eblemis tarafından yazılan gönderiler

Lütfen Resim Paylaşımlarınızı Galeri Üzerinden Yapınız. Ek Dosya Yükleme İptal Edilmiştir..

Bizimle Paylaşmak İstediğiniz Resimlerinizi Galeri Dışında Link Olarak Vermek Yasaktır. Galeriye Nasıl Resim Yükleneceğini Bilmiyorsanız Lütfen Konumuzu İnceleyin Buradan Açtığımız Konuyu Ziyaret Edebilirsiniz.

    Arazi aracı konusunda şu iyi bu kötü demek çok da doğru değil. Her aracın artı ve eksi yönleri var. Fakat Audi Q7, VW Touareg, BMW X5, Mercedes ML serisi gibi araşları baştan SUV saymak bir hata zaten. Gerçek arazi araçları yani SUV klasmanından sayılabilecek araçlara gelince;

    Jeep bu konuda fena değil. Kartal görünümlü Cherokee XJ özellikle gerekli arazi kitleri ile donatıldığında arazide çok yüksek performansa sahip. 1993- 1998 yılları arasında üretilen Grand Cherokee ZJ de aynı şekilde. Ama tabii ki Jeep'i Jeep yapan seri olan CJ(Civilian Jeep) serisidir efsanesi. CJ5, CJ7 gibi aletler hakikaten keçiden beterdir.

    Toyota Land Cruiser güney kutbunu boydan boya karadan geçen tek araçtır. Yanlış hatırlamıyorsam VX80 modeliydi. VX100'ler aynı şekilde mükemmel araçlar. Bu aletler tam bir dağ tankıdır. Gözünüze kestirebileceğiniz, denemekten korkmayacağınız her yeri geçebilirler. Toyotanın asıl efsanesi ise FJ40 modelidir. 1960 - 1984 yılları arasında üretilen aracın iyi durumda ve donanımlı modelleri hala 25.000TL gibi fiyatlara alıcı bulmakta. Toyota'nın FJ serisinin yeni concept üyesi FJ Cruiser'ın da arazide hiç fena olmadığı, atalarını utandırmadığı söyleniyor.

    Land Rover Discovery 1, Discovery 2 ve Defender ile bu sınıfın tanınmış üyelerinden. Aynı zamanda Land Rover'ın bir modeli olan Range Rover'lar da üretim amacı olarak araziden çok yola yönelik olsa da hiç fena olmayan araziperformansına sahipler.

    Chevrolet. Tabii ki Captiva falan gibi abuk subuk arabalar değil. K5 Blazer. Amerka'nın efsane suvlarından olan araç kaslı yapısı ve tipik amerikan çizgileri ile görene bir daha baktırıyor. Arazide güçlü motorları ve kuvvetli yürüyen aksamı ile ön plana çıkıyor. Bu aracın kabininde oturmak bile bambaşka bir keyif.

    Diğer bir Amerika'lı ise Dodge Ram. Her ne kadar SUV sınıfına değil de kamyonet hatta Amerika'da kamyon(full sized truck) sınıfına dahil olsa da Özellikle 3. jenerasyonunun 6.7L olan Cummins Turbo Dizel motora sahip 4x4 modelleri aşmış bir yürüyen aksam ve 881Nm gibi korkunç bir tork ile dev kasasına rağmen arazide pek çok SUV'un korkulu rüyası olmuştur.

    Lada Niva. Fazla söze gerek yok sanırım. Ufak, sağlam, inatçı, ucuz. O tuhaf tipli aletin çıkabildiği, geçebildiği yerleri görsenz inanamazsınız.

    Subaru Forester yine tam olarak SUV olmasa da CSUV(Compact Spor Utility Vehicle) sınıfında gerekli modifikasyolarla büyük abilerine kafa tutabilecek bir hale gelebilen araçlardan.

