eblemis tarafından yazılan gönderiler

Lütfen Resim Paylaşımlarınızı Galeri Üzerinden Yapınız. Ek Dosya Yükleme İptal Edilmiştir..

Bizimle Paylaşmak İstediğiniz Resimlerinizi Galeri Dışında Link Olarak Vermek Yasaktır. Galeriye Nasıl Resim Yükleneceğini Bilmiyorsanız Lütfen Konumuzu İnceleyin Buradan Açtığımız Konuyu Ziyaret Edebilirsiniz.

    Yapılacak çardak için sıfıra yakın CAD bilgimi zorlayarak üç boyutlu bir iskelet tasarımı çıkardım. Bu tasarımda muhtemel değişiklikler olacaktır fakat genel hatlarıyla düşünülen böyle bir şey.
    50x50x2.50 demir profil ana gövde, 30x60x2.00(ya da 1.50) çatı iskeleti, rüzgar dayanımı için OSB üzerine arduazlı membran kaplama ile toplamda yaklaşık 2000TL ciavrına mal oluyor.
    Ebatları şimdilik 10 metre genişlik, 5 metre derinlik, arkada 2.40, önde ise 3m yükseklik şeklinde.

    [Resim Engellendi: http://i.imgur.com/wcJB0.jpg]
    [Resim Engellendi: http://i.imgur.com/0Z1zs.jpg]
    [Resim Engellendi: http://i.imgur.com/M8Lvl.jpg]
    [Resim Engellendi: http://i.imgur.com/YeZvv.jpg]

    Yahu yazmayayım diyorum, dayanamıyorum. Çanakkale dediğiniz yer Birinci Dünya Savaşında bir Alman cephesidir ve Osmanlı gibi büyük bir müttefikin savaştan düşmemesi için Almanlar açısından hayati önem taşır.

    Almanların bir dünya savaşında kendi müttefiklerini arkadan vurarak kendi savaş gücünü düşürecek kadar aptal olmadığı malum.

    Ayrıca Çanakkale boğazında savaşan Türk gemilerinin, destroyerler kruvazörler batıran mayınların, kullanılan mayınların kaç tanesi gerçekten Türk yapımı sanıyorsunuz? Meşhur mayın dökücü gemi "Nusrat"(asıl ismi budur) bile Almanya Kiel'de inşa edilmiştir.

    Osmanlı askerlerinin ellerindeki silahlar yine Alman yapımı Mauser Model 93'ler, 03/38'ler, Maxim makinalılardı.

    Ayrıca boğazdaki mayınlı bazı bölgelerini geçen itilaf devletlerinin eli armut toplamıyordu ve ağır top atışı altında mayın temizleme gemileri ile ilerlemeye çalışıyorlardı. Yani gemiler mayınlı bölgelerden mayınlar patlamadığından değil, mayınları temizlemiş oldukları için geçmişti.

    Evet, Otto Liman von Sanders hatalı bir kumandada bulunmuştu. Fakat bunu kasten değil, beceriksizliği ve dar vizyonunun bir neticesi olarak yapmıştı. Kendi kendimize hayali düşmanlar yaratmanın bir anlamı yok.

    Mehmet basın sagolsun.

    Bu arada buluşmadan canlı yayın denmişti, onu da yapmış olalım. Su an itibari ile ben, cmblc, atikomu, ozzytheguitar, Teknosman, esi ve kizi ile serdarhavsut olarak paintsign'dayiz. Bir kısım atış yapıyor, bir kısım da kapalı tesiste çay içip sohbet ediyor. Ben sohbet tarafindayim şimdilik. Hava güneşli, hafif ruzgarli.

    Sabah da raptorx ve kyucel vuracakmış ama ben onlara yetişemedim.

