyonunun 6.7L olan Cummins Turbo Dizel motora sahip 4x4 modelleri aşmış bir yürüyen aksam ve 881Nm gibi korkunç bir tork ile dev kasasına rağmen arazide pek çok SUV'un korkulu rüyası olmuştur.

    Lada Niva. Fazla söze gerek yok sanırım. Ufak, sağlam, inatçı, ucuz. O tuhaf tipli aletin çıkabildiği, geçebildiği yerleri görsenz inanamazsınız.

    Subaru Forester yine tam olarak SUV olmasa da CSUV(Compact Spor Utility Vehicle) sınıfında gerekli modifikasyolarla büyük abilerine kafa tutabilecek bir hale gelebilen araçlardan.

    Mercedes G sınıfı hakkında oldukça fazla şey yazılmış. Bu aletlerin arazi performansı tartışılmaz. Listedeki en iyi tırmanıcılardan biri. Mercedes diyince SUV olmasa da benim yazmadan geçmek istemediğim bir alet daha var: Unimog. Bir alet bu kadar inanılmaz bir arazi performansına sahip olamaz. Yapımında uzaklıların parmağı olsa gerek.
    Bu arada Mercedes'in ML sınıfı hakkında "Bu araç tam bir arazi aracı değildir. Ağır arazi koşullarında kullanmayınız." benzeri bir uyarı ile satış yaptığını da bir dip not olarak ekleyeyim.

    Mitsubishi Pajero. Hakkında fazla bilgim yok fakat off-roadçular hiç fena olmadığını söylüyor. 12 kez Dakar şampiyonu olmuş bir araç; tabii fena olmaz.

    Nissan Pathfinder için de fazla bir şey bilmemek ile birlikte arazide güçlü ve çavik araç olduğunu duymuşluğum vardır.

    Hatalarım varsa affola.

    Ben bu ikinci el almak istemiyorum lafını anlayamıyorum. Evi ikinci el alıyoruz, arabayı alıyoruz da silahı niye almıyoruz ki? İyi kullanılmış, bakımlı, temiz ve kaliteli bir silah almaktansa niçin aynı paraya daha alt seviye bir silah almak tercih edilmesin? Hani tamam, para olur, imkan olur, "ben en iyisini sıfır alacağım" dersin ama hiçbirimizin çöpe atılacak parası yok. Niye gidip aynısını yarı fiyata alabilecekken nitelikli olmayan bir silahın sıfırına para veriyoruz?

    Kendini kanıtlamış, özellikle istediğin bir silah olur, alırsın sıfırını. Ama ilk silahı şaibeli kaliteye sahip ve standardizasyondan uzak bir markadan sıfır almak gibi bir kumar oynamak bana anlamsız geliyor.