eblemis tarafından yazılan gönderiler

Lütfen Resim Paylaşımlarınızı Galeri Üzerinden Yapınız. Ek Dosya Yükleme İptal Edilmiştir..

Bizimle Paylaşmak İstediğiniz Resimlerinizi Galeri Dışında Link Olarak Vermek Yasaktır. Galeriye Nasıl Resim Yükleneceğini Bilmiyorsanız Lütfen Konumuzu İnceleyin Buradan Açtığımız Konuyu Ziyaret Edebilirsiniz.

    Muhasır Medeniyetler Seviyesine Ancak Sağlam Bir Adalet Ulaştırabilir Bizi.. Dayatma ve Diretme ile Bize Empoze Edilen Hukuk Değil.. Ecdadın Cedd-i Pak'ına Rahmet....

    Türk hukuk sistemi büyük ölçüde Osmanlı dönemi kanunlarına dayanmaktadır. Yurtdışından esinlenilerek ya da yabancı doktrinler kullanılarak oluşturulan kanunlar ise halen dünyanın en iyi örneklerindendir. Hukuk sistemimizdeki açıklar büyük ölçüde hatalı ve eksik yürütmeden kaynaklanmakta olup yüksek enflasyon sebebiyle hızla güncelliğini yitiren para cezaları dışında ceza hukukumuzda da önemli bir problem yoktur. Yanlışım varsa düzeltin lütfen.

    sorunu yanlış yerde arıyorsunuz.sorun cezaların azlığı değil.sorun etkinliğin sağlanamaması.

    Bu konu çok önemli. Cezaların azlığı ve niteliği eksik değil aslında. Mesele uygulamanın doğru yapılamaması. Araba soyguncusu örneğinde suç savcının gibi görünüyor ama aslında hatalı uygulamada bulunan polisler. 20 dakika adamı izlemişler, 5 dakika daha izleyip adam camı kırdıktan sonra müdahale etselerdi o adam şimdi içerideydi.

    Kanunlar teker teker öğrenildiğinde çok eksik ve mantıksız görünüyor fakat aslında her şey gayet güzel ve düzenli. Evet, hukuk sistemimizde eksikler tabii ki var, her hukuk sisteminde eksik olur. Fakat beğenmediğimiz türk yazılı hukuk sistemi dünya'daki en iyi örneklerden biridir. Tüm problem bu yazılı kanun ve mavzuatın yeterli, doğru ve usulüne uygun uygulanamamasından çıkmakta.

    Ankara'nın göbeğinde, Tunalı Hilmi'de bir sürü polis devriyesinin arasında elimde tüfek kılıfıyla çok gezdim, kimse bir şey demedi. Mühye'de çeşitli yerlerde atış yaparken jandarma araçlarının durup uzaktan bir süre bnei izlediği oldu ama yine kimse gelip bir şey demedi. Ben bu konuda bir güvenlik gücüyle muhattap olmak zorunda kalmadım ama olsam da ben şüpheli hareketlerde bulunmadıkça problem çıkaracaklarını sanmıyorum. Örneğin beni izleyen jandarma aracından rahatsız olup atışlarımı kesseydim, ya da onlara gülümseyerek başımla selam vermek yerine bakışlarımı kaçırsaydım eminim araçtan inip kim olduğumu, ne yaptığımı soracaklardı.

    Üzerine alınma lütfen demiştim ama yine de kişiselleşmeye başladı demişsin. Canın sağolsun. Ben meramımı anlattığıma inanıyorum.

    Ne önyargılarım var, ne de görüşüm bozuk allaha şükür. Polise eşkiya gözüyle bakmıyorum, vatandaş gözüyle bakıyorum. Ne gazetenin, ne de televizyonun lafıyla konuşuyorum. Başıma bir iş de gelmedi ama şahit olduklarımı önceki mesajıma yazmıştım, polisliğe hakaret olur, genelleme yapmış olmayayım diye geri sildim. Yeri geldi hakkımı kanuni yoldan arayacağımı söylemem bile yeterli oldu hakkımı almama. O yüzden biliyorum ki kanunlar gayet güzel işliyor. Ama malesef bilene işliyor, bilenin işini çözüyor. Ben de sabahtan beri insanlar bilsin, işletsin, çözsün diye uğraşıyorum.

    Tekrar edeyim; niyetim bağcıyı dövmek değil, münakaşa etmek değil. Şurada güzel güzel tartışıyoruz. Kavga etmiyoruz ki yöneticiler aramıza girip ayırsın. Yine de varsa kusuruma bakma coolasice.