    Şimdilik buluşmadan aktaracaklarimiz bu kadar, gelişmelerle tekrar birlikte olacağız.
    Ama olmayabiliriz de, bilmiyorum. =)

    Canın sağolsun Serdar, napalım, eline alıp tuhaf tuhaf baktığını görünce umudum yoktu zaten :) . Mustafa, dolum aparatı rakorların uç kısmından hava kaçıyordu. Dün Ostimdeydim dolum aparatı yanımda olmadığı için heralde ki bu işi yapacak bir sürü yer gördüm :). Bahsettiğim BSA dürbünü söktüm dün arkadaşlar, Ölmedi henüz ama can çekişiyor Artı kıl çok narinmiş, kırıldı.Saç kılından denedim biraz oldu ama bu defa da mildotları beceremedim :) çok ince bir misinadan düşünüyorum yapmayı.

    Artıkıl konusunda uyarmıştım seni ben sanki?

    Ben de ikinci üniversite diye tahmin etmiştim. =)

    Abi üniversite giriş sınavları bir tuhaf olmuş artık. Bir sınava girdiler, şimdi ikinci aşama var, ikinci aşama da iki, üç hatta belki de dört farklı sınavdan oluşuyor falan. Bu cumartesi pazar ve sonraki cumartesi pazar sınav var yanlış bilmiyorsam. Herhalde bölümlere göre ayırmışlar.

    Başarılar ve bol şans Mustafa.

    Bu arada weather.com bu cumartesi için güneşli diyor. Gözlemlediğim kadarıyla genelde weather.com'un tahminleri bizim meteorolojininkinden daha sağlam oluyor.

    Bir de bizim bir hava tahmin uzmanımız vardı yahu, ne oldu ona?

    [Resim Engellendi: http://img847.imageshack.us/img847/2372/dsc9803.th.jpg][Resim Engellendi: http://img694.imageshack.us/img694/9770/dsc9802q.th.jpg][Resim Engellendi: http://img32.imageshack.us/img32/4734/dsc9801z.th.jpg][Resim Engellendi: http://img716.imageshack.us/img716/2775/dsc9800.th.jpg][Resim Engellendi: http://img833.imageshack.us/img833/8269/dsc9798.th.jpg][Resim Engellendi: http://img37.imageshack.us/img37/1955/dsc9797g.th.jpg][Resim Engellendi: http://img855.imageshack.us/img855/5705/dsc9795.th.jpg][Resim Engellendi: http://img10.imageshack.us/img10/2681/dsc9788b.th.jpg][Resim Engellendi: http://img543.imageshack.us/img543/6421/dsc9789b.th.jpg][Resim Engellendi: http://img196.imageshack.us/img196/4175/dsc9790.th.jpg][Resim Engellendi: http://img685.imageshack.us/img685/2200/dsc9791l.th.jpg][Resim Engellendi: http://img543.imageshack.us/img543/3605/dsc9792.th.jpg][Resim Engellendi: http://img607.imageshack.us/img607/2287/dsc9793.th.jpg][Resim Engellendi: http://img28.imageshack.us/img28/6599/dsc9794.th.jpg][Resim Engellendi: http://img844.imageshack.us/img844/8973/dsc9787.th.jpg][Resim Engellendi: http://img30.imageshack.us/img30/8968/dsc9785.th.jpg][Resim Engellendi: http://img829.imageshack.us/img829/1414/dsc9784l.th.jpg][Resim Engellendi: http://img856.imageshack.us/img856/7747/dsc9782z.th.jpg][Resim Engellendi: http://img7.imageshack.us/img7/8836/dsc9781w.th.jpg][Resim Engellendi: http://img822.imageshack.us/img822/5995/dsc9767q.th.jpg][Resim Engellendi: http://img204.imageshack.us/img204/3517/dsc9762.th.jpg][Resim Engellendi: http://img638.imageshack.us/img638/9752/dsc9761.th.jpg][Resim Engellendi: http://img231.imageshack.us/img231/9346/dsc9757.th.jpg][Resim Engellendi: http://img202.imageshack.us/img202/4377/dsc9756x.th.jpg][Resim Engellendi: http://img845.imageshack.us/img845/8885/dsc9755.th.jpg][Resim Engellendi: http://img585.imageshack.us/img585/5623/dsc9732.th.jpg]