    Mercedes G sınıfı hakkında oldukça fazla şey yazılmış. Bu aletlerin arazi performansı tartışılmaz. Listedeki en iyi tırmanıcılardan biri. Mercedes diyince SUV olmasa da benim yazmadan geçmek istemediğim bir alet daha var: Unimog. Bir alet bu kadar inanılmaz bir arazi performansına sahip olamaz. Yapımında uzaklıların parmağı olsa gerek.
    Bu arada Mercedes'in ML sınıfı hakkında "Bu araç tam bir arazi aracı değildir. Ağır arazi koşullarında kullanmayınız." benzeri bir uyarı ile satış yaptığını da bir dip not olarak ekleyeyim.

    Mitsubishi Pajero. Hakkında fazla bilgim yok fakat off-roadçular hiç fena olmadığını söylüyor. 12 kez Dakar şampiyonu olmuş bir araç; tabii fena olmaz.

    Nissan Pathfinder için de fazla bir şey bilmemek ile birlikte arazide güçlü ve çavik araç olduğunu duymuşluğum vardır.

    Hatalarım varsa affola.

    Ben bu ikinci el almak istemiyorum lafını anlayamıyorum. Evi ikinci el alıyoruz, arabayı alıyoruz da silahı niye almıyoruz ki? İyi kullanılmış, bakımlı, temiz ve kaliteli bir silah almaktansa niçin aynı paraya daha alt seviye bir silah almak tercih edilmesin? Hani tamam, para olur, imkan olur, "ben en iyisini sıfır alacağım" dersin ama hiçbirimizin çöpe atılacak parası yok. Niye gidip aynısını yarı fiyata alabilecekken nitelikli olmayan bir silahın sıfırına para veriyoruz?

    Kendini kanıtlamış, özellikle istediğin bir silah olur, alırsın sıfırını. Ama ilk silahı şaibeli kaliteye sahip ve standardizasyondan uzak bir markadan sıfır almak gibi bir kumar oynamak bana anlamsız geliyor.

    Abi kısa süreliğine bir bisiklet servisinde çalıştığım süre de dahil olmak üzere bisikletlerle uğraşmaya başlayalı çok çok az çin üretimi shimano ile karşılaştım. Genelde Japonya, Malezya ya da Singapur üretimi parçalar çoğunlukta. Ama benim elime geçen parçaları genelde orta-üst seviye modelleri oldu hep. Belki alt serileri çine kaydırmışlardır, iddia etmeyeyim. Belki de sevikyatı toplu olarak Çin'den yapıyor da olabilirler bisiklet firmaları Çin'den çok büyük toplu alımlar yapıyor çünkü.

    Yanlışlık olmasın abi, Shimano Japon bir firma ve üretimlerinin büyük çoğunluğunu da Japonya'da yapıyorlar.

    Kadrolar genelde Tayvan üretimi ve piyasadaki Kron, Sedona, Geotech gibi yerli markaların kasrosunu da alsanız Giant, Trek, Cannondale gibi büyük markalarile aynı fabrikalardan çıkmış oluyorlar. Üzerine istediğiniz şekilde çok ucuzdan çok pahalıya sonsuz seçenek ile ekipman toplayabiliyorsunuz. Örneğin arka attırıcı, diğer bir deyişle arka vites Shimano modellerinde 14€ ile 175€ arasında değişen fiyat etiketlerine sahip. Veya amortisörlü bir maşayı 50€'ya da alabiliyorsunuz, 1250€'ya da.

    Türkiye'de Shimano dışında bulunabilen pek çok marka da mevcut. Sram, Truvativ, Avid, RockShox, Fox, SR Suntour, Hayes, Amoeba, KCNC, Mavic, DT Swiss, Hope, Alex, Ritchey, RST, Magura, Crank Brothers bunlardan ilk etapta aklıma gelenleri.

    Teşekkür gerektirecek bir şey yapmadık abi.

    MOA aslında matematiksel hesaplanış olarak benim söylediğim şekilde fakat özellikle ordularda kullanımı kolaylık sağlaması açısından Mustafa abinin dediği şekilde yuvarlatılarak oluyor. Yani ikisi de doğru diyebiliriz. Bizim gibi milimetrelerle uğraşmadıkları için askerler bu kadar detaya önem vermiyor, haydi onu 1inç alalım, onu 3cm alalım diyiverip geçiyor.

