Posts by Kokopelli

    Güncelleme yapayım, Hatsan Striker Edge ile sahadaki kayalara atış yapınca gayet güzel bir şekilde 40-50 cm kıvılcımlar görülebiliyor. Ne yazık ki tüfekle atış yaparken cep telefonuyla çekim yapmak çok zor. Yine video olamadı anlayacağınız.

    Namluda eğilmeyi hurafe zannediyordum, ya da en azından o incecik namluları ile Crosman'lara özgü birşeydir diyordum ama o gürbüz yapısıyla Hatsan'ın namlusu bile eğiliyorsa ben de artık alttan kurmalıdan başka alınmaz diyorum. Dominator incelemenizi merakla bekliyor olacağım.

    Şunu iyice anladım ki, ben bileme özürlüyüm. Çeşitli bilmeme ekipmanım var ama hiçbirinden şöyle güzel kesecek sonuç alamıyorum.Eski usul taşlardan vs hariç DMT-Aligner Pro kit elmas bileme setim var. Hiç şöyle traş edecek kesinlikte bilemeyi beceremedim.

    Ben de aynı durumda sayılırım. İlk denememi Opinel'in taşıyla yaptığımda kör bıçakların bariz bir şekilde keskinleştiğini gördüm. Yine de traş edecek keskinliğe ulaşmak için daha hassas bir taş gerekeceğini düşünerek 1000/3000 grit bir Japon taşı edindim. Çok bir şey fark etmedi. Ben de o sıralar içinde bulunduğum yabancı forumlarda bu soruyu yönelttiğimde, düzgün teknik ile 400 grit - 600 grit arası bir taşla da kıl kesecek keskinliğe ulaşılacağı, en son perdahı kumaş, karton veya deri üzerinde, ters çekerek yapmayı ihmal etmememi öğütlediler. O esnada öğütlenen bir Youtube şahsiyeti olan Cliff Stamp : https://www.youtube.com/user/CliffStamp bu işi takıntı haline getirmiş birisi ve en doğru teknik üzerine saatlerce konuşacak kadar da araştırma, deneme yapıyor. Videolarını tavsiye ederim.


    Ben şimdiye kadarki öğrendiklerimi kısaca özetlemek isterim.


    1- Keskinlik iki kenarın, tutarlı bir orta noktada buluşması ile sağlanıyor. Yani sağda ve solda hangi açıyla biliyorsanız o açıyı korumanız gerek. En temel kural.


    2- Keskinliği gitmiş, ağzı dönmüş bir bıçağı bilemeye başlamadan önce mutlaka dar bir açıyla yüzeyi sıfırlamak ve kenarları o istenen tek buluşma noktasına getirmek şart. Bunu sağladığınızı bıçağa keskin tarafından baktığınızda hiçbir ışık yansımadığında anlıyorsunuz. Küt yerlerden ışık yansıyor.


    3- Son veya sondan bir önceki bilemeyi daha geniş bir açıyla yaparsanız bıçağın kullanılabilir yüzeyi oluşuyor.
    Yani çapaklar gidiyor, ve o keskin ama hemen bozulacak ince yüz nispeten daha dayanıklı bir yüz haline geliyor. Bu safhada daha ince gritli bir taşla, fazla baskı uygulamadan bilemek önemli. Yine de baskı miktarı çeliğin sertliğine bağımlı olarak ayarlanması gereken bir değer.


    4- Jilet keskinliği gerekiyorsa en son çok düşük aşındırıcı olan bir yüzeyde mikro kertiklerin tamamını temizlemek gerekiyor. Bunun için de diş macunu sürülmüş bir karton, metal cilası yedirilmiş bir kemer, eski kot pantolon vb yüzeyler iş görebiliyor.