    Mantıklı bir açıklama o da. Zaten dediğim gibi ben Apple'ın PC üzerine Mac OS X kurulumuna karşı en ufak somut bir önlem almıyor oluşunu da Steve Jobs'ın bir PC pazarından müşteri kapma statejisi olduğunu düşünüyorum. Bir nevi viral reklam olarak kullanıyorlar korsan dağıtımı. Mac OS X resmi olarak PC platformu için satılşa sunulmuş olmadığı için birilerinin bu sistemi korsan olarak PC'ye kuruyor olması Apple için maddi bir kayıp da oluşturmuyor. Adamlar Hackintosh işi ile uğraşaların önemli bir kısmına gelecekte Mac satacaklarını biliyorlar. Korsan yayılımdan reklam anlamında yararlandıkları gibi bir de bu korsan yayılıma update anlamında gayrıresmi bir destek vererek sempati topluyorlar. Umarım bu politikalar sadece Steve Jobs'un ürettiği politiklara değildir. O adamın başına bir iş gelirse Apple'ın ikinci bir Microsoft olmasını hiç istemem.

    Tartışmak güzeldir yahu. ;şrofls;.

    Bu arada "Mac desktop or server with Intel processor" cümlesi iki farklı anlama gelebilir:

    1- "Intel işlemcili Mac masaüstü ya da Mac server"
    2- "Intel işlemcili Mac masaüstü ya da Intel işlemcili server"

    Bu iki anlam da doğrudur ve hukuken geçerlidir.

    Bu arada bildiğim kadarıyla Apple'ın zaten Intel işlemcili bir server makinası mevcut değil. Eski Xserve server modelleri var ama onlar da PowerPC işlemcili ve Snow Leopard PowerPC işlemci desteğine sahip değil yani gereksinimlerde belirtilen serverın Xserve olması imkansız. Sadece Mac OS X Server ile birlikte gelen Mac Mini ve Mac Pro modelleri var ki bu modeller de masaüstü modeller zaten. . Yani ikinci anlam daha olası.


    Heh kayıt yazılımı örneği doğru değil çünkü ben ev kullanıcısı için OS kolaylığından bahsediyorum, sen ise profesyonel kullanıcı için kayıt programının karmaşıklığını örnek veriyorsun. Bilgi işlemci için, yazılımcı için, IT elemanı için tabii ki kolay kullanım ön planda olmayacaktır. Ben de zaten ev-ofis kullanıcısının ihtiyaçlarından bahsettim hep.

    Gel şu Mac kovasını %85 yapalım, anlaşalım.

    TPM konusunu detayını bilmiyorum fakat o konuda yanıldığını biliyorum. Çünkü benim bir Mac yanında verilmiş retail dvd'den bir PC'ye en ufak bir hack yapmadan bizzat kurduğum bir Mac OS çatır çatır otomatik update yapıyor. TPM falan bu noktada pek önemli değil galiba, durum bu çünkü.

    Ayrıca suç konusunda da yanılıyorsun. EULA kanun değildir. Senin de açılımını yazdığın gibi EULA, Son kullanıcı linans anlaşmasıdır. Son kullanıcı ile sağlayıcı arasında lisansın kullanım şeklini belirleyen bir anlaşmadan ibarettir. Apple bu anlaşmada ürünün Apple etiketi taşımayan -ki bu tabirin muğlaklığı bile bu maddeyi hukuken batıl kılmaya yeter nitelikte- bilgisayarlara kurulmamasını öngören bir madde eklemiş olabilir ve kullanıcı bu maddeyi ihlal ederek anlaşmayı bozmuş olur. Sağlayıcının bu konuda yapabileceği tek şey anlaşmanın kendi tarafına yüklediği sorumluluklardan caymaktan öteye geçemez. Yani en fazla ürün desteği vermez, bir gün bir bakarsın ürünün update olmaz, en fazla lisans kodun kara listeye girer. Ama EULA ihlali hiç bir şekilde suç olarak nitelenemez. Sonuçta kullanıcı parasını vererek yasal bir lisans edinmiştir ve bunu yasadışı satış, dağıtım, yayma gibi bir lisans ihlali yapmaksızın istediği şekilde kullanma hakkına da sahip olmuştur. Borçlar hukuku yani, çok temel, çok kesin.

