ben de ,
1 adet yay
3 adet keçe
3 adet o-ring (pellet yuvası çevresine)
isterim.
Lütfen Resim Paylaşımlarınızı Galeri Üzerinden Yapınız. Ek Dosya Yükleme İptal Edilmiştir..
ben de ,
1 adet yay
3 adet keçe
3 adet o-ring (pellet yuvası çevresine)
isterim.
Bendeki patriot için:
1 adet yay
3 adet keçe
3 adet o-ring (pellet yuvası çevresine)
istiyorum. Maccarinin fiyatlarını göremiyorum (firewall bazı siteleri açmıyor) ama önemi yok. Hangisi kaliteli ise onu alalım derim.
Adamlar, çeşitli paket programlar yapmışlar ona göre de fiyatlama yapıyorlar. Oldukça güzel bir şey bence. Fiyatlar biraz yüksek gibi ama görev alan kişi sayısı, vurulan hayvanın 2 katı fazlasının doğaya salınması vb güzel şeyler bence. Ayrıca, ava gidip de vuracak bir şey bulamayanların sağo sola ratgele atış yaptıklarını da hatırlayınca, bu kadar çok atış yapma imkanını bulan bütün kurtlarını döker sanırım.
çok iyi güzelde bir sülün için 35 ytl denilmiş avlaka giriş ücretide 175 ytl tabi bu kadarlada bitmiyor toplam 600 700 ytl yi buluyor nerdeise bence çok aşırı bir fiyat .
Nette gezerken buldum. Detaylarını okuyunca insan heyecanlanıyor. Keşke Ankara'da da böyle bir yer olsa.
19 Mayıs'ta bir aksilik olmazsa ben de aranızda olmak isterim. Ama Çamlık dediğiniz yer neresidir onu anlayamadım.
Bu arada meraklısına not: Baikal bir silah fabrikasının adı değilmiş. IZH silah fabrikalarının ürettiği av silahlarının ihraç markasıymış. TOZ ise silah fabrikasının hem adı hem de markası. SSCB dağılmadan önce (1991'e kadar) TOZ'un ürettiği av silahları da Baikal markasıyla satılıyormuş.
Bu da başka bir tip SAIGA RUS AV TÜFEKLERİ
Adres: http://www.rasgeleavci.com/tufek/saiga/saiga.html
TOZ / MC 20-01 i marka tüfeğin kötü bir şey olacağını sanmam. Bunu üreten silah fabrikası aynı zamanda Dragunov tüfeklerini, gatling toplarını ve daha bilimum silahı üreten oldukça köklü bir yer. Bu şekilde şarjörlü av tüfekleri epeyce ilgi çekiyor anlaşılan. Aslına bakarsan benim de hoşuma gitti. Ama gölüm hala Baikal pozeden yana.
Bu arada, Baikal'ın sporing modelini buldum, bu tüfek nasıldır?
Nette dolaşırken aşağıdaki tüfeği buldum. Orta ve uzun mesafeli atışlar için demiş ama kaç metreden söz ediyor bilmiyorum
Adres: http://www.rasgeleavci.com/tufek/toz/toz20.html
TOZ / MC 20-01 Av Tüfeği
superpoze
Amatör ve profesyonel avcılar için üretilmiştir. Hafiflik, ucuzluk, basitlik, güvenilirlik bu modelin en önemli özellikleridir. Tüfek kolayca çıkartılabilir 2 fişeklik bir şajör ile doldurulmaktadır. Fişek kapasitesi 2+1'dir.
"V" gezi, kurşun arpacığı, yivli tüfeklerde kullanılan yüksek kaliteli namlu çeliği ile MC 20-01, orta ve uzak mesafeli atışlar için pahalı ve alımı zor yivli tüfeklere karşı cazip bir alternatiftir.
Her tüfek 2 fişeklik 2 adet şarjörle birlikte satışa sunulmuştur.
3 yıl önce kiraladığım Yamaha BWS 100'le Olimpos, Çıralı, Adrasan, Ulupınar, Phasilis taraflarında girip çıkmadık delik bırakmamıştım. Başlangıçta bu motor girmez diye düşündüğüm halde iki kişinin ağırlığına ve o rampalara "bana mısın" dememişti.
Önerin için teşekkür ederim. Yarın sanayide bir kaç işim var. Mümkün olursa bunu da aradan çıkartmaya niyetim var. Bu nedenle sanayide nasıl yaptırabileceğimi öğrenmek istedim
Arkadaşlar Patriotumun kurma kolunu namluya bağlayan pim silahı ilk aldığım zaman da gevşekti. Şimdiye kadar bir şekilde idare etmiştim. Ama dün tamamen yerinden çıktı ve iyice yalama olduğundan yerinde de durmuyor.
Bu pimi sanayide yaptırabilir miyim? Kimler yapar? Yaptırırken nelere dikkat etmem gerekir?
Yardımcı olursanız memnun olurum
Çocukluğumda babamın görev yaptığı Muş'ta Murat Nehri'nin kıyısına balık avlamaya giderdik. Çocuklar olta, büyükler serpme (yöresel adıyla "tor") kullanırlardı. Sonuç almak için oldukça iyi bir şey. Ama, serpmeyi atmak ustalık ister. Atıığınızda suya değmeden önce şemsiye gibi açılmalıdır. Serpmenin tam ortasından bağlı kalın bir ip vardır. Atan kişi onu elinde tutarak serpmenin suda kapanmasını sağlar. (Kursun ağırlıklar sermeyi biraz çekince kapanır) sonra ağır ağır çekilir ve kıyıda balıklar içinden toplanır.
Örmesine gelince, oldukça zahmetli bir iş olsa gerek.
Keyifli bir iş değildir ama bolca balık toplayabilirsiniz.
Bundan başka, bir de germe ağ vardır. Bu ağ şeklen voleybol filesine benzer. iki kişi tarafından kullanılır. Ağın alt ucundaki ip ayağa geçirilir. üstte de bir ip vardır ki elde tutulur. Diğer kişi de aynısı yapar ve yüzleri suyun geldiği yöne dönük olarak, biri suyun biraz içindeyken, diğer ağır ağır suyun karşına geçerek, suya ağır gerilmesiyle kurulur. Kurma işi tamamlandıktan sonra, çocuklar (o zamanlar bizler oluyorduk) suyun üst taraflarından aşağıda ağa doğru balıkları ürküterek ilerler ki bu iş iyi yapıldığında ağ balıklardan titremeye başlar, büyük balıkların bazen ağın üzerinden atladığı görülür. Ağ yeterince dolunca, ağı tutan kişilerden biri, ayağına geçirilen ipi çıkartmamaya dikkat ederek, diğer kişinin biraz daha uzağında kalacak şekilde onunla aynