Yarın sabah ben de geliyorum. =)
eblemis tarafından yazılan gönderiler
Lütfen Resim Paylaşımlarınızı Galeri Üzerinden Yapınız. Ek Dosya Yükleme İptal Edilmiştir..
-
-
Abi kısa süreliğine bir bisiklet servisinde çalıştığım süre de dahil olmak üzere bisikletlerle uğraşmaya başlayalı çok çok az çin üretimi shimano ile karşılaştım. Genelde Japonya, Malezya ya da Singapur üretimi parçalar çoğunlukta. Ama benim elime geçen parçaları genelde orta-üst seviye modelleri oldu hep. Belki alt serileri çine kaydırmışlardır, iddia etmeyeyim. Belki de sevikyatı toplu olarak Çin'den yapıyor da olabilirler bisiklet firmaları Çin'den çok büyük toplu alımlar yapıyor çünkü.
-
Yanlışlık olmasın abi, Shimano Japon bir firma ve üretimlerinin büyük çoğunluğunu da Japonya'da yapıyorlar.
Kadrolar genelde Tayvan üretimi ve piyasadaki Kron, Sedona, Geotech gibi yerli markaların kasrosunu da alsanız Giant, Trek, Cannondale gibi büyük markalarile aynı fabrikalardan çıkmış oluyorlar. Üzerine istediğiniz şekilde çok ucuzdan çok pahalıya sonsuz seçenek ile ekipman toplayabiliyorsunuz. Örneğin arka attırıcı, diğer bir deyişle arka vites Shimano modellerinde 14€ ile 175€ arasında değişen fiyat etiketlerine sahip. Veya amortisörlü bir maşayı 50€'ya da alabiliyorsunuz, 1250€'ya da.
Türkiye'de Shimano dışında bulunabilen pek çok marka da mevcut. Sram, Truvativ, Avid, RockShox, Fox, SR Suntour, Hayes, Amoeba, KCNC, Mavic, DT Swiss, Hope, Alex, Ritchey, RST, Magura, Crank Brothers bunlardan ilk etapta aklıma gelenleri.
-
Teşekkür gerektirecek bir şey yapmadık abi.
MOA aslında matematiksel hesaplanış olarak benim söylediğim şekilde fakat özellikle ordularda kullanımı kolaylık sağlaması açısından Mustafa abinin dediği şekilde yuvarlatılarak oluyor. Yani ikisi de doğru diyebiliriz. Bizim gibi milimetrelerle uğraşmadıkları için askerler bu kadar detaya önem vermiyor, haydi onu 1inç alalım, onu 3cm alalım diyiverip geçiyor.
Atilla abi milyemi biliyordum ama belirtmeyi unutmuşum. Aktardığın bilgi ve tecrübelerin için teşekkürler.
-
[Resim Engellendi: http://img6.imageshack.us/img6/53/resim037jf8.jpg]
Bu fotoğrafı gördüğümde yüzümün aldığı şekli görmeliydiniz. Bunun üzerinde farklı ışık, farklı renk ve eksik bir parçadan dolayı iki farklı silaha ait gibi duran iki 686-3 fotoğrafını incelemiş ve yazıda anlatılan hataları bir türlü görememiştim. Farenin tekerleğini aşağıya kaydırmamla birlikte suratım aşağı yukarı şöyle oldu:

Bir farkla, benim ağzım da gözlerim gibi açık kaldı.

-
Geçen haftalardan hatırlarsınız, bizim arabanın arka tamponunda bir hasar vardı. O hasarın onarımı için araba şu anda serviste olduğundan yayayım. Katılabilir miyim bilemiyorum.
-
Teşekkür ederim himalayacrispy. Bilgi birikiminden çok ilgi ve merak dersek daha doğru olur aslında. Zira yazdıklarımın çoğunu konusu geçtiğinde merak edip çeşitli kaynaklardan araştırıyor ve üşenmezsem ve müsaitsem buraya aktarıyorum. Devir internet devri, arayan mevlasını da buluyor, belasını da.