    Opensource'a çok fazla inanıyorsun. Benim gibiler inan bir DAW'a 20.000lira vermeye çok meraklı değil. Mecburlar. Ayrıca 20.000liralık bir yazılımın daha iyisini yapabilecek kapasitede yazılımcılar da bu işi hayır olsun diye yapmıyor genelde. Bir kaç yazılımcı bugün Pro Tools'a rakip olabilecek bir yazılım geliştirsin, inan bana bu yazılımı open source yapmanın fikrine bile gülerler. Bu adamlar sahip oldukları bilginin bu kadar para ettiğini farkettikleri anda opensource'a elveda diyorlar. Yani opensource aslında yazılımcıların maharetlerini sergiledikleri bir işçi kahvesi. Patronlara göz kırpıp "beni al beni al" dedikleri bir platform. El kadar plug inler bile azıcık yayılınca bir bakıyorsun reklam falan almış, resmi sitelerine bağış linkleri koymuş oluyor. İstisnalara saygım sonsuz tabii ki.

    Her neyse, demem o ki; Apple ürünün hamallığını kullanıcıya yüklemeyen, şahane bir firma. Plug'n Play, Fire'n Forget. Tak fişi, bitir işi. Bas düğmeye, gerisini unut. Bu kadar basit aslında.

    Şimdi şöyle kısacık bir özet geçeyim.

    Burada bir ton yazı yazdık. Senin yazdıklarını benim dışımda kaç kişi anladı, benim yazdıklarımı senin dışında kaç kişi anladı? İtiraf etmek gerekirse bu konularda araştırma yapmış, belli başlı bir altyapıya sahip biri olarak ben bile bazı yazdıklarını anlamakta zorlandım. Bu senin anlatamamanla ilgili değil, anlattıklarının fazlasıyla teknik olması ile ilgili bir durum. Bu bile aslında sana basit gelen Linux ve OS tweak inceliklerinin sıradan ev veya ofis kullanıcısı için ne kadar zor ve kafa karıştırıcı olduğunun bir kanıtı.

    Ben Alper haksız demiyorum, sen de Evren haksız demiyorsun anladığım kadarıyla.

    Sebebi çok basit: Bakış açılarımız farklı.

    Sen diyorsun ki Linux'ta cirit atarım, ıcığını cıcığını karıştırır, içini dışına çıkarırım, web gruplarda açık kaynak yazılım parçacıkları toplar bunlardan sistem üretirim ve sonuçta çok iyi bir performansa ulaşırım.

    Doğrudur, yapılır. Fakat ben de diyorum ki bir Apple alır, düğmesine basar dvd'sini içine atarım, kurulum bitince her istediğimi tek tıklamayla hallederim, sonuçta çok kolay kullanan ve iyi ayarlanmış bir Linux sisteme kafa tutacak performans sağlayan bir sisteme sahip olurum.

    Linux'u asla küçümsemiyorum. Evimde kullandığım Dreambox ve Linksys router'ımda Linux kurulu olduğunu biliyorum ve linux mimarisini takdir ediyorum. Ne var ki, Linux'ta bahsettiğin gibi akıcı bir sistem kurmak kovayı fincanla doldurmaya benziyor. Microsoft'ta kova delik, Apple'da ise getirip dolu bir kova veriyorlar eline.

    Güzel benzetme oldu sanki. =)

    Mac OS Leopard'ın retail dvd'si satıştaydı fakat Snow Leopard ile PowerPC işlemci serisine verilen destek sonlanınca sadece update versiyon çıkardılar. Server versiyonu var satışta 500$ fiyatla.

    EULA'da belirtilen şey tamamen ürün desteği ile ilgili. Yani kullanıcıya sattığı ürünü şuna kuramazsın buna kurabilirsin diye bir şey diretemezler hukuki olarak. Kullanıcı aldığı ürünü satmaya ya da dağıtmaya kalkışmadığı sürece ortada bir illegaliteden söz edilemez. Olsa olsa ürünün Apple üretimi olmayan bilgisayarlara kurulumu "onaylanmıyor" diyebiliriz. İllegal diyemeyiz. Ayrıca Hackintosh kurulmuş PC'lerin bile en ufak sorun olmaksızın, OS'un kendi uptade araçlarıyla resmi Apple serverlarından kolaylıkla update edilebiliyor olması EULA'yı Apple'ın da pek sallamadığını gösteriyor ki bunun muhtemel sebebini yazmıştım zaten.