    İlker bey,

    Söylediklerinizde haklısınız. Fakat benim anlatmaya çalıştığım şey suçluluk ve teslimiyetçilik psikolojisinde hareket etmemek gerektiğidir. Karakola davet ederse gideriz, alnımız ak çıkarız. Ne elimizdeki aletler yasadışı, ne de biz o aletlerle suç işliyoruz. Ben bunu anlatamıyorum. Ayrıca taktir edersiniz ki faturasının olup olmaması bir silaha müdahale edilip edilmediğini kanıtlamaz. Faturası o silahın vergisi ödenerek satın alınmış olduğunu kanıtlar, başka bir şeyi değil. Onun denetimi de kolluk kuvvetlerinin vazifesi değildir. Niçin faturayı fiili bir ruhsat haline getirelim ki? Yarın bir gün faturası kaybolan, ya da silahı faturası olmayacak kadar eski olan veyahut faturasını yanına almayanların başının derde girmesine mahal verecek alışkanlıklar yaratalım ki?

    Polis hortlak değil ki üzerimize atlasın. Fatura dediğinde "Memur bey bu silah havalı silahtır, aha burasında işareti, şurasında kolu, orasında tüpü vardır, spor tüfeğidir, taşımak ve bulundurmak serbesttir, bir zahmet telsizinle amirine de danış istersen, o da onaylayacaktır" diyince yatırıp kafamızı mı kesecekler? Eli yüzü düzgün, konuşmayı, sosyal ilişkileri bilen insanlarız. Onlar da çok mu meraklı durup dururken karakola adam taşımaya?

    Yine tekrarlayayım. Fatura taşımayın demiyorum. Hatta taşıyım, iyi olur, yardımcı olur diyorum. Ama taşımak zorunda olmadığınızı bilin diyorum. Sizlere hitaben değil, burayı okuyan başka kimselere hitaben, yanınızda fatura yoksa ezilip büzülmeyin diyorum, haklarınız ve kolluk kuvvetlerinin bu konudaki yetkilerini bilin diyorum. Silahlı kalkışma yapın demiyorum ki?

    Ben kimseye taşımayın demiyorum. Taşımak zorunda değilsiniz diyorum. Siz kendinizi fatura taşımanın gerekliliğine bu kadar inandırırsanız polisi, jandarması da fatura sorma haklarının olduğuna gitgide daha çok inanacaktır. Ortada uydurma bir uygulama var, buna niçin bu kadar sadık bir biçimde destek verildiğini anlayamıyorum. Bu konuda birisi bir şey atmış orataya, fatura taşıyın demiş, şimdi herkeste bir fatura derdi, fatura telaşı. Tamam, alışverişlerinizde faturanızı alın fakat bunu fatura size lazım olduğu için değil, satıcının vergisini ödemesini sağlamak için yapın. İkinci elde fatura arkasına devir yazısı yazmak falan hukuken hiç bir bağlayıcılığı olmayan şeyler. Yalnızca ileride silahı satan kişinin "bu silah benim, işte faturası" diye ortaya çıkmasını engeller. İlla ki fatura meseleyse satış fatura arkasına isim yazıp imza atmayla olmaz, yeniden satış faturası kesip kdv'sini paşa paşa borçlanmayla olur ki ticari ünvanı olmayan son kullanıcı da onu yapamaz zaten.

    Bu silahları kullanmak, taşımak ya da bulundurmak için bir belge gerekli olsaydı o belgenin adı fatura değil ruhsat olurdu, rahat olun.

    Bu arada kanunlar yazıldığı gibi işler. Başka şekilde işliyorsa ne yargı, ne TBMM, ne de Başbakanlık bir işe yarıyor demektir. Kanunlar polisin canı nasıl isterse öyle işliyorsa seçimlerle, bakanlarla, mahkemelerle, hakimlerle falan da kendimizi kandırıyoruz o zaman.