Bu konuyu da kendi dürbün tercihimi yaparken derinlemesine araştırmıştım. Bu bilgiler de o zaman çeşitli yerlerden ve üstatlardan öğrendiklerim ile kaydettiğim kaynakların bir derlemesi.Kol aynen avatarımdaki gibi karşıya uzatıldığında başparmağın kapladığı alan yaklaşık 50mil, işaret parmağı 30mil, işaret ve ortaparmaka bitişik halde 70mil, işaret, orta ve yüzük parmakları bitişik halde 100mil, baş parmak hariç dört parmak 125mil, başparmak çıkıntısı ile birlikte yumruk 180mil ve karşıya bakan açık el baştan başa 300mile denk geliyor. Tabii bu değerler yaklaşık değerler olup bizler için alakadar olduğumuz menziller açısından çok da gerekli değil.
Aslında avatarım bilgisayar dünyasının efsane oyunlarından biri olan Fallout'daki Pip-Boy.

-
Bu konu eğlenceli bir konu. Bu mesajlar ateşli silahlar bölümünde konu ile ilgili yeni bir başlık açılıp oraya taşınırsa daha iyi olur sanki.
-
Haha, Daystate Türkiye'de olmadığı için vazgeçtik ondan. Hem o zaman ben team dışında kalırım yahu, ne yaptın? =)
-
Estağfurullah, ben de silah eksperi değilim.
Hassasiyetle ilgili o konu. 1/4 MOA ayar aralığına sahip olan dürbün turret'larının bir kliği vuruş noktasını 1/4 dakika yani 100 metrede 7mm değiştirirken 1/8 MOA olanı 3,5mm değiştirecektir.
Bu fark mesafe uzadıkça doğal olarak artıyor. 100metrede 3,5mm olan bu fark 1000metrede 3,5cm, 2000metrede 7cm üzeri oluyor. 2000metre ve üzeri mesafelerde 1/4MOA bir dürbünün bir kliği vuruş noktasını 14,5cm değiştiriyor ki 14,5cm çapında bir daire oldukça büyük bir alan. 1/8MOA dürbün ise bir klikte vuruş noktasını iki kat hassasiyetle 7,25cm değiştiriyor.
Fark bundan ibaret. Aslına bakarsanız 1/8dakika ayarlı dürbünler en fazla 300 metre ile ilgilenen biz havalı tüfek kullanıcıları için genelde hamallıktan başka bir şey olmuyor. Klik sayma işimiz uzuyor, hesaplarımız zorlaşıyor. =)
Uzun mesafe atışlarda mil-dot çizgilerini mesafe ölçümü dışında hedef noktası olarak kulanacaksak zaten dürbünün 1/8 ya da 1/4 dakika ayar hassasiyetine sahip olması bir şeyi değiştirmiyor. Sonuçta turret'ları kullanamamış oluyoruz.
-
Ben de başka bir eleştiri getireyim. Silah ruhsatı alıp istediği silahı Türkiye'de bulunmadığı için alamayan ve şahsına özel ithal etmesine izin verilmeyen pek çok kişi var. Bu bence büyük bir hata. Devlet benim silah bulundurma ya da taşıma kifateyine sahip olduğuma belge ile kanaat getirmişse ben özellikle yasaklanmış olmadıkça istediğim silahı satın alabilmeliyim. Örneğin FN Five-seven.
-
Aynen öyle.
-
eee Aynı Hukuk Sabıka Kaydı Olan Vatandaşa Silah Ruhsatı Vermiyor.. Bulundurma Ruhsatı Bile Alamıyor 6136 ya Muhalefet Eden Bir Şahıs.. Yani Ben 6136 ya Muhalefet Edersem Beni Tehlikeli Görüp Buna Silah Falan Vermeyin Diyor , Ama 17 Sabıkası Olan Bir Şahısa Yok Yok Yapmayacaktı Akıllandı O Diyor

Bu Arada Adama Karakolda Soruyorlar Ne İş Yapıyosun Diye , İşsizim Diyor.. Otomobili Bulunuyor 2006 Model Ford Focus Peki Bunu Nasıl Aldın Diyorlar Cevap Yok
Aracın Ruhsatını Eşinin Üzerine Yapmış.. (Eşi de Çalışmıyor) Neden Diye Soruyorlar Yine Cevap Yok
Arabada Giderkende Benim Yanımda Oturdu Bu Adam ve Polislere Söylediğine Bakarmısınız ; ''Siz Akşam Bu İşi Bırakıp Eve Gitmeyecekmisiniz ?'' Ne Olurki Arkadaşlar 17 Sabıka 18 Olmuş Çok mu Umurunda Onun.. Ama Böyle Pisliklerin Bu Toplumda Elini Kolunu Sallaya Sallaya Gezip , İnsanların Canını Yakmaya Devam Etmesi Gerçekten Çok Acı...Bakın ilker bey, silah sahibi olmasına izin vermemek ile oratada somut kanıt yokken suçlu olduğunu varsaymak çok farklı şeyler. Bir tanesi eski suçlarının bir cezasıyken diğeri henüz işlenmemiş bir suç için bir adamı "sen bu suçu işleyektin, hem sabıkan da var" diye içeri almak, işlenmemiş suça ceza kesmek.
Örneğinizde bahsettiğiniz adamın temiz, iyi niyetli bir adam olmadığında hepimiz hemfikiriz zaten. Ama hukuk ihtimaller üzerinden yaptırım uygulayamaz. İşlenmiş suçlarda bile delil yetersizliği diye bir olgu var ki anlattığınız olayda suç işlenmiş bile değil. Adam suç işlemeye niyetli belki ama suçu fiilen işlemedikçe de her şekilde suçsuz.
Adamın işsiz olup araç sahibi olması da bir şeyi değiştirmez. İşsiz olup üzerine kayıtlı Mercedes C200 AMG arabası olan tanıdıklarım var. Adamın birikimi yok, kazancı yok, işi yok, ailesi ile kavgalı, evden kovulmuş, her gece başka bir arkadaşında kalıyor ama üzerine üzerine kayıtlı bir BMW R 1200 GS, bir de Cadillac var. Haydi bakalım, bu adam da mı hırsız şimdi? Hayır, babasının firmasında çok yükesk maaşla çalışırken aile ile kavga edip hem işten hem evden kovulmuş, kendine ait sadece zamanında aldığı motosikleti ve babasının onun üzerine yaptığı Cadillac kalmış.
Şimdi bu adama işsiz ve evsiz olduğu halde çok pahalı bir arabası ve motosikleti olduğu için nasıl hırsız muamelesi yapamayacaksak, o adama da aynı şekilde tek başına bu sebebplerden hırsız muamelesi yapamayız. Konumuz hukuk olduğundan objektif olmak zorundayız.
Ne vardı ki adam camı kırdıktan sonra alsaydı polisler. Adam içeride, polis başarılı, sokaklar bir hırsızdan temizlenmiş, kanun da gözünüzde yeterli olurdu o vakit. Ne güzel olurdu.
-
ağzında buji cebinde tornavida gecenin bir vakti arabaların içine bakan insan ya heyecan arayan bir salaktır ya da kötü niyetlidir, bu da benim görüşümdür
Anlatamıyorum herhalde. Benim görüşüme göre de o adam kötü niyetlidir, suç işlemek amacındadır. Ama mesela benim senin görüşüm değil. Hukuk senin benim görüşüme bakarak karar alamaz. Savcı da o adamın suç işlemek niyetinde olduğunu bilse de kanunen ve yetkisi sınırları gereği o yüzden fiiliyata dönüşmüş suç yoksa adamı tutuklayamaz. Sanırım daha açık anlatmanın yolu yok bunu. Aynı şekilde polis de yetkisi gereği o adamı dövemez. Suç işleyip işlemediği de bu konuda önemli değil. Adam isterse onlarca kişinin katili olsun. Yine de polisin o adamı dövmesi suçtur. Bu, tartışmaya gerek olmayak kadar açık ve kesin bir kuraldır.