    Bu arada bizim ses kayıt programlarının açık kaynak kodluları var ufak tefek ama en iyi ihtimalle bile olacağı çerezden öteye gidemeyecektir. Ses kayıt işinde yazılım dışında donanımsal destek de gerekiyor ve bu donanım tabii ki yazılımla birlikte geliyor. Open Source kaynaklar ancak donanımın gücünün yettiği kadar iş görüyor, sonrasında iş donanım-yazılım paketlerine geliyor. Dünyada en çok kullanılan ve en üstün DAW(Digital Audio Workstation) yazılımı olarak tanınan Pro Tools'un olayı şöyle bir şey mesela: http://www.avid.com/US/products/Pro-Tools-HD-3-Accel-Systems http://www.compel.com.tr/P/17-12-857

    Öyle açık kaynak ile olacak işler değil yani pek. =)

    Apple'ın intel'e geçmesi ile üstünlüğünü kaybettiğini düşünmek tamamen yanlış. Neticede Windows 98'den bu yana gelişimi sürdürürken Mac OS da yerinde saymadı. Windows ve PC tarafında yaşanan gelişmeleri Apple da Mac OS ve Mam mimarisi üzerinde yaptığı güncellemelerle yaşadı.

    Yazdığın test kurgusu bile aslında Mac'in ne denli üstün olduğunu bir hayli açık şekilde gözler önüne seriyor. Diyorsun ki; "Bu durumda da iyi konfigure edilmiş kullanılmayacak servisleri kapatılmış kernelı kullandığı donanımın minimum destek ihtiyaçlarını bilen biri tarafından derlenerek gereksiz donanım destekleri vs kaldırılılmış 64 bit Linux yüklü bir pc önde bitirecektir."

    Bir defa "işletim sistemi platformu değiştirmez" yaklaşımı bana göre son derece hatalı. Bu önermenden aynı platform ve donanım üzerinde çalışan bir Windows Vista ile bir Windows 7'nin aynı performans sunacağı anlamı çıkıyor ki bunun böyle olmayacağını sen de biliyorsun. Artı olarak işletim sistemi üzerinde gerekli ayarlamaların ve kaynak yönetim planın elle yapılmış olması halinde aradaki performans farkının azalacağı da bir gerçek. Ne var ki bu bahsettiğin ayarları yapmak aslında işletim sisteminin çalışma şekline müdahale etmek anlamına gelir. Bir nevi software overclock yaparak bir platformu hızlandırmak, o platformun son kullanıcı katında yakalayabildiği performansı yansıtamaz.

    İkinci olarak, yazdığın şekilde yapılacak bir testte, yazdığın şekilde x64 Linux ile, yazdığın pek çok ayarlama yapılmış ve teste yönelik olarak kullanılmayacak servislerin kapatılmış olduğu, dolayısıyla testte kullanılacak uygulamalar dışında yapılacak pek çok işi yapabilecek durumda olmayan ve aslında tam da bahsettiğim gibi power-user eliyle modifiye edilmiş bir sistemin karşısına standart haliyle bir Mac koymuş oluyorsun. Bu durumda Mac OS'un kullanıcı dostu yapısını, ayar ve kurcalama istemeyen ve gerektirmeyen yapısını, standart haliyle ve herhangi bir kullanıcının "hiçbir şey yapmasını gerektirmeden" profesyonelce hazırlanmış bir Linux sisteme kafa tutabildiğini kabul etmiş oluyorsun.

    Mac OS da Unix tabanlı bir sistem olduğuna göre, Linux için anlatmış olduğun "tweak"lerin aynıları Mac OS'a da yapılmış olduğunda bahsettiğin testten nasıl bir sonuç çıkacağını tahmin edersin sanırım.