    Üzerine alınma lütfen coolasice, genel konuşuyorum. Niyetim bağcıyı dövmek değil.
    Polis fatura sorarsa bu silahı taşımak için bir belgeye ihtiyacımız olmadını anlatmak yerine buyur abi diye faturayı uzatmak, suçlu olmadığımız halde sürekli potansiyel suçlu psikolojisinde dolaşmak, polise harfiyyen itaat ve biat etmekteki bu ısrarımızı oldum olası anlayamadım. Adamlar canı sıkılınca dolmuş çevirip kimlik soruyor, biz "Dur bakalım kardeşim, önce biz senin kimliğini görelim, köşedeki mağazadan polis üniforması giyip çıkmadığını bilelim." "Durduk yerde kimlik kontrolü gibi bir hakkın yok, neye dayanarak kimlik istiyorsun?" diyeceğimiz yerde herkesin kimliklerini toplayıp adamlara zahmet vermemek için topluca teslim etmek için ortak bilinç oluşturuyoruz. Bakın avrupa ülkelerine, amerikaya; geçtim polisleri, gizli serivs ajanları bile sivil ile muhattap olurken daha lafa başlamadan önce kendi kimliğini gösteriyor, biz de sırtında polis montu, kafasında şapkası olan eli cebinde adam yüzümüze baksa kafamızı çeviriyoruz, bakışlarımızı kaçırıyoruz. Sanki on dakika önce üç adam öldürmüş, iki banka soymuş gibi "Aman bana bulaşmasın" diye yırtmaya çalışıyoruz. Sonra da rüşvet alıyorlar diye, işlerini yapmıyorlar diye, meydanda dayak yedik diye ağlıyoruz. Yeriz tabii. Adamalar tanrıymışçasına her dediklerini sorgusuz sualsiz yerine getirirsek, işin yapmadığında haddini bildirmez, gölgesini gördüğümüzde kaçacak delik ararsak onlar da işlerinin bizi korumak olduğunu unutur, kendilerinde bizi darp edecek gücü ve cürreti görmekte bir sıkıntı yaşamazlar. İnsan haddini bilmiyorsa ona haddini bildirmek lazım gelir. Bildirmiyorsanız da yok polis şöyle, yok rüşvet, yok şiddet diye mızmızlanmaya hakkınız yok demektir.

    Polisin yetkileri ve kendi haklarımız konusunda daha çok bilgilenmeli ve daha bilinçli davranmalıyız.

    Havalı silah dünyasını takip etmek zorunda değildir tabii ki fakat yürürlükteki kanun ve mevzuatı bilmek zorundadır. Herhangi bir nesneyi alıkoymak ve kişiyi onu kullanmaktan mahrum bırakmak yaptırımdır. Mahkeme süresince tutuklu kalan sanıkların cezaları kesinleştikten sonra tutukluluk süresinin cezalarından düşülmesi de suçlu olduklarının hakim ve mahkeme tarafından tespit edilmesinden önce karşılaştıkları tedbirlerin yaptırımdan sayıldığının kanıtıdır.

    Kolluk kuvveti hakkınızda bir işlem yapacaksa bunu geçerli ve makul bir sebebe dayandırmak zorundadır. Öyle kafasına göre "ben havalı yasak mı değil mi bilmem, ben havalı nedir bilmem, yürü savcuya" diyemez. Silahın ateşli mi ateşsiz mi olduğunu ayırt etmek çocuk oyuncağıdır. Gerek polis, gerekse jandarma mensupları bu konularda gerekli eğitimi almışlardır. Silahın pcp mi yaylı mı olduğunu bilmeyebilir ama ateşli olup olmadığını anlamaması gibi bir durum söz konusu olamaz.

    Diyelim ki görevli tüm bunlara rağmen hakkınızda işlem başlattı, silahınızı alıkoydu ve sizi savcılığa sevketti. Bu halde konu zaten savcıda çözülecektir. Yok kriminal incelemeler falan ne yaptınız siz? Cinayet zanlısı mıyız yoksa tüfeklerimiz ateşli olmadığını anlamak için kriminal laboratuarına gitmesi gerekecek kadar acayip aletler mi?

    Havalı tüfeklerin üzeindeki pelet simgeleri tüfeğin havalı spor tüfeği olduğunu belirtir. Bu işaretin bulunmadığı az sayıdaki tüfeğin ise havalı olduğu üzerindeki basınç değerlerinden ya da kurma mekanizmasından kolayca anlaşılabilir. En başta havalı tüfeklerde ateşli silah mühimmatını ateşleyecek iğne ya da çekiç düzeneği bulunmaz. Bu bile görevlinin silahın ateşli olmadığını anlaması için yeterlidir.

    Polis memuru nasıl ki un ile eroini ayırt etmek zorunda ise aldığı eğitim gereği ateşli ile ateşsiz silahı da ayırt etmek zorunda ve becerisindedir. Aksi halde davranır ve silahınızı kontrol etmeden ya da "ateşli mi değil mi ben bilmem" gibisinden bir yaklaşımda bulunur ve sizi zor durumda bırakırsa hakkında görevi kasten kötüye kullanma iddiasıyla inceleme başlatılmasını isteyebilirsiniz.