    Daha önce de belirttiğim gibi, bu Sharpmaker/Lansky/Smith's açılı çubuk sistemleri, o aranan sabit açıyı ayarlamak için hızlı yardımcılar oluyor. Çünkü her ne kadar su taşıyla çalışırken açıyı düz tuttuğumuzu da düşünsek geçiş sayısı ilerledikçe açı kayabiliyor ve siz de ucu 18-25 derece arasında farklı farklı noktalarda çekmiş olabiliyorsunuz. Bu durumda da kesici yüzeylerde yumuşamalar ve kesinsizlikler oluşabiliyor. Açıyı sabit tutabilmek önemli, taşın görevine göre, uygun miktarda kullanılmış olması önemli. Ben bıçağım yıpranmaz diye 1000 gritten aşağı düşmem diyordum ama bıçağın açısını tam olarak siz şekillendirmedikçe tam olarak keskinliği sağlayacak yüzeye ulaşana kadar yüzlerce çekme geçebiliyor.


    Egzersiz olarak, kesici yüzeyi cd kalemi ile boyayıp bilemek, taşın bu yüzeyi tam olarak kucaklayıp kucaklamadığı, arkaya veya öne çok yatırdıysanız anlamak için yararlı olabiliyor.

    Ben Aksu Av'dan Smith's markalı, Spiderco Sharpmaker gibi açılı duran çubukları olan kiti aldım. Elmas bileyicisi de var ama şimdilik sadece seramik çubuklarla finisaj için kullanıyorum, başarılı bence.


    Ebay veya aliexpress üzerinden alırsanız Japon King, Seihiro ve Çinli Taidea markalarının su taşlarının farklı farklı gritte modellerini 20-30 USD civarında bulmak mümkün. Yine Taidea'nın 360/600 elmas kombineleri de beğeni topluyor.


    Ben muhakkak en ince gritlere kadar inmeliyim diyordum ama yabancı forumlarda sorunca 600 grit bile yeterli dendi. Fazla ince grit ile çalışırken eninde sonunda açıyı değiştirip ucu yumuşatıyor oluyorsunuz. Bunun yerine 600 Gritten sonra, son katta kemer üzeri pasta, karton vb hafif aşındırıcı bir ortamda perdah atmak traş keskinliği sağlıyor zaten.

    Merhabalar,


    Youtube'de farklı bir şeyler ararken rastladığım patlayan ve kıvılcım saçan saçma fikri gayet cazip görünmüştü. Neye benzediğini merak edenler için aşağıdaki video'yu izlemelerini tavsiye ederim:


    https://www.youtube.com/watch?v=2iU1fA8G4FY


    Peki bunu ben neden yapamayayım dedim ve elimdekilere bir göz gezdirdim. Bu iş için düz yüzlü bir saçma çalışılacak alan açısından iyi olabilirdi, ama Crosman Premiere Hollow Point gibi zaten önünde bir deliği olan saçmalar biçilmiş kaftan olarak göründü. Sadece evde olmadığından, çeşitli alışveriş siteleri üzerinde satılan çakmak taşlarından 100 adetlik bir paketi yaklaşık 7 TL + yol parasına almam gerekti. Siz en yakın bir milyoncudan farklı marka da alıp deneyebilirsiniz sanırım.


    Çakmak taşlarını bir pense ile ortadan ikiye böldüm. Crosman saçmaların deliklerini 2.5mm civarında bir matkap ucuyla biraz daha derinleştirip genişlettim. Tam ihtiyacınızı çakmak taşınızın boyutlarına göre karar vermek lazım. Tam ayarlayabilirseniz yapıştırıcı vs olmadan sıkıştırarak tutturmak mümkün. Olmadı deliğin dibine çok az tutkal ekleyip taşı buraya yapıştırmak gerekiyor.


    Denemelik olarak KRM Match 5.5mm ve Victory Sport 4.5 Match saçmalarına da uygulama yaptım. 5.5mm'likleri denemek için tüfeğim yanımda değildi ama 4.5mm'lik saçmayı Hatsan Mod 25 (500 fps) ile yine Mod 25 ile birlikte gelen hedef kutusuna 2m'den boş bir atışta 15cm çapında kıvılcım çıktığını gördüm. Daha hızlı silahlarda sonucunu deneyince gösterebilmeyi umuyorum.


    Dikkat: Match gibi düz yüzlü saçmalarda fazla derine inmek mümkün olmayabiliyor. Çakmak taşını daha küçük tutmak şart yoksa hem ucuşu çok bozacak, hem de kopup namluyu çizme riski var. Crosmanlarda taşlar neredeyse yüzeye sıfır oturtulabildiği için doğal profilinden pek birşey kaybetmedi diyebilirim. Yine de risk yapana ait, hatırlatayım.


    Devamını paylaşabilmek umuduyla. Şimdilik hoşçakalın smile.png


    Süreci resimlerle inceleyelim.
    (Cep telefonu ile çekilmiş ve sonra Photo.bucket ile yüklemenin mümkün olmadığı farkedilince elle düzeltilip küçültülmüş oldukları için çirkin oldular ama inş. daha netlerini ve işleyişlerini daha sonra koyabilirim.)



    airgunturk.com/attachment/22913/airgunturk.com/attachment/22914/airgunturk.com/attachment/22915/airgunturk.com/attachment/22916/airgunturk.com/attachment/22917/

    Mod 135 pek sözü geçmeyen bir tüfek ama Mod 125 gücünde ve ahşap kundağı ile titreşimleri ve sesi biraz daha dingin bir tüfek olarak anılıyor. Vortex olması Mod 125 için şart görülmüş ve ben şimdilik sadece Sniper modelinde Vortex'li satıldığını gördüm. Sniper'in ucundaki moderatöre ne kadar güvenilir, zamanla oynayıp sapma yapmaz mı emin olamıyorum. Kısmet olursa ve büyük bir yaylı almaya karar verirsem ben gez/arpacıklı bir Mod 135 almak isterdim doğrusu.


    Geçen gün Youtube üzerinde Mod 135'in 6.35mm versiyonu ile 100 yarda atışlarını gördüğüm kadarıyla, atışları belki para içine sığdırmak zor ama 5cm içine toplamak mümkün gibiydi.

    40 metreye kadar destekli-desteksiz nerdeyse her atış hedefi buluyor,ister şişe ister balon ister denizde yüzen pet şişe olsun.Eğlence amaçlı severek kullandığım bir tabanca.Pikniğe vb. yerlere gittiğimizde olmazsa olmazlardan :). Geri tepme olmadığı için dürbün takarsanız kabzayıda bir yerlere dayadığınızda,vuramayacağınız pek bir şey yok.Pro hunter veya 5 tl'ye satılan ucu sivri olanlar bile yeterli geliyor,tabiki deforme pellet alakasız yerlere gidiyor.

    Off topic olacak ama, Namlu üzerindeki koruma orijinal mi? Benimkinde parlak siyah bir parça var da biraz zıt duruyor tabanca üzerinde. Sizinki güzelmiş.

    Ben kapalı devrenin ne kadar kapalı olduğuna aklımı erdiremedim. Devreyi kapatan contalar ve sübaplar değil mi? Vortex pistonların hava basıncını ayarlayabildikleri bir sübabı vardı sanki. Ben illa ki kaçırır dedim, alamadım güvenip de.

    Tabancanız hayırlı olsun. Bende de aynısından var ve nispeten yeni sayılır. Göz - Gez -Arpacık yoluyla 15-20m'den çok güzel grupmanlar çıkarabilen ve benim de şaşırtıcı şekilde, bunu ben mi yaptım, dediğim bir tabanca aslında. Saçmalar ise genelde tüfek veya tabancada saçmalama varsa ilk neden olabiliyor. Yani hep attığınızı solundan üstünden vs vuruyorsanız önce tutuşunuzdan emin olup sonrasında da Gez ayarını ve mesafeye göre Arpacık ayarını düzeltebilirsiniz. Ama hep aynı yeri nişanlıyorsanız ve etrafa saçılıyorsa JSB, SpotOn gibi dengeli bir saçma ile denemeniz iyi olur.


    Nesinden memnun olmadınız?

    Kral'ın yaylı tüfeklerinin rodajdan sonra yayının iyice yumuşayıp güç düşürdüğünü duyduğum için en azından Nitro/Nito pistonlu bir Kral denerim diyordum ama o da mı gol değil diyorsunuz? Hani Puncher vs derken herşey daha iyi olacaktı ya?

    Hayırlı olsun.kazasız belasız atışlar dilerim.bana yivsiz namlu lazım olduğu için pek seçeneğim yoktu.sizin tüfek yivli sanırım.

    Doğru, yivli bir namlusu var. Aslında beni düşündürmedi değil doğrusu. BB atsın denince yivli silahın yivlerini çelik bilyeler kolayca yiyecektir diye düşünüyorum. Ondan sonra da bozuk yiv yivsizden daha mı isabetsiz hal alır göreceğim sanırım. 760'ın da isabet oranı methediliyordu, sadece bir 100 fps gibi hız farkına kandım denebilir.


    Daisy'nin namlusu sanırım ince bir çelik namlu ve üzerinde kaplama plastikten oluşuyormuş. Sıcaklık değişimlerinden biraz daha itinayla korumak gerekecek sanırım.


    Bu arada sizin sayenizde bu alternatifi gördüm, teşekkür ederim.

    901 in gövdesi,dürbün kızağı ve tetiği metal mi memnumusunuz tüfekten

    Kısmetse bu hafta içinde gelir de bakarım diye umuyorum ben de. Siparişi az önce açtım çünkü. Youtube incelemelerinde dürbünle kullananlar var. Plastik de olsa, ki Zoraki'de de plastik kızaklar var, pnömatiklerde sarsıntı pek olmayacağı için iş görür diye düşünüyorum. Tetik için Zoraki'deki kadar yumuşaklık beklemiyorum doğrusu.


    Bunu Zoraki'nin dipçikli modelini almak yerine yarı fiyatından ucuza olduğunu düşünerek tercih ettiğimi unutmadan beklentilerimi bir yerde tutacağım. Mutlu olurum her halde :)


    Nelerden kurtarmış olmayı umuyorum:


    - Elimdeki 5.5mm'lik Zoraki Ultra'ya 4.5mm Ultra Namlu almamış olacağım (Ahmet Bey'den 4.5mm light namlu almıştım gerçi, onu almadığımı varsayalım :)) Onun yeri ayrı.
    - Zoraki'ye Dipçik almamış olacağım, sök tak yalama olmamış olacak.
    - Cometa Fenix 400 alırsam bazen sorun çıkarabildiği söylenen moderatörlü modeli almıyor olacağım. X20 Suppressor modeli de belkş böylece ikinci plana atılmış olacak.
    - 3-9x40mm dürbünümü Hatsan Edge üzerinde parçalamamış olacağım. Ya da dampa alma işi biraz daha ertelenecek.
    - BB atan bir tabanca almamış olacağım
    - 97-98cm boyutla arabanın bagajında daha derli toplu bir yer bulabileceğim.



    :) gibi.


    Gerçi Zoraki'nin tek pompası ile belki Daisy'nin 3-4 pompası eşdeğer olacak ama yakın mesafede 2-3 pompa kurtarır diye umuyorum.

    Zoraki'nin tüfek hali yerine benzer bir tüfek almak konusunu gündeme geldiğinden beri bakıyorum da Daisy'nin de Powerline 901 (3-10 pompa, 720 fps) ve 953 (tek pompada 500 fps, 5'li şarjör) ürünleri olduğunu gördüm. Bu çoklu pompalama işi zor gelirse 953'ün bir seferde makul bir hıza çıkabiliyor olması güzel geldi. 901 Crosman 760'dan biraz pahalı ama 760'dan daha güçlü olan Crosman 2100 modelinden de daha ucuz.


    Zorakiliye sorulmaz ama, çoklu pompa ama 200 fps daha yüksek hız mı, tek pompa ile şarjör ve 20mt için yeterli bir hız mı?

    Daisy Powerline 901 ile iç mekanda iki pompa yeterli olduğu söylenince dayanamayıp sipariş verdim (AksuAv'dan). 760'dan daha sağlam gibi görünüyor. Umarım öyle çıkar.


    953 de incelemelere bakınca güzel bir tüfek ama ağırlığı 3 kg'a yakın olunca onu kırmalı kalibresinde değerlendirmek ve onun yerine günün birinde gerçek bir PCP veya kaliteli bir yaylı almayı tercih ettim.


    Kusura bakmayın Zoraki konunuzu baltalamış gibi oldum Ahmet Bey ama inanın öncelikle benim aklıma sorular ve arkadaşların tavsiyeleriyle çözümler getirdiği için çok yararlı oldu. Teşekkürler.

    Zoraki'nin tüfek hali yerine benzer bir tüfek almak konusunu gündeme geldiğinden beri bakıyorum da Daisy'nin de Powerline 901 (3-10 pompa, 720 fps) ve 953 (tek pompada 500 fps, 5'li şarjör) ürünleri olduğunu gördüm. Bu çoklu pompalama işi zor gelirse 953'ün bir seferde makul bir hıza çıkabiliyor olması güzel geldi. 901 Crosman 760'dan biraz pahalı ama 760'dan daha güçlü olan Crosman 2100 modelinden de daha ucuz.


    Zorakiliye sorulmaz ama, çoklu pompa ama 200 fps daha yüksek hız mı, tek pompa ile şarjör ve 20mt için yeterli bir hız mı?

    ben masraftan kacmak icin dipcik parasina crosman 760 aldim gelmesini bekliyorum.bunu gorunce anladim bu masraftan kacacak yol yok.hele 760 bi gelsin kesecek mi bakalim.bu arada cok şık.

    Ben de günün birinde Zoraki dipçik alırım diyordum ancak sonuçta tüfeğe dönüşecekse taşıomak dert olacak yine. Bu arada Crosman 760'ı merak ettim şimdi ben de. Gayet makul görünüyor. Ekstra bir eğlencelik olarak nasıl?

    Kendimi tanıtmadan giriş yapıyor gibi olacağım ama benzer bir durumda, tam hedefine vuruyor olmasam da yorum yapmak istedim.


    Havalı tüfek alacağımı söyleyince büyük tepki aldığımdan ama yerimde de duramadığımdan, bir Hatsan Striker Edge ile hevesimi almak istedim. Arabanın bagajında gizli alt bölmede saklayarak en azından zamanı geldiğinde, "bak aylardır var haberiniz bile olmadı, nesi var ki?" der kurtarırım (zor ama) umuduyla bir ay gibi bir süredir bende. Bu süre zarfında yağmurlu bir hafta bagajdan çıkmayan tüfeğin bir hafta sonra üzeri sarı sarı toz gibi ince pasla dolduğunu görünce panikledim doğrusu. Hemen Ballistol ile üzerinden ve Harbi ile namlu içinden geçtim, mekanizmaları besledim ki en azından durduğu yerde nemden zarar görmesin.


    Nem kaçınılmaz ve özellikle yağmur sonrasında arabanın birkaç gün camları buğulu gezmesinden bu daha da bariz kendini belli ediyor. Arabanın kendisi ve içindekilerin korunması için nem alıcı torbalardan edinerek biraz olsun nemi azaltmaya çalışıyorum. Tüfeğin belki de en büyük düşmanı sıcaktan ziyade bu nem olacaktır sanırım. Ağır metal bir kütle ortama göre soğuk kalınca tüm nemi üzerinde yoğunlaştırıyor belli ki.


    Almadan önce yaylı mı gaz piston mu diye araştırdım ben de. Gaz piston veya Hatsan'daki haliyle havalı piston her ne kadar kağıt üzerinde süer görünse de daha düşük güçlü olduğunu söyleyen bazı incelemeler ve 500 atış sonunda gücünün düştüğünü söyleyen birkaç yabancı yorumcu beni durumdan soğuttu doğrusu. Herkes "arabanın gazla çalışan bagaj yayı bozulmuyor ya" diyordu ama benim eski Passat arabamdan gördüğüm ve birkaç kişiden daha duyduğum kadarıyla bu piston sistemi de gayet güzel bozulabiliyor. Mesela bizim arabada, 10 derece sıcaklıkta açılmayan bagaj 20 derecede yarım açılırken, 30 derecede tam açılması gibi sıcaklık bağımlı bir durum da söz konusuydu :).