Bak coolasice, kimse kimseye hakaret etmiyor. Ben sana üzerine alınma derken mesleğinin polis olduğunu bile bilmiyordum ama yazdıklarından alınmaya başladığını anladım. Kimse kimsenin işini aşağılamıyor. Kaldı ki birinin yaptığı mesleği eleştirmek için önce kendimizi eleştirmek gibi bir borcumuz da olamaz. Sen mesleğini takdir edilecek derecede iyi icra etsen de, iyi yapmasan da bana verdiğin bir müzik aletinin bakımını ben yeterli yapamamışsam beni eleştirme hakkına sahipsin. Sapla samanı karıştırmanın alemi yok. O zaman ben de önce polisliği eleştir, sonra müzik aletine gel dersem, Deniz de önce polisliği eleştir sonra hukuka gel derse ne olur? Kimse kimseyi eleştiremez.
Ayrıca burada kimse senin ya da bir başkasının yaptığı işe doğrudan siz yanlış yapıyorsunuz demedi. Üzerine alınman bence yersiz. Sen deseydin ki "ben böyle bir adam yakaldım, dövdüm" ve biz onu eleştiriyor olsaydık o zaman anlaşılabilirdi alınman. Ha, öyle olsaydı yine söylerdik aynı şeyleri, orası ayrı. Yanlış, kim yaparsa yapsın yanlıştır zira.
Konun ilk mesajlarını tekrar okursan meselenin polisin hatalı uygulamaları olmadığını, kullanıcıların hatalı inançları olduğunu göreceksin. Şahsım adına konuşursam konuya yazdığım ilk mesajda ben bu yanlış inanışları düzeltmeye katkıda bulunma amacındaydım. Bununla üçüncü olacak, tekrar söylüyorum: Niyetim bağcıyı dövmek değil. Ben polis fatura soruyor, sormasın demedim. Polis fatura sorma yetkisine sahip değil, fatura soracak diye kandinizi şartlamayın dedim. Polis hortlak değil ki üzerinize atlasın dedim, medeni bir şekilde iletişim kurarsanız sorun yaşamazsınız dedim, onlar da karakola adam taşımaya meraklı değil dedim. Daha ne diyeyim ki? Sanki polis gördüğü yerde size kelepçe vurur, götürür, döver, içeri tıkar, silahınıza el koyar demişim gibi savunma yapıyorsun, polisi eleştiriyorsunuz diyorsun. Yanlış anlıyorsun.
Ayrıca tekrar ediyorum; polisi de, savcıyı da, jandarmayı da eleştirmek vatandaşlık hakkımızdır. İşini düzgün yapmayan kargo firmasını eleştirmekle hiçbir farkı yok bunun, alınacak gücenecek yanı da yok. Unutma ki ortada bir eleştiri varsa altında yatan bir sebep vardır. Bir meslek mensubu olarak bu eleştirileri bahaneler öne sürerek savuşturmaya çalışmaktansa yapıcı bir şekilde ele alıp iyileştirmek için çalışman gerekir. Senin meslek arkadaşlarına "bakın arkadaşlar, hakkımızda böyle böyle bir kanı var, bunu bunu yaptığımız için böyle oluyor, daha dikkatli olsak iyi olur" demen benim buradan yaptığım eleştiriden çok daha yapıcı olur ama önce kendini eleştiriye açmalısın. Ben kendi mesleğimde zamanında teslim edemedim işten para almam. Hatalı bir işim, kötü bir işçiliğim var mı diye müşterime eleştirilerini sorarım, varsa ya o hatayı düzeltirim, ya da zararını karşılarım. İşimi daha iyi yapmak ve müşterimin gönlünü almak parasını almaktan önemlidir çünkü benim için. Hem de beni işimi daha iyi yapmam için motive eder. Eleştiri iyidir.