    Geek'lere Mac OS yerine Linux kurmasını tavsiye ediyorsun ki evet, buna katılıyorum. Kernel derlesinler, kendi yazılımlarını derlesinler, sistemlerinden maksimum verim almak için kırk takla atsınlar, emek versinler, bunlar zevkli ve keyifli uğraşlar.

    Fakat ben Mac ve Mac OS'u savunurken hep şunları söyledim; "Kullanım kolaylığı", "Kullanıcı dostu". Benim kişisel tavsiyem, Linux kurup kernelle, yazılım derlemeyle, kext uyarlamaya uğraşana kadar Mac OS kurup arkaya yaslanarak PC platformunda yapmak zorunda olduğunuz ama aslında işletim sisteminin yapması gereken şeyleri olması gerektiği Mac OS'un sizin yerinize yapmasının keyfine varın.

    Ben şunu anlayamıyorum: "Neden bilgisayarın yapması gereken ama yapmadığı ya da düzgün yapamadığı şeyleri kendimiz yapmak zorunda kalmayı "güçlü platform"" olarak görüyoruz?
    Standart ana akım(mainstream) bir son kullanıcı bir bilgilsayarda ne yapmak ister? İnternete girmek, oyun oynamak, çizim, tasarım, dizgi, beste, kayıt gibi mesleki işlerle uğraşmak ve sair. Peki bu son kullanıcı internette girmek için neden ethernet sürücüsü ile, ip kofigürasyonu ile, ActiveX denetim ayarları ile, browser tweakler ile uğraşsın? Neden oyun oynamak için DirectX ile, ekran kartı sürücüleri ile, kasanın ekran kartının işlemcinin sıcaklığı ile meşgul olmak istesin? Neden çizim yapmak için .Net framework ile, Visual C++ ile tebelleş olmak zorunda kalsın?

    Şu anda gelmiş geçmiş en iyi Windows sürünü olduğunu düşündüğüm Windows 7'me kurulu programlara bakıyorum:
    Nero: Çünkü Windows adam gibi DVD-DL yazmayı beceremiyor.
    Tam 10 kalem Canon sürücü ve yazılımı: Çünkü bir yazıcı bağladım.
    CCleaner: Çünkü durmaksızın şişen Registry'mi rahatlatmak zorundayım.
    Nod32: Çünkü ne kadar dikkatli davransam da her an bir yerlerden bir autorun.exe olasılığı mevcut.
    EWX ses kartı sürücüsü: Çünkü çalıştığım profesyonel kayıt programları onboard ses kartları ile çalışmıyor ve bu zıkkım ses kartını kurmak için tam bir haftamı harcadım. Buna rağmen daha yarım saat önce bilgisayarım bu sürücünün bir .dll'sini göstererek mavi ekran verip restart attı.
    File Scavenger: Çünkü Windows'un -nadiren de olsa- attığı restartlardan zarar gören hard disklerimdeki veriyi Mac OS'la açıp okuyabildiğim halde Windowsla okuyamıyorum. Dosya sistemi Microsofta ait olan NTFS olmasına rağmen.
    .Net Framework 4 Client ve Extended: Çünkü AutoCAD 2011 bu zıkkım olmadan çalışmıyor. İşin komik yanı, bunlar olmasına rağmen de çalışmıyor. Eminim bu durumun bir çözümü mevcuttur ama artık internette workaround aratmaktan tiksindim. Google'a "airgun" yazsam otomatik tamamlama "airgun workaround win7" diye tamamlıyor artık.
    Visual C++ 2005'ten 2010'a kadar çeşitli versiyonlardan tam 18 kalem: Neden orada olduklarını bile bilmiyorum, en son kaldırdığımda sürekli kullandığım bir şeyler çalışmamıştı, hatırlayamıyorum.
    Microfot WSE 3.0: Çünkü Microsoft web servislerinin güvenliğini sağlamayı bir türlü becermeyip durmaksızın sdk yayınlıyor.
    MSXML 4.0: Yine kurduğum bir başka yazılımın çalışması için gerekliydi, ne olduğunu hatırlamıyorum.
    3 farklı ekran kartı sürücüsü: Çünkü sürücüler olmadan bir browser penceresi açmak bile 10 saniye sürüyor. Grafik sürücüsüyle ne alakası olduğu ise tam bir muamma.
    Speedfan: Çünkü en kaliteli soğutma ekipmanlarına sahip olmama rağmen fan gürültüsünden gece bilgisayarı açık bırakamıyorum.
    TeamViewer: Çünkü durmaksızın bilgisayar arızası yaşayan eş dost akrabaya telefonda laf anlatmaktan sıkıldım ve artık görerek kendim yapıyorum.