    İyi vallahi, o zaman bisiklet sürenlerin altındaki bisikleti de "ben motoru var mı yok mu anlamam, ehliyetin yok" diye alıkoysunlar, ağrı kesici içen adamı "ben içtiğin ilaç mı, ecstasy mi bilmem" diye içeri atsınlar.

    Mengene işi karıştırmaz, sadece yöntemin çalışmasını engeller. =)

    Mengene silahı sabit tuttuğu için dürbünün taretlerini ne yaparsanız yapın tüfek aynı noktaya ateş edecektir. Bu da dürbünün taretini değil, tüfeğin namlusunu test etmek için iyi bir yöntem olur. =)
    Mustafa abinin söylediği şekil aslında her klik oynamasından sonra yeniden nişan alıp yeniden mengeneye sabitlemek şeklinde. Yani atıcı faktörünü tamamen ortadan kaldırmak üzerine.

    Çünkü kolluk işin teknik boyutunu bilmek zorunda değil rutini uygulamakla görevlidir.

    İşin teknik boyutunu da bilmek zorundadır. Bilmediği kanuna dayanarak silah alıkoyamaz, yaptırım uygulayamaz. Kanunda ruhsat ve izne tabii silahlar ile yasak silahlar açık şekilde belirtilmiştir. Elinizdeki silahın ne olduğunu bilmiyorsa kafasına göre ateşli silah muamelesi yapamaz.

    Tabii bu konuda esas belirleyici faktör bizlerin üslubu ve konuya yaklaşımı olur. Ne kadar yapıcı ve emin hareket edersek o kadar kolay çözeriz problemi. Gereksiz ürkeklik, heyecan, ne yaptığından ve dediğinden emin olamama hali, fazla ağam paşam ayakları işleri zorlaştıracaktır. "Ağam paşam"la genelde işler çözülüyor olsa da konu silah olunca ağamla paşamla adam kayıramazlar, en güzeli haklarınızı, kanunları ve karşınızdaki görevlilerin yetki sınırlarını bildiğinizi yumuşak bir üslupla belli etmek ve işin aslını astarını güzelce izah etmektir. Fatura bu izahat kısmında yardımcı olmaz mı? Tabii ki olur ama üzerinizde fatura taşımak zorunda olmadığınızı unutmayın.

    aslında ben konuya biraz daha farklı bir açıdan girmek istiyorum


    Bence vede bir kaç bilimadamına göre insanlıgın varlıgını sürdürmesi için bir şekilde dünyadan kopması gerekiyor. Bu deneyin direk böyle bir sonuç olurmasa da bunun için bir basamak oldugunu düşünüyorum. sonuçta amaç bu olsa da ol masada Bilimde raslantısallıgın önüne geçemiyor bir şekilde. Raslantısallık kelimesini de rastgele kullanmıyorum. Çünkü teoride şu anki varlığımız gezegenlerin ve evrenlerin varlıgı bu rastlantısallı-ğa yada diğer bir deyişe kaotik düzene oturuyor.
    Nasıl mı! araştırılan big bang eger oldugundan saniyenin milyonda biri daha uzun sürmüş olsaydı buyuk ihtimalle bugun bildigimiz evren, sistem, canlı döngüsünün hiçbiri olmayacaktı. Belki bugune kadar bulabildigimiz elementlerin hiç biri olmayacaktı. O zaman bence en önemli varoluş sorusuna bilinçsizde olsa bir cevap aranıyor. Neden böyleyiz. Neden böyle yaratıldık. Bu sorunun en temeline inersek butun egomuzu,kimligimizi,açıklamalarımızı bir kenara bırakarak. Neden big bang'in mekaniginde gizli. Ha bu neden neye fayda edecek hiç bir fikrim yok gerekte yok. Ama ihtimal dahilindeki malzemenin en temel alt birimini bulundu birisi onu paketleyip satmanın yolunu bulacaktır.

    saygılar

    Birkaç değil, bir çok bilimadamı aynı görüşte zaten. Dünyanın limtleri, kaynakları, yaşı belli. İnsanlık kendi ırkının devamını istiyorsa bir gün mutlaka bu gezegeni terk etmek zorunda.

