Aynen öyle.
eblemis tarafından yazılan gönderiler
Lütfen Resim Paylaşımlarınızı Galeri Üzerinden Yapınız. Ek Dosya Yükleme İptal Edilmiştir..
-
-
eee Aynı Hukuk Sabıka Kaydı Olan Vatandaşa Silah Ruhsatı Vermiyor.. Bulundurma Ruhsatı Bile Alamıyor 6136 ya Muhalefet Eden Bir Şahıs.. Yani Ben 6136 ya Muhalefet Edersem Beni Tehlikeli Görüp Buna Silah Falan Vermeyin Diyor , Ama 17 Sabıkası Olan Bir Şahısa Yok Yok Yapmayacaktı Akıllandı O Diyor

Bu Arada Adama Karakolda Soruyorlar Ne İş Yapıyosun Diye , İşsizim Diyor.. Otomobili Bulunuyor 2006 Model Ford Focus Peki Bunu Nasıl Aldın Diyorlar Cevap Yok
Aracın Ruhsatını Eşinin Üzerine Yapmış.. (Eşi de Çalışmıyor) Neden Diye Soruyorlar Yine Cevap Yok
Arabada Giderkende Benim Yanımda Oturdu Bu Adam ve Polislere Söylediğine Bakarmısınız ; ''Siz Akşam Bu İşi Bırakıp Eve Gitmeyecekmisiniz ?'' Ne Olurki Arkadaşlar 17 Sabıka 18 Olmuş Çok mu Umurunda Onun.. Ama Böyle Pisliklerin Bu Toplumda Elini Kolunu Sallaya Sallaya Gezip , İnsanların Canını Yakmaya Devam Etmesi Gerçekten Çok Acı...Bakın ilker bey, silah sahibi olmasına izin vermemek ile oratada somut kanıt yokken suçlu olduğunu varsaymak çok farklı şeyler. Bir tanesi eski suçlarının bir cezasıyken diğeri henüz işlenmemiş bir suç için bir adamı "sen bu suçu işleyektin, hem sabıkan da var" diye içeri almak, işlenmemiş suça ceza kesmek.
Örneğinizde bahsettiğiniz adamın temiz, iyi niyetli bir adam olmadığında hepimiz hemfikiriz zaten. Ama hukuk ihtimaller üzerinden yaptırım uygulayamaz. İşlenmiş suçlarda bile delil yetersizliği diye bir olgu var ki anlattığınız olayda suç işlenmiş bile değil. Adam suç işlemeye niyetli belki ama suçu fiilen işlemedikçe de her şekilde suçsuz.
Adamın işsiz olup araç sahibi olması da bir şeyi değiştirmez. İşsiz olup üzerine kayıtlı Mercedes C200 AMG arabası olan tanıdıklarım var. Adamın birikimi yok, kazancı yok, işi yok, ailesi ile kavgalı, evden kovulmuş, her gece başka bir arkadaşında kalıyor ama üzerine üzerine kayıtlı bir BMW R 1200 GS, bir de Cadillac var. Haydi bakalım, bu adam da mı hırsız şimdi? Hayır, babasının firmasında çok yükesk maaşla çalışırken aile ile kavga edip hem işten hem evden kovulmuş, kendine ait sadece zamanında aldığı motosikleti ve babasının onun üzerine yaptığı Cadillac kalmış.
Şimdi bu adama işsiz ve evsiz olduğu halde çok pahalı bir arabası ve motosikleti olduğu için nasıl hırsız muamelesi yapamayacaksak, o adama da aynı şekilde tek başına bu sebebplerden hırsız muamelesi yapamayız. Konumuz hukuk olduğundan objektif olmak zorundayız.
Ne vardı ki adam camı kırdıktan sonra alsaydı polisler. Adam içeride, polis başarılı, sokaklar bir hırsızdan temizlenmiş, kanun da gözünüzde yeterli olurdu o vakit. Ne güzel olurdu.
-
ağzında buji cebinde tornavida gecenin bir vakti arabaların içine bakan insan ya heyecan arayan bir salaktır ya da kötü niyetlidir, bu da benim görüşümdür
Anlatamıyorum herhalde. Benim görüşüme göre de o adam kötü niyetlidir, suç işlemek amacındadır. Ama mesela benim senin görüşüm değil. Hukuk senin benim görüşüme bakarak karar alamaz. Savcı da o adamın suç işlemek niyetinde olduğunu bilse de kanunen ve yetkisi sınırları gereği o yüzden fiiliyata dönüşmüş suç yoksa adamı tutuklayamaz. Sanırım daha açık anlatmanın yolu yok bunu. Aynı şekilde polis de yetkisi gereği o adamı dövemez. Suç işleyip işlemediği de bu konuda önemli değil. Adam isterse onlarca kişinin katili olsun. Yine de polisin o adamı dövmesi suçtur. Bu, tartışmaya gerek olmayak kadar açık ve kesin bir kuraldır.