    Bunlara Windows'un beraberinde kurulan yazılımların berbat ve yetersiz olması sebebiyle onların yerine kurduğum winamp, VLC, Firefox, Chrome, Winrar, codecler falan dahil değil daha.

    Şimdi bu tabloya bakarak soruyorum: Ben sadece internette gezmek, iki üç ofis dökümanı hazırlamak, biraz oyun oynamak, dizi film falan izleyi müzik dinlemek ve ses kayıt işleme programlarımı çalıştırmak istiyorum. O zaman neden bu kadar gereksiz detayla uğraşamak zorunda kalıyorum? Neden bu kadar ıvız zıvırla zihnimi meşgul ediyorum?

    PC'de formatlarla uğraşır, işletim sisteminin her yeni versiyonuyla yeni yeni sürücüler yazılmasını beklerken Mac OS kendi kendini ses soluk çıkarmadan update ediyor, haberin bile olmuyor.

    2002'de aldığı iMac'i halen kullanmakta olan arkadaşım "format"ın ne olduğunu unutmuş durumda. 2004 model Powerbook G4'ünü Mac OS X Tiger ile kullanan bir başka arkadaşım ise 1gb ram ve 1.5Ghz G4 işlemci ile benim Intel E6750 işlemci, 4Gb Ram, R9800GT ekran kartlı makinemden daha hızlı photoshop çalıştırıyor. Benim ısrarlarımla workstation olarak Mac Pro alan bir arkadaşım "abi Mac kullanmayı öğrenebilir miyim bilmiyorum" derken aleti kurduktan 10 dakika sonra "Bitti abi bu makina, ne kadar basitmiş her şey." diye kalktı makinanın başından.

    Hani demişsin ya; "ve günlük kullandığım laptop ta ufak bir iş için linuxte fazladan bir kaç tık'a ya da çok özelleştirme ile uğraşmaya vaktim yok." diye, işte aynı şeyi söylüyorum ben de. Kimsenin bunlara harcayacak vakti yok aslında. Ama nasılsa bunlarla uğraşmak marifet haline gelmiş bulunmakta. Ben bu ıvır zıvıra harcadığım vakte acıyorum şimdi düşününce. Mac OS'un en büyük üstünlüğü kullanıcıyı bu gereksiz işlemlerden uzak tutması işte. Film mi izleyeceksin, tıklıyor izliyorsun. Çalışacak mısın? Çalışacağın programın simgesini tutup bilgisayar simgesine taşıyorsun, tak diye kurulup çalışmaya başlıyor. İnternet'e mi gireceksin? Ethernet'le, Lan'la uğraşmak yok. Kabloyu tak, Safari'ye tıkla, bitti. Update? Haberin bile olmuyor. Bir programı kaldırmak istiyorsan Windows'taki gibi Program Ekle Kaldır'la uğraşmıyor, kaldırdığın programın updatelerini ayrı ayrı silmiyor, sildiğin programın registry ve dll kalıntılarını temizlemek için boğuşmuyorsun. Program simgesini çöpe taşıyorsun, konu kapanıyor.

    Mac'in güzelliği her şeyin bu kadar basit olması ve basitliğinin yanında standart haliyle diğer platformlardan daha performanslı çalışıyor olması.