    Bu arada "big bang eger oldugundan saniyenin milyonda biri daha uzun sürmüş olsaydı buyuk ihtimalle bugun bildigimiz evren, sistem, canlı döngüsünün hiçbiri olmayacaktı." demişsiniz. Bunun yanlış olan bir tarafı yok fakat bir ekleme yapmak istiyorum. Belki de çok daha zengin canlı çeşitleriyle kaplı bambaşka yapıda bir kozmos oluşmuş olacaktı. Bu ihtimaller asla bilemeyeceğimiz şeyler ama zaten bilim "eğer"lerle ya da "belki"lerle ilgilenmez. Bilimadamları yapmaları gerektiği gibi "olan"ı bulmaya çalışıyor.

    2521 SAYILI AVDA VE SPORDA KULLANILAN TÜFEKLER, NİŞAN TABANCALARI VE AV BIÇAKLARININ YAPIMI, ALIMI,SATIMI VE BULUNDURULMASINA DAİR KANUNUN UYGULANMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK'te yapılan 22.04.2009 tarihli değişiklikler var ve son güncel hali ile verdiğim kanunun ilgili maddesinde bir değişiklik görünmüyor. Bahsettiğiniz genelde spor amaçlı kullanılan hava ile çalışan yivli ateşsiz silahları kapsamıyor olsa gerek.

    Walther Falcon'un konusuna yazmıştım, asıl tartışma burada dönüyormuş. Kopyalıyorum:

    İlker bey, alıntı yaptığınız yazıda fatura taşımak yardımcı bir unsur olarak sunulmuş. Doğrusu da öyle zaten. Fatura taşımanın tek amacı görevliye elinizdekinin ateşli ya da ruhsat veya izne tabii bir silah olmadığını anlatmanıza yardımcı olmak. Fatura gibi bir yükümülülük kesinlikle yok. Bu konuda uzun araştırmalar yaptım. "2521 Sayılı Avda Ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları Ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı Ve Bulundurulmasına Dair Kanun" şöyle der:

    "Kapsam:
    Madde 2 – Her türlü yivsiz av tüfeklerini, hava ve gaz basıncı ile çalısan atessiz nisan tüfek ve tabancalarını ve bunların aksamını yapan fabrika ve imalathanelerin kurulması, isletilmesi, tüfek ve tabancalar ile av bıçaklarının yapılması, satılması, satın alınması, bulundurulması ve tasınması bu Kanun hükümlerine tabidir."

    "Satısta aranacak belgeler:
    Madde 8 – Yivsiz tüfeklerin satısında; satıcıdan satıcılık belgesi, alıcıdan (...) mahallin en büyük mülkiye amirinden alınacak yivsiz tüfek satın alma belgesi aranır. Hava ve gaz basıncı ile çalısan atessiz tüfek ve tabanca satıslarında bu belge aranmaz."

    Bu madde (...) ile belirtilen yerden 1/7/2003 tarih ve 4915 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile "av tezkeresiz, yoksa" ibaresi çıkarılmıştır.

    Havalı silahların satın alınması, bulundurulması ve kullanılması için gerekli olan belgeler ile ilgili tek ve en açık madde budur.

    Ben bu kanunun bir çıktısını yürürlükteki mevzuatı bilmeyen kolluk kuvvetleri ile karşılaşmam halinde ibraz etmek üzere tüfeğimin kılıfında taşıyorum. Dediğim gibi, fatura hiçbir şeyi kanıtlamaz. Ne silahın size ait olduğunu, ne sizin silah kullanmak için yeterli olduğunuzu, ne de başka bir şeyi. Fatura ekonominin kayıt altına alınması ve gerekli mali işlemlerin yapılabilmesi açısından gerekliliği olan bir belgedir. Kesildiği anda işlevi biter. Polis de olsa, jandarma da olsa üzerinde taşıdığınız herhangi bir nesnenin faturasını ibraz etmenizi isteyemez.

    Fatura ibrazı isteme yetkisine sahip olan maliye müfettişler ile yanlış bilmiyorsam gelir denetmenleri ise yalnızca vergi incelemesi amacıyla böyle bir istekte bulunabilir.


    Bu arada bahsettiğiniz genelge için bir kaynak gösterebilir misiniz? Çünkü eğer söylediğiniz gibiyse yukarıdaki kanuna doğrudan aykırı olur.