Bak coolasice, kimse kimseye hakaret etmiyor. Ben sana üzerine alınma derken mesleğinin polis olduğunu bile bilmiyordum ama yazdıklarından alınmaya başladığını anladım. Kimse kimsenin işini aşağılamıyor. Kaldı ki birinin yaptığı mesleği eleştirmek için önce kendimizi eleştirmek gibi bir borcumuz da olamaz. Sen mesleğini takdir edilecek derecede iyi icra etsen de, iyi yapmasan da bana verdiğin bir müzik aletinin bakımını ben yeterli yapamamışsam beni eleştirme hakkına sahipsin. Sapla samanı karıştırmanın alemi yok. O zaman ben de önce polisliği eleştir, sonra müzik aletine gel dersem, Deniz de önce polisliği eleştir sonra hukuka gel derse ne olur? Kimse kimseyi eleştiremez.
Ayrıca burada kimse senin ya da bir başkasının yaptığı işe doğrudan siz yanlış yapıyorsunuz demedi. Üzerine alınman bence yersiz. Sen deseydin ki "ben böyle bir adam yakaldım, dövdüm" ve biz onu eleştiriyor olsaydık o zaman anlaşılabilirdi alınman. Ha, öyle olsaydı yine söylerdik aynı şeyleri, orası ayrı. Yanlış, kim yaparsa yapsın yanlıştır zira.
Konun ilk mesajlarını tekrar okursan meselenin polisin hatalı uygulamaları olmadığını, kullanıcıların hatalı inançları olduğunu göreceksin. Şahsım adına konuşursam konuya yazdığım ilk mesajda ben bu yanlış inanışları düzeltmeye katkıda bulunma amacındaydım. Bununla üçüncü olacak, tekrar söylüyorum: Niyetim bağcıyı dövmek değil. Ben polis fatura soruyor, sormasın demedim. Polis fatura sorma yetkisine sahip değil, fatura soracak diye kandinizi şartlamayın dedim. Polis hortlak değil ki üzerinize atlasın dedim, medeni bir şekilde iletişim kurarsanız sorun yaşamazsınız dedim, onlar da karakola adam taşımaya meraklı değil dedim. Daha ne diyeyim ki? Sanki polis gördüğü yerde size kelepçe vurur, götürür, döver, içeri tıkar, silahınıza el koyar demişim gibi savunma yapıyorsun, polisi eleştiriyorsunuz diyorsun. Yanlış anlıyorsun.
Ayrıca tekrar ediyorum; polisi de, savcıyı da, jandarmayı da eleştirmek vatandaşlık hakkımızdır. İşini düzgün yapmayan kargo firmasını eleştirmekle hiçbir farkı yok bunun, alınacak gücenecek yanı da yok. Unutma ki ortada bir eleştiri varsa altında yatan bir sebep vardır. Bir meslek mensubu olarak bu eleştirileri bahaneler öne sürerek savuşturmaya çalışmaktansa yapıcı bir şekilde ele alıp iyileştirmek için çalışman gerekir. Senin meslek arkadaşlarına "bakın arkadaşlar, hakkımızda böyle böyle bir kanı var, bunu bunu yaptığımız için böyle oluyor, daha dikkatli olsak iyi olur" demen benim buradan yaptığım eleştiriden çok daha yapıcı olur ama önce kendini eleştiriye açmalısın. Ben kendi mesleğimde zamanında teslim edemedim işten para almam. Hatalı bir işim, kötü bir işçiliğim var mı diye müşterime eleştirilerini sorarım, varsa ya o hatayı düzeltirim, ya da zararını karşılarım. İşimi daha iyi yapmak ve müşterimin gönlünü almak parasını almaktan önemlidir çünkü benim için. Hem de beni işimi daha iyi yapmam için motive eder. Eleştiri iyidir.