    2002'de iMac alan arkadaş o sene benim aldığım bilgisayarın iki katı para vererek almıştı iMac'i. O zaman "ne aptalca" diye düşünmüştüm ama şimdi bakıyorum, o iMac aldıktan sonra ben tam 4 kere PC toplamışım, toplamda onun verdiği paranın 3 katını harcamışım. Haliyle düşünüyorum: Neden o kadar para verdim?

    Bu arada PC'ye yasal Mac OS kurmak mümkün. Apple Mac OS'u ayrı olarak satıyor ve retail Mac OS dvd genelde uyumlu donanıma sahip PC'lere kurulabiliyor. Artı olarak Apple'ın PC için korsan Mac OS X dağıtımlarını engellemek için hiçbir şey yapmıyor olması da bu dağıtımların ne kadar yasadışı olduğunu sorgulamaya sebep oluyor. Ne de olsa yasadışı bir Mac OS kurulumunu genelde gidip bir Mac almak takip ediyor ve haliye Apple da bu korsan yayılıma müdahale ederek PC kullanıcılarına bu şekilde ulaşma sistemini tanıtma fırsatını tepmek istemiyor. Benim değerlendirmem bu yönde.

    En son NetCad kullanıcı olan ve Windows XP ile çalışmak zorunda kalan bir arkadaşıma Macbook Pro aldırıp Bootcamp ile Windows kurdurdum ve kendisi şu anda her görüştüğümüzde Macbook'tan ne kadar memnun olduğunu, daha önce hiç bir bilgisayarda bu kadar akıcı bir Windows kullanmadığını anlatarak bana ısrarlarım için teşekkür ediyor.

    Ha bir de unutmadan; google bile kurumsal olarak Mac'e geçiyor artık. Server bazında bir değişim okumuştum geçenlerde ama şimdi kaynağını bulamadım.

    Demem o ki, ayarla falan uğraşmadan, cihazın sağında solunda kaybolmadan, bir şeyleri bozarım korkusu taşımadan her şeyi rahatlık ve hızla yapabilmek isteyenler için en iyi seeçenek Apple. g;$i

    Bir power-user için HTC daha başarılı olabilir. Fakat günlük kullanımda kullanıcı dostu iOS olsun, inanılmaz app zenginliği olsun, tasarımı olsun, ekran çözünürlüğü olsun iPhone önemli ölçüde üstün bir alet.

    HTC ile root'udur , rom'udur, android market'ı açana kadar bile kırk takla atmak gerekiyor. iPhone'da ise en fazla uğraşacağınız jailbreak olacaktır.
    Adhoc bağlantı bile yapamayan android sistemler ancak bilgisyarda da pc'nin orasını burasını kurcalayıp overclock yapan, linux'la uğraşan, windows'un tuhaf tuhaf tweakleriyle vakit harcayan kimseler için çekici gelmekte. Ne var ki bu kimseler de Mac OS'un sadeliği, rahatlığı, yapması gereken her işi yaparak sizi onun yapması gereken işleri yapmak zorunda bırakmaması ile eninde sonunda Mac OS'un son kullanıcı katında en güçlü OS olduğunu kabulleniyor ve genelde en son uğraştıkları "geek"lik benim gibi PC'ye Mac OS kurmak oluyor. iOS'ta da aynı durum geçerli. Tamam android pek çok kişiselleştirme, ayar ve yönetim imkan sağlıyor fakat iOS'ta bunlara bir ihtiyacınız olmuyor çünkü iOS her şeyi zaten kendisi yapıyor. Bu kadar basit aslında konu.

    Bu arada fiziksel sağlamlık açısından iPhone 4'ler çok iddialı değil belki ama ben iPhone'u kararsızlaştırabilmeyi henüz becerebilmiş değilim. Kilitlenmiş falan bir iPhone da bilmiyorum henüz. "Bu iPhone da yavaş çalışıyor" diyen birini de görmedim ki görsem de gülerdim zaten.

    Ben Apple ile geç tanışmış biri olarak yılların pc ve alternatif platformlar macerasından sonra gördüm ki biz giderken apple dönüyormuş. Türkiye'de Apple hala tek tuşlu mouse kullanan bilgisayarlar olarak bilindiği için osa gerek, bu durumu kabullenmek genelde biraz zor oluyor.