    İlker bey, alıntı yaptığınız yazıda fatura taşımak yardımcı bir unsur olarak sunulmuş. Doğrusu da öyle zaten. Fatura taşımanın tek amacı görevliye elinizdekinin ateşli ya da ruhsat veya izne tabii bir silah olmadığını anlatmanıza yardımcı olmak. Fatura gibi bir yükümülülük kesinlikle yok. Bu konuda uzun araştırmalar yaptım. "2521 Sayılı Avda Ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları Ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı Ve Bulundurulmasına Dair Kanun" şöyle der:

    "Kapsam:
    Madde 2 – Her türlü yivsiz av tüfeklerini, hava ve gaz basıncı ile çalısan atessiz nisan tüfek ve tabancalarını ve bunların aksamını yapan fabrika ve imalathanelerin kurulması, isletilmesi, tüfek ve tabancalar ile av bıçaklarının yapılması, satılması, satın alınması, bulundurulması ve tasınması bu Kanun hükümlerine tabidir."

    "Satısta aranacak belgeler:
    Madde 8 – Yivsiz tüfeklerin satısında; satıcıdan satıcılık belgesi, alıcıdan (...) mahallin en büyük mülkiye amirinden alınacak yivsiz tüfek satın alma belgesi aranır. Hava ve gaz basıncı ile çalısan atessiz tüfek ve tabanca satıslarında bu belge aranmaz."

    Bu madde (...) ile belirtilen yerden 1/7/2003 tarih ve 4915 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile "av tezkeresiz, yoksa" ibaresi çıkarılmıştır.

    Havalı silahların satın alınması, bulundurulması ve kullanılması için gerekli olan belgeler ile ilgili tek ve en açık madde budur.

    Ben bu kanunun bir çıktısını yürürlükteki mevzuatı bilmeyen kolluk kuvvetleri ile karşılaşmam halinde ibraz etmek üzere tüfeğimin kılıfında taşıyorum. Dediğim gibi, fatura hiçbir şeyi kanıtlamaz. Ne silahın size ait olduğunu, ne sizin silah kullanmak için yeterli olduğunuzu, ne de başka bir şeyi. Fatura ekonominin kayıt altına alınması ve gerekli mali işlemlerin yapılabilmesi açısından gerekliliği olan bir belgedir. Kesildiği anda işlevi biter. Polis de olsa, jandarma da olsa üzerinde taşıdığınız herhangi bir nesnenin faturasını ibraz etmenizi isteyemez.

    Fatura ibrazı isteme yetkisine sahip olan maliye müfettişler ile yanlış bilmiyorsam gelir denetmenleri ise yalnızca vergi incelemesi amacıyla böyle bir istekte bulunabilir.

    Havalı Silahta Olsa Bu Ülkenin Kanunları Yasaları Var.. Eğer O Yasalar Havalı da Olsa Kuru Sıkı da Olsa Silahın Faturası Kendi Adına Değilse Taşıyamazsın Bulunduramazsın Demişse ; Sizin Adınıza İmzalanmış Faturalı Silahı Bir Başkasına Gönderirken Gönderdiğiniz Şahısa Devrini Yapacaksınız...

    Bu konuda müsadenizle araya girmek istiyorum: Ne "6136 Sayılı Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun", ne "4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu", ne de ilgili tüzük ve yönetmeliklerde böyle bir hüküm yoktur. Fatura kesilmesi ya da fatura sahibi konuları maliye konularıdır, kolluk kuvvetlerini ilgilendirmez. Tüketicinin fatura taşımak gibi bir sorumluluğu olamaz, özel hallerde zaten devlet ruhsat yahut izin belgesi uygulamasına gider.

    Havalı Silahta Olsa Bu Ülkenin Kanunları Yasaları Var.. Eğer O Yasalar Havalı da Olsa Kuru Sıkı da Olsa Silahın Faturası Kendi Adına Değilse Taşıyamazsın Bulunduramazsın Demişse ; Sizin Adınıza İmzalanmış Faturalı Silahı Bir Başkasına Gönderirken Gönderdiğiniz Şahısa Devrini Yapacaksınız...

    Bu konuda müsadenizle araya girmek istiyorum: Ne "6136 Sayılı Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun", ne "4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu", ne de ilgili tüzük ve yönetmeliklerde böyle bir hüküm yoktur. Fatura kesilmesi ya da fatura sahibi konuları maliye konularıdır, kolluk kuvvetlerini ilgilendirmez. Tüketicinin fatura taşımak gibi bir sorumluluğu olamaz, özel hallerde zaten devlet ruhsat yahut izin belgesi uygulamasına gider.