Polislik çok zor ve ağır bir meslek. Ben yapamam örneğin. Her zaman da takdir ederim polislik gibi bir mesleği seçebilecek cesarete sahip insanları. Ama meslek zor diye yapılan hatalara susmamızı bekleme. Sen de biliyorsun her meslek gibi polisin de içinde çürük elmalar var. Bunları ayıklamak içinse mesleğini seven biri olarak en önce senin girişimde bulunman gerekir. Eleştirilere kalkan olman değil.
Umarım konumuzun polisin hatalı uygulamaları olmadığını, halk arasındaki polis uygulamaları ve yetkileri hakkındaki hatalı inanışlar olduğunu anlatabilmişimdir.
Velhasıl-ı kelam, kanunen havalı silahınızın yanında fatura taşımak biri zorunluluğunuz yok, polisin jandarmanın da fatura ibrazı istemeye yetkisi yok.

-
Abi izin verirsen biraz açmak isterim:
MOA nedir?
MOA ingilizcede "Minute of Angle" ya da "Minute of Arc" terimin kısaltmasıdır. Türkçede dakika anlamına gelir ve bir açı birimidir. Hani ortaokul coğrafya derslerinde dünyanın eksen eğikliğini görürüz ya "23 derece 27 dakika" diye, hah, işte oradaki dakika. Dakika, 1 derecelik bir açının 60'ta 1'i kadar bir açıdır. Dakikanın 60'ta 1'i ise aynen saat birimlerinde olduğu gibi "saniye" olarak belirtilir ama genelde o kadar hassas birimlere ihtiyaç duyulmadığından kullanım alanı çok kısıtlıdır.
1 MOA, diğer bir deyişle 1 dakika bir dairenin içinde bir kesit şeklinde düşünüldüğünde dairenin merkez noktasından 1 dakikalık açıyla daire çevresine uzanan iki doğrunun daire çevresine temas ettiği noktalarının bir birine olan uzaklığı(aşağıdaki şekilde x ile gösterilen aralık) bizim için önemli olan kısımdır. Dairenin yarıçapı, yani merkezde duran atıcı ile dairenin çevresinde duran hedef arasındaki(aşağıda 100 yards olarak ifade edilen) mesafe artıkça bu x uzunluğu da doğru orantılı olarak artacaktır.
[Resim Engellendi: http://www.reedstargetshootingclub.co.uk/pages/images/moa.gif]Peki X MOA ya da X Dakika ile aslında ifade ediyor olduğumuz bu x uzunluğu ne kadardır?
Dakika bir derecenin 60'ta 1'i, bir derece de dairenin 360'ta 1'i olduğuna göre "1 Dakikalık yay uzunluğu daire çevresinin 21600'de 1'idir." diyebiliriz. Buradan bir dakikanın hesabını dairenin yarıçapından yola çıkarak yapabiliriz.
Hedef ile atıcı arasındaki mesafenin yani daire yarıçapının 100 metre olduğu bir durumda;
Dairenin çevresi 2 x Pi x r ise; 2 x 3,14 x 100metre = yaklaşık 628metredir.
628metre'nin 21600'de 1'i ise; 62800cm/21600=2,9074074074...cm eder.
Buradan 100metre mesafede 1 dakikalık yay 2.9074cm eder diyebiliriz.Pi'nin kabaca 3,14 alınmadığı daha doğru bir hesapla 100metre mesafede 1 dakikalık yay uzunluğu tam olarak 2,90888208665722santimetre eder. Biz buna kabaca 100metrede 3cm de diyebiliriz.