Polislik çok zor ve ağır bir meslek. Ben yapamam örneğin. Her zaman da takdir ederim polislik gibi bir mesleği seçebilecek cesarete sahip insanları. Ama meslek zor diye yapılan hatalara susmamızı bekleme. Sen de biliyorsun her meslek gibi polisin de içinde çürük elmalar var. Bunları ayıklamak içinse mesleğini seven biri olarak en önce senin girişimde bulunman gerekir. Eleştirilere kalkan olman değil.
Umarım konumuzun polisin hatalı uygulamaları olmadığını, halk arasındaki polis uygulamaları ve yetkileri hakkındaki hatalı inanışlar olduğunu anlatabilmişimdir.
Velhasıl-ı kelam, kanunen havalı silahınızın yanında fatura taşımak biri zorunluluğunuz yok, polisin jandarmanın da fatura ibrazı istemeye yetkisi yok.

-
Abi izin verirsen biraz açmak isterim:
MOA nedir?
MOA ingilizcede "Minute of Angle" ya da "Minute of Arc" terimin kısaltmasıdır. Türkçede dakika anlamına gelir ve bir açı birimidir. Hani ortaokul coğrafya derslerinde dünyanın eksen eğikliğini görürüz ya "23 derece 27 dakika" diye, hah, işte oradaki dakika. Dakika, 1 derecelik bir açının 60'ta 1'i kadar bir açıdır. Dakikanın 60'ta 1'i ise aynen saat birimlerinde olduğu gibi "saniye" olarak belirtilir ama genelde o kadar hassas birimlere ihtiyaç duyulmadığından kullanım alanı çok kısıtlıdır.
1 MOA, diğer bir deyişle 1 dakika bir dairenin içinde bir kesit şeklinde düşünüldüğünde dairenin merkez noktasından 1 dakikalık açıyla daire çevresine uzanan iki doğrunun daire çevresine temas ettiği noktalarının bir birine olan uzaklığı(aşağıdaki şekilde x ile gösterilen aralık) bizim için önemli olan kısımdır. Dairenin yarıçapı, yani merkezde duran atıcı ile dairenin çevresinde duran hedef arasındaki(aşağıda 100 yards olarak ifade edilen) mesafe artıkça bu x uzunluğu da doğru orantılı olarak artacaktır.
[Resim Engellendi: http://www.reedstargetshootingclub.co.uk/pages/images/moa.gif]Peki X MOA ya da X Dakika ile aslında ifade ediyor olduğumuz bu x uzunluğu ne kadardır?
Dakika bir derecenin 60'ta 1'i, bir derece de dairenin 360'ta 1'i olduğuna göre "1 Dakikalık yay uzunluğu daire çevresinin 21600'de 1'idir." diyebiliriz. Buradan bir dakikanın hesabını dairenin yarıçapından yola çıkarak yapabiliriz.
Hedef ile atıcı arasındaki mesafenin yani daire yarıçapının 100 metre olduğu bir durumda;
Dairenin çevresi 2 x Pi x r ise; 2 x 3,14 x 100metre = yaklaşık 628metredir.
628metre'nin 21600'de 1'i ise; 62800cm/21600=2,9074074074...cm eder.
Buradan 100metre mesafede 1 dakikalık yay 2.9074cm eder diyebiliriz.Pi'nin kabaca 3,14 alınmadığı daha doğru bir hesapla 100metre mesafede 1 dakikalık yay uzunluğu tam olarak 2,90888208665722santimetre eder. Biz buna kabaca 100metrede 3cm de diyebiliriz.
Dakika yay uzunluğu kuadratik bir etki olduğundan 100metrede 3cm, 200 metrede 6cm, 50metrede 1,5cm'e eşit olacaktır. Aynı şekilde 100metrede 1dakika 3cm ederken 2 dakika 6cm, 3dakika 9cm ve 4dakika da 12cm eder.
Mil nedir?
Mil-dot artıkıllardan bahsederken sıkça kullandığımız mil ise aslında Miliradyan'ın kısaltmasıdır. Miliradyan da aynı şekilde bir açı ölçüsü birimidir ve 1 Radyan'ın 1000'de 1'ine eşittir. 1 Radyan ise bir dairenin yarıçapı ile aynı uzunlukta ki yayın açısıdır ve 180'in Pi'ye bölünmesi ile bulunur. Yaklaşık olarak 57 derece, 17dakika ve 45saniyelik bir açıdır.