    Atilla abi milyemi biliyordum ama belirtmeyi unutmuşum. Aktardığın bilgi ve tecrübelerin için teşekkürler.

    Bu fotoğrafı gördüğümde yüzümün aldığı şekli görmeliydiniz. Bunun üzerinde farklı ışık, farklı renk ve eksik bir parçadan dolayı iki farklı silaha ait gibi duran iki 686-3 fotoğrafını incelemiş ve yazıda anlatılan hataları bir türlü görememiştim. Farenin tekerleğini aşağıya kaydırmamla birlikte suratım aşağı yukarı şöyle oldu: :!:

    Bir farkla, benim ağzım da gözlerim gibi açık kaldı. ;kihhik,

    Teşekkür ederim himalayacrispy. Bilgi birikiminden çok ilgi ve merak dersek daha doğru olur aslında. Zira yazdıklarımın çoğunu konusu geçtiğinde merak edip çeşitli kaynaklardan araştırıyor ve üşenmezsem ve müsaitsem buraya aktarıyorum. Devir internet devri, arayan mevlasını da buluyor, belasını da. ;kihhik,
    Bu konuyu da kendi dürbün tercihimi yaparken derinlemesine araştırmıştım. Bu bilgiler de o zaman çeşitli yerlerden ve üstatlardan öğrendiklerim ile kaydettiğim kaynakların bir derlemesi.

    Kol aynen avatarımdaki gibi karşıya uzatıldığında başparmağın kapladığı alan yaklaşık 50mil, işaret parmağı 30mil, işaret ve ortaparmaka bitişik halde 70mil, işaret, orta ve yüzük parmakları bitişik halde 100mil, baş parmak hariç dört parmak 125mil, başparmak çıkıntısı ile birlikte yumruk 180mil ve karşıya bakan açık el baştan başa 300mile denk geliyor. Tabii bu değerler yaklaşık değerler olup bizler için alakadar olduğumuz menziller açısından çok da gerekli değil.

    Aslında avatarım bilgisayar dünyasının efsane oyunlarından biri olan Fallout'daki Pip-Boy. :thumbup:

    Estağfurullah, ben de silah eksperi değilim.

    Hassasiyetle ilgili o konu. 1/4 MOA ayar aralığına sahip olan dürbün turret'larının bir kliği vuruş noktasını 1/4 dakika yani 100 metrede 7mm değiştirirken 1/8 MOA olanı 3,5mm değiştirecektir.

    Bu fark mesafe uzadıkça doğal olarak artıyor. 100metrede 3,5mm olan bu fark 1000metrede 3,5cm, 2000metrede 7cm üzeri oluyor. 2000metre ve üzeri mesafelerde 1/4MOA bir dürbünün bir kliği vuruş noktasını 14,5cm değiştiriyor ki 14,5cm çapında bir daire oldukça büyük bir alan. 1/8MOA dürbün ise bir klikte vuruş noktasını iki kat hassasiyetle 7,25cm değiştiriyor.

    Fark bundan ibaret. Aslına bakarsanız 1/8dakika ayarlı dürbünler en fazla 300 metre ile ilgilenen biz havalı tüfek kullanıcıları için genelde hamallıktan başka bir şey olmuyor. Klik sayma işimiz uzuyor, hesaplarımız zorlaşıyor. =)

    Uzun mesafe atışlarda mil-dot çizgilerini mesafe ölçümü dışında hedef noktası olarak kulanacaksak zaten dürbünün 1/8 ya da 1/4 dakika ayar hassasiyetine sahip olması bir şeyi değiştirmiyor. Sonuçta turret'ları kullanamamış oluyoruz.

    Ben de başka bir eleştiri getireyim. Silah ruhsatı alıp istediği silahı Türkiye'de bulunmadığı için alamayan ve şahsına özel ithal etmesine izin verilmeyen pek çok kişi var. Bu bence büyük bir hata. Devlet benim silah bulundurma ya da taşıma kifateyine sahip olduğuma belge ile kanaat getirmişse ben özellikle yasaklanmış olmadıkça istediğim silahı satın alabilmeliyim. Örneğin FN Five-seven.