Dakika yay uzunluğu kuadratik bir etki olduğundan 100metrede 3cm, 200 metrede 6cm, 50metrede 1,5cm'e eşit olacaktır. Aynı şekilde 100metrede 1dakika 3cm ederken 2 dakika 6cm, 3dakika 9cm ve 4dakika da 12cm eder.
Mil nedir?
Mil-dot artıkıllardan bahsederken sıkça kullandığımız mil ise aslında Miliradyan'ın kısaltmasıdır. Miliradyan da aynı şekilde bir açı ölçüsü birimidir ve 1 Radyan'ın 1000'de 1'ine eşittir. 1 Radyan ise bir dairenin yarıçapı ile aynı uzunlukta ki yayın açısıdır ve 180'in Pi'ye bölünmesi ile bulunur. Yaklaşık olarak 57 derece, 17dakika ve 45saniyelik bir açıdır.
Örneğin 100metre mesafede bir radyanlık yay da 100metre edeceğinden bir miliradyan yani bir mil; 10000cm/1000=10cm eder. NATO sandartlarına göre 1 açısal Mil daire çevresinin 6400'de 1'ine eşittir. Yani yukarıda örneklediğimiz daireyi kullanacak olursak;
62800cm/6400=9,8125cm olduğundan kabaca "1 Mil 100 metrede 10cm eder." diyebiliriz.Mil-MOA ilişkisi
Mil ile MOA arasındaki ilişkiyi incelemek istersek aynı mesafede(100metre) 10/3=3,33 hesabından yaklaşık olarak "1 Mil, 1 MOA'nın 3,33 katıdır." da diyebiliriz.
Dürbün, mesafe hesaplarınızda yardımcı olabilmesi dileğiyle...
-
İşte temiz kağıdı ve sağlık raporu lazım aktifi için. Team üyelik aidatı da aylık 100 lira.

-
Araba patlatmak dışında ağzında buji kemirenini de hiç görmedim bu arada
Az önce eski yedek bujilerimden birini çekiçle kırdım, şu anda ağzımda çeviriyorum. Buradan ihbar olsun, suçsa gelip gözaltına alsınlar, haydi bakalım. Adresimi isteyen mesaj atsın.
-
Benim verdiğim örnek sizin bahsettiğini olaydan farklıydı. Sadece bir olasılık olarak, biraz da dramatikleştirerek benzer bir örnek verdim.
Adamın ağzından buji parçası çıkmış olabilir ama bu da o adamın soygun yapacağının kanıtı olamaz. Rica ediyorum, şöyle bir düşünün. Anlattığınız olayda saydığınız şartların hangisini doğrudan ve kesin bir biçimde planlanan bir soyguna bağlayabilirsiniz? Adamın ağzında buji parçasıyla gezmesi veya araçların etrafında vakit geçirip camalrından içeriye bakması yasak değil ki.
Aynı mantıkla ben de belimde ruhsatlı bir silahla bir adamı uzun süre süzersem cinayetten hüküm giyeceğim demek ki. Söylediğiniz şartlar kuşkusuz şüpheli bir duruma işaret etmekte fakat hiç biri doğrudan bir soygun teşebüsüne kanıt oluşturmamakta. Ha adam ağzından çıkardığı buji parçasını aracın camına atarken yakalanmış olsaydı işte o zaman soyguna teşebbüs etmiş ve suç işlemiş olacaktı.
Tüm bunlardan bağımsız olarak savcının hatalı ya da hatasız salıverme kararından sonra ya da önce ya da herhangi bir şekilde bu kişiye dayak atan her bir polis memuru tek tek suç işlemiş olur. Polis memurunun görev ve yetkisi ceza infazını kapsamaz. Anlattığınız olayda şüpheliyi darp eden polis memurları gerek hukuki gerekse idari olarak sorumludur. Darp, amirin emrini yapmamak, görevi kötüye kullanmak, zorlarsak suç tasnii gibi Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'ne göre cezası meslekten ihraç olan bir sürü disiplin suçunu işlemiş sayılırlar.