Örneğin 100metre mesafede bir radyanlık yay da 100metre edeceğinden bir miliradyan yani bir mil; 10000cm/1000=10cm eder. NATO sandartlarına göre 1 açısal Mil daire çevresinin 6400'de 1'ine eşittir. Yani yukarıda örneklediğimiz daireyi kullanacak olursak;
62800cm/6400=9,8125cm olduğundan kabaca "1 Mil 100 metrede 10cm eder." diyebiliriz.Mil-MOA ilişkisi
Mil ile MOA arasındaki ilişkiyi incelemek istersek aynı mesafede(100metre) 10/3=3,33 hesabından yaklaşık olarak "1 Mil, 1 MOA'nın 3,33 katıdır." da diyebiliriz.
Dürbün, mesafe hesaplarınızda yardımcı olabilmesi dileğiyle...
-
İşte temiz kağıdı ve sağlık raporu lazım aktifi için. Team üyelik aidatı da aylık 100 lira.

-
Araba patlatmak dışında ağzında buji kemirenini de hiç görmedim bu arada
Az önce eski yedek bujilerimden birini çekiçle kırdım, şu anda ağzımda çeviriyorum. Buradan ihbar olsun, suçsa gelip gözaltına alsınlar, haydi bakalım. Adresimi isteyen mesaj atsın.
-
Benim verdiğim örnek sizin bahsettiğini olaydan farklıydı. Sadece bir olasılık olarak, biraz da dramatikleştirerek benzer bir örnek verdim.
Adamın ağzından buji parçası çıkmış olabilir ama bu da o adamın soygun yapacağının kanıtı olamaz. Rica ediyorum, şöyle bir düşünün. Anlattığınız olayda saydığınız şartların hangisini doğrudan ve kesin bir biçimde planlanan bir soyguna bağlayabilirsiniz? Adamın ağzında buji parçasıyla gezmesi veya araçların etrafında vakit geçirip camalrından içeriye bakması yasak değil ki.
Aynı mantıkla ben de belimde ruhsatlı bir silahla bir adamı uzun süre süzersem cinayetten hüküm giyeceğim demek ki. Söylediğiniz şartlar kuşkusuz şüpheli bir duruma işaret etmekte fakat hiç biri doğrudan bir soygun teşebüsüne kanıt oluşturmamakta. Ha adam ağzından çıkardığı buji parçasını aracın camına atarken yakalanmış olsaydı işte o zaman soyguna teşebbüs etmiş ve suç işlemiş olacaktı.
Tüm bunlardan bağımsız olarak savcının hatalı ya da hatasız salıverme kararından sonra ya da önce ya da herhangi bir şekilde bu kişiye dayak atan her bir polis memuru tek tek suç işlemiş olur. Polis memurunun görev ve yetkisi ceza infazını kapsamaz. Anlattığınız olayda şüpheliyi darp eden polis memurları gerek hukuki gerekse idari olarak sorumludur. Darp, amirin emrini yapmamak, görevi kötüye kullanmak, zorlarsak suç tasnii gibi Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'ne göre cezası meslekten ihraç olan bir sürü disiplin suçunu işlemiş sayılırlar.
-
19 Eylül 2008'de sektör 3-4'ün ışınsız atamasında 5Teraelektronvolt gerilim altında(%35 yük) meydana gelen bir arıza sebebiyle tünel içerisine büyük çapta bir helyum sızıntısı olmuştu. İki mıknatıs arasında yanlış yapılmış bir elektrik bağlantısı sebebiyle mıknatısların gerilim altında eriyerek mekanik hasara sebep olduğu kazada meydana gelen hasarın onarımı için -270 santigrat dereceden yeniden dış ortam sıcaklığına kadar ısıtılması gerekirken tamirat için en az 2 aylık bir tahmini süre verilmişti.
30 Nisan 2009 itibarı ile tünelin değiştirilmesi ya da onarılması gereken 53'üncü ve son mıknatısı da yer altına indirildi. Tünelde yeni magnetlerin bağlantıları ve benzer kazaların engellenmesi için geliştirilen yeni sistemlerin kurulumu yapılmakta. Önümüzdeki sonbaharda çalışması planlanan parçacık hızlandırıcıya benzer kazaların yaşanmaması için yeni güvenlik sistemlerinin kurulumu yaza kadar sürecek. Ardından düzeneğin ömrü boyunca olası kazalarda salınabilecek helyum gazının güvenli ve kontrollü bir şekilde tahliyesini sağlayacak olan fazla basınç tahliye valflerinin kurulumu yapılacak ve çarpıştırıcı tekrar -270 dereceye soğutulacak.
15 ila 20 yıl boyunca aralıksız olarak çalışması planlanan LHC, 225petabyte(225.000.000Gb, yaklaşık 50 milyon dvd)'dan fazla veri sağlayacak.
-
savcının hatası yok.çünkü yapabileceği bir şey yok.
Cümlenin devamını atlama Deniz =): "Araba soyguncusu örneğinde suç savcının gibi görünüyor ama aslında hatalı uygulamada bulunan polisler."
Sanırım anlatımım yeterli olmamış. Sıradan bir şekilde bakınca hatalı olan savcı gibi görünüyor ama hukuk tarafından bakıldığında esas hatalı uygulamada bulunanun polis olduğunu görüyoruz. Tabii ki savcı kanunu uygulamış. Soyguna teşebbüs bile yokken bir adamı cebindekilerden dolayı suçlayıp tutuklayamazsınız. Ben de sürekli cebimde işim icabı kullandığım bir çakı ve bir el feneri taşıyorum. Diyielim ki bir gece ıssız bir sokakta bir adres arıyorum ve bina girişlerindeki zillerin üzerinde yazan isimleri inceliyorum. Beni polis çeviriyor ve savcı cebimden çıkan fener ve çakıya dayanarak beni soyguna teşebbüsten tutukluyor. Şimdi kim mağdur oldu?Diyelim ki soygundan sabıkalı ama o işleri bırakmış, ıslah olmuş bir otomobil tamircisi. Akşam karanlıkta evine yürürken yolda lüks bir araç görüyor ve aracın içini merak edip camdan içeriye bakıyor, polis çeviriyor, cebinden atöylede koyup orada unuttuğu bir buji ya da bijon çıkıyor. Buna dayanarak da savcı bu adamı tutukluyor. Buyrun bakalım. Ne içinde olduğu durum, ne de eski sabıka kaydı bu adamı suçlu yapar. Adam sabıkalıysa önceden işlediği suçların cezasını çekmiş demektir. Sabıkalı diye bir insana işlemediği bir suç için ceza veremezsiniz.
Her neyse, konumuz havalı silahlardı. Sözün özü; havalı silahınız ile birlikte adınıza kesilmiş fatura taşımak ve ibraz etmek zorunda değilsiniz. Polis de sizden fatura isteme yetkisine sahip değil. Ha, yanınızda fatura bulundurur ve gerektiğinde izahate yardım edecek şekilde kullanırsanız işinizi kolaylaştırır, o başka mevzu.
-
Muhasır Medeniyetler Seviyesine Ancak Sağlam Bir Adalet Ulaştırabilir Bizi.. Dayatma ve Diretme ile Bize Empoze Edilen Hukuk Değil.. Ecdadın Cedd-i Pak'ına Rahmet....
Türk hukuk sistemi büyük ölçüde Osmanlı dönemi kanunlarına dayanmaktadır. Yurtdışından esinlenilerek ya da yabancı doktrinler kullanılarak oluşturulan kanunlar ise halen dünyanın en iyi örneklerindendir. Hukuk sistemimizdeki açıklar büyük ölçüde hatalı ve eksik yürütmeden kaynaklanmakta olup yüksek enflasyon sebebiyle hızla güncelliğini yitiren para cezaları dışında ceza hukukumuzda da önemli bir problem yoktur. Yanlışım varsa düzeltin lütfen.
-
sorunu yanlış yerde arıyorsunuz.sorun cezaların azlığı değil.sorun etkinliğin sağlanamaması.
Bu konu çok önemli. Cezaların azlığı ve niteliği eksik değil aslında. Mesele uygulamanın doğru yapılamaması. Araba soyguncusu örneğinde suç savcının gibi görünüyor ama aslında hatalı uygulamada bulunan polisler. 20 dakika adamı izlemişler, 5 dakika daha izleyip adam camı kırdıktan sonra müdahale etselerdi o adam şimdi içerideydi.
Kanunlar teker teker öğrenildiğinde çok eksik ve mantıksız görünüyor fakat aslında her şey gayet güzel ve düzenli. Evet, hukuk sistemimizde eksikler tabii ki var, her hukuk sisteminde eksik olur. Fakat beğenmediğimiz türk yazılı hukuk sistemi dünya'daki en iyi örneklerden biridir. Tüm problem bu yazılı kanun ve mavzuatın yeterli, doğru ve usulüne uygun uygulanamamasından çıkmakta.
-
Ha bir de; polisten çok taksiciler soruyor "abi tüfek mi o?" diye...

-
Ankara'nın göbeğinde, Tunalı Hilmi'de bir sürü polis devriyesinin arasında elimde tüfek kılıfıyla çok gezdim, kimse bir şey demedi. Mühye'de çeşitli yerlerde atış yaparken jandarma araçlarının durup uzaktan bir süre bnei izlediği oldu ama yine kimse gelip bir şey demedi. Ben bu konuda bir güvenlik gücüyle muhattap olmak zorunda kalmadım ama olsam da ben şüpheli hareketlerde bulunmadıkça problem çıkaracaklarını sanmıyorum. Örneğin beni izleyen jandarma aracından rahatsız olup atışlarımı kesseydim, ya da onlara gülümseyerek başımla selam vermek yerine bakışlarımı kaçırsaydım eminim araçtan inip kim olduğumu, ne yaptığımı soracaklardı.
-
Doğru söze ne denir?.. =)
-
Üzerine alınma lütfen demiştim ama yine de kişiselleşmeye başladı demişsin. Canın sağolsun. Ben meramımı anlattığıma inanıyorum.
Ne önyargılarım var, ne de görüşüm bozuk allaha şükür. Polise eşkiya gözüyle bakmıyorum, vatandaş gözüyle bakıyorum. Ne gazetenin, ne de televizyonun lafıyla konuşuyorum. Başıma bir iş de gelmedi ama şahit olduklarımı önceki mesajıma yazmıştım, polisliğe hakaret olur, genelleme yapmış olmayayım diye geri sildim. Yeri geldi hakkımı kanuni yoldan arayacağımı söylemem bile yeterli oldu hakkımı almama. O yüzden biliyorum ki kanunlar gayet güzel işliyor. Ama malesef bilene işliyor, bilenin işini çözüyor. Ben de sabahtan beri insanlar bilsin, işletsin, çözsün diye uğraşıyorum.
Tekrar edeyim; niyetim bağcıyı dövmek değil, münakaşa etmek değil. Şurada güzel güzel tartışıyoruz. Kavga etmiyoruz ki yöneticiler aramıza girip ayırsın. Yine de varsa kusuruma bakma coolasice.
-
İlker bey,
Söylediklerinizde haklısınız. Fakat benim anlatmaya çalıştığım şey suçluluk ve teslimiyetçilik psikolojisinde hareket etmemek gerektiğidir. Karakola davet ederse gideriz, alnımız ak çıkarız. Ne elimizdeki aletler yasadışı, ne de biz o aletlerle suç işliyoruz. Ben bunu anlatamıyorum. Ayrıca taktir edersiniz ki faturasının olup olmaması bir silaha müdahale edilip edilmediğini kanıtlamaz. Faturası o silahın vergisi ödenerek satın alınmış olduğunu kanıtlar, başka bir şeyi değil. Onun denetimi de kolluk kuvvetlerinin vazifesi değildir. Niçin faturayı fiili bir ruhsat haline getirelim ki? Yarın bir gün faturası kaybolan, ya da silahı faturası olmayacak kadar eski olan veyahut faturasını yanına almayanların başının derde girmesine mahal verecek alışkanlıklar yaratalım ki?
Polis hortlak değil ki üzerimize atlasın. Fatura dediğinde "Memur bey bu silah havalı silahtır, aha burasında işareti, şurasında kolu, orasında tüpü vardır, spor tüfeğidir, taşımak ve bulundurmak serbesttir, bir zahmet telsizinle amirine de danış istersen, o da onaylayacaktır" diyince yatırıp kafamızı mı kesecekler? Eli yüzü düzgün, konuşmayı, sosyal ilişkileri bilen insanlarız. Onlar da çok mu meraklı durup dururken karakola adam taşımaya?
Yine tekrarlayayım. Fatura taşımayın demiyorum. Hatta taşıyım, iyi olur, yardımcı olur diyorum. Ama taşımak zorunda olmadığınızı bilin diyorum. Sizlere hitaben değil, burayı okuyan başka kimselere hitaben, yanınızda fatura yoksa ezilip büzülmeyin diyorum, haklarınız ve kolluk kuvvetlerinin bu konudaki yetkilerini bilin diyorum. Silahlı kalkışma yapın demiyorum ki?
-
Ben kimseye taşımayın demiyorum. Taşımak zorunda değilsiniz diyorum. Siz kendinizi fatura taşımanın gerekliliğine bu kadar inandırırsanız polisi, jandarması da fatura sorma haklarının olduğuna gitgide daha çok inanacaktır. Ortada uydurma bir uygulama var, buna niçin bu kadar sadık bir biçimde destek verildiğini anlayamıyorum. Bu konuda birisi bir şey atmış orataya, fatura taşıyın demiş, şimdi herkeste bir fatura derdi, fatura telaşı. Tamam, alışverişlerinizde faturanızı alın fakat bunu fatura size lazım olduğu için değil, satıcının vergisini ödemesini sağlamak için yapın. İkinci elde fatura arkasına devir yazısı yazmak falan hukuken hiç bir bağlayıcılığı olmayan şeyler. Yalnızca ileride silahı satan kişinin "bu silah benim, işte faturası" diye ortaya çıkmasını engeller. İlla ki fatura meseleyse satış fatura arkasına isim yazıp imza atmayla olmaz, yeniden satış faturası kesip kdv'sini paşa paşa borçlanmayla olur ki ticari ünvanı olmayan son kullanıcı da onu yapamaz zaten.
Bu silahları kullanmak, taşımak ya da bulundurmak için bir belge gerekli olsaydı o belgenin adı fatura değil ruhsat olurdu, rahat olun.
Bu arada kanunlar yazıldığı gibi işler. Başka şekilde işliyorsa ne yargı, ne TBMM, ne de Başbakanlık bir işe yarıyor demektir. Kanunlar polisin canı nasıl isterse öyle işliyorsa seçimlerle, bakanlarla, mahkemelerle, hakimlerle falan da kendimizi kandırıyoruz o zaman.
Üzerine alınma lütfen coolasice, genel konuşuyorum. Niyetim bağcıyı dövmek değil.
Polis fatura sorarsa bu silahı taşımak için bir belgeye ihtiyacımız olmadını anlatmak yerine buyur abi diye faturayı uzatmak, suçlu olmadığımız halde sürekli potansiyel suçlu psikolojisinde dolaşmak, polise harfiyyen itaat ve biat etmekteki bu ısrarımızı oldum olası anlayamadım. Adamlar canı sıkılınca dolmuş çevirip kimlik soruyor, biz "Dur bakalım kardeşim, önce biz senin kimliğini görelim, köşedeki mağazadan polis üniforması giyip çıkmadığını bilelim." "Durduk yerde kimlik kontrolü gibi bir hakkın yok, neye dayanarak kimlik istiyorsun?" diyeceğimiz yerde herkesin kimliklerini toplayıp adamlara zahmet vermemek için topluca teslim etmek için ortak bilinç oluşturuyoruz. Bakın avrupa ülkelerine, amerikaya; geçtim polisleri, gizli serivs ajanları bile sivil ile muhattap olurken daha lafa başlamadan önce kendi kimliğini gösteriyor, biz de sırtında polis montu, kafasında şapkası olan eli cebinde adam yüzümüze baksa kafamızı çeviriyoruz, bakışlarımızı kaçırıyoruz. Sanki on dakika önce üç adam öldürmüş, iki banka soymuş gibi "Aman bana bulaşmasın" diye yırtmaya çalışıyoruz. Sonra da rüşvet alıyorlar diye, işlerini yapmıyorlar diye, meydanda dayak yedik diye ağlıyoruz. Yeriz tabii. Adamalar tanrıymışçasına her dediklerini sorgusuz sualsiz yerine getirirsek, işin yapmadığında haddini bildirmez, gölgesini gördüğümüzde kaçacak delik ararsak onlar da işlerinin bizi korumak olduğunu unutur, kendilerinde bizi darp edecek gücü ve cürreti görmekte bir sıkıntı yaşamazlar. İnsan haddini bilmiyorsa ona haddini bildirmek lazım gelir. Bildirmiyorsanız da yok polis şöyle, yok rüşvet, yok şiddet diye mızmızlanmaya hakkınız yok demektir.Polisin yetkileri ve kendi haklarımız konusunda daha çok bilgilenmeli ve daha bilinçli davranmalıyız.
-
Havalı silah dünyasını takip etmek zorunda değildir tabii ki fakat yürürlükteki kanun ve mevzuatı bilmek zorundadır. Herhangi bir nesneyi alıkoymak ve kişiyi onu kullanmaktan mahrum bırakmak yaptırımdır. Mahkeme süresince tutuklu kalan sanıkların cezaları kesinleştikten sonra tutukluluk süresinin cezalarından düşülmesi de suçlu olduklarının hakim ve mahkeme tarafından tespit edilmesinden önce karşılaştıkları tedbirlerin yaptırımdan sayıldığının kanıtıdır.
Kolluk kuvveti hakkınızda bir işlem yapacaksa bunu geçerli ve makul bir sebebe dayandırmak zorundadır. Öyle kafasına göre "ben havalı yasak mı değil mi bilmem, ben havalı nedir bilmem, yürü savcuya" diyemez. Silahın ateşli mi ateşsiz mi olduğunu ayırt etmek çocuk oyuncağıdır. Gerek polis, gerekse jandarma mensupları bu konularda gerekli eğitimi almışlardır. Silahın pcp mi yaylı mı olduğunu bilmeyebilir ama ateşli olup olmadığını anlamaması gibi bir durum söz konusu olamaz.
Diyelim ki görevli tüm bunlara rağmen hakkınızda işlem başlattı, silahınızı alıkoydu ve sizi savcılığa sevketti. Bu halde konu zaten savcıda çözülecektir. Yok kriminal incelemeler falan ne yaptınız siz? Cinayet zanlısı mıyız yoksa tüfeklerimiz ateşli olmadığını anlamak için kriminal laboratuarına gitmesi gerekecek kadar acayip aletler mi?
Havalı tüfeklerin üzeindeki pelet simgeleri tüfeğin havalı spor tüfeği olduğunu belirtir. Bu işaretin bulunmadığı az sayıdaki tüfeğin ise havalı olduğu üzerindeki basınç değerlerinden ya da kurma mekanizmasından kolayca anlaşılabilir. En başta havalı tüfeklerde ateşli silah mühimmatını ateşleyecek iğne ya da çekiç düzeneği bulunmaz. Bu bile görevlinin silahın ateşli olmadığını anlaması için yeterlidir.
Polis memuru nasıl ki un ile eroini ayırt etmek zorunda ise aldığı eğitim gereği ateşli ile ateşsiz silahı da ayırt etmek zorunda ve becerisindedir. Aksi halde davranır ve silahınızı kontrol etmeden ya da "ateşli mi değil mi ben bilmem" gibisinden bir yaklaşımda bulunur ve sizi zor durumda bırakırsa hakkında görevi kasten kötüye kullanma iddiasıyla inceleme başlatılmasını isteyebilirsiniz.
İyi vallahi, o zaman bisiklet sürenlerin altındaki bisikleti de "ben motoru var mı yok mu anlamam, ehliyetin yok" diye alıkoysunlar, ağrı kesici içen adamı "ben içtiğin ilaç mı, ecstasy mi bilmem" diye içeri atsınlar.
-
Mengene işi karıştırmaz, sadece yöntemin çalışmasını engeller. =)
Mengene silahı sabit tuttuğu için dürbünün taretlerini ne yaparsanız yapın tüfek aynı noktaya ateş edecektir. Bu da dürbünün taretini değil, tüfeğin namlusunu test etmek için iyi bir yöntem olur. =)
Mustafa abinin söylediği şekil aslında her klik oynamasından sonra yeniden nişan alıp yeniden mengeneye sabitlemek şeklinde. Yani atıcı faktörünü tamamen ortadan kaldırmak üzerine. -
Çünkü kolluk işin teknik boyutunu bilmek zorunda değil rutini uygulamakla görevlidir.
İşin teknik boyutunu da bilmek zorundadır. Bilmediği kanuna dayanarak silah alıkoyamaz, yaptırım uygulayamaz. Kanunda ruhsat ve izne tabii silahlar ile yasak silahlar açık şekilde belirtilmiştir. Elinizdeki silahın ne olduğunu bilmiyorsa kafasına göre ateşli silah muamelesi yapamaz.
Tabii bu konuda esas belirleyici faktör bizlerin üslubu ve konuya yaklaşımı olur. Ne kadar yapıcı ve emin hareket edersek o kadar kolay çözeriz problemi. Gereksiz ürkeklik, heyecan, ne yaptığından ve dediğinden emin olamama hali, fazla ağam paşam ayakları işleri zorlaştıracaktır. "Ağam paşam"la genelde işler çözülüyor olsa da konu silah olunca ağamla paşamla adam kayıramazlar, en güzeli haklarınızı, kanunları ve karşınızdaki görevlilerin yetki sınırlarını bildiğinizi yumuşak bir üslupla belli etmek ve işin aslını astarını güzelce izah etmektir. Fatura bu izahat kısmında yardımcı olmaz mı? Tabii ki olur ama üzerinizde fatura taşımak zorunda olmadığınızı unutmayın.