-
19 Eylül 2008'de sektör 3-4'ün ışınsız atamasında 5Teraelektronvolt gerilim altında(%35 yük) meydana gelen bir arıza sebebiyle tünel içerisine büyük çapta bir helyum sızıntısı olmuştu. İki mıknatıs arasında yanlış yapılmış bir elektrik bağlantısı sebebiyle mıknatısların gerilim altında eriyerek mekanik hasara sebep olduğu kazada meydana gelen hasarın onarımı için -270 santigrat dereceden yeniden dış ortam sıcaklığına kadar ısıtılması gerekirken tamirat için en az 2 aylık bir tahmini süre verilmişti.
30 Nisan 2009 itibarı ile tünelin değiştirilmesi ya da onarılması gereken 53'üncü ve son mıknatısı da yer altına indirildi. Tünelde yeni magnetlerin bağlantıları ve benzer kazaların engellenmesi için geliştirilen yeni sistemlerin kurulumu yapılmakta. Önümüzdeki sonbaharda çalışması planlanan parçacık hızlandırıcıya benzer kazaların yaşanmaması için yeni güvenlik sistemlerinin kurulumu yaza kadar sürecek. Ardından düzeneğin ömrü boyunca olası kazalarda salınabilecek helyum gazının güvenli ve kontrollü bir şekilde tahliyesini sağlayacak olan fazla basınç tahliye valflerinin kurulumu yapılacak ve çarpıştırıcı tekrar -270 dereceye soğutulacak.
15 ila 20 yıl boyunca aralıksız olarak çalışması planlanan LHC, 225petabyte(225.000.000Gb, yaklaşık 50 milyon dvd)'dan fazla veri sağlayacak.
-
savcının hatası yok.çünkü yapabileceği bir şey yok.
Cümlenin devamını atlama Deniz =): "Araba soyguncusu örneğinde suç savcının gibi görünüyor ama aslında hatalı uygulamada bulunan polisler."
Sanırım anlatımım yeterli olmamış. Sıradan bir şekilde bakınca hatalı olan savcı gibi görünüyor ama hukuk tarafından bakıldığında esas hatalı uygulamada bulunanun polis olduğunu görüyoruz. Tabii ki savcı kanunu uygulamış. Soyguna teşebbüs bile yokken bir adamı cebindekilerden dolayı suçlayıp tutuklayamazsınız. Ben de sürekli cebimde işim icabı kullandığım bir çakı ve bir el feneri taşıyorum. Diyielim ki bir gece ıssız bir sokakta bir adres arıyorum ve bina girişlerindeki zillerin üzerinde yazan isimleri inceliyorum. Beni polis çeviriyor ve savcı cebimden çıkan fener ve çakıya dayanarak beni soyguna teşebbüsten tutukluyor. Şimdi kim mağdur oldu?Diyelim ki soygundan sabıkalı ama o işleri bırakmış, ıslah olmuş bir otomobil tamircisi. Akşam karanlıkta evine yürürken yolda lüks bir araç görüyor ve aracın içini merak edip camdan içeriye bakıyor, polis çeviriyor, cebinden atöylede koyup orada unuttuğu bir buji ya da bijon çıkıyor. Buna dayanarak da savcı bu adamı tutukluyor. Buyrun bakalım. Ne içinde olduğu durum, ne de eski sabıka kaydı bu adamı suçlu yapar. Adam sabıkalıysa önceden işlediği suçların cezasını çekmiş demektir. Sabıkalı diye bir insana işlemediği bir suç için ceza veremezsiniz.
Her neyse, konumuz havalı silahlardı. Sözün özü; havalı silahınız ile birlikte adınıza kesilmiş fatura taşımak ve ibraz etmek zorunda değilsiniz. Polis de sizden fatura isteme yetkisine sahip değil. Ha, yanınızda fatura bulundurur ve gerektiğinde izahate yardım edecek şekilde kullanırsanız işinizi kolaylaştırır, o başka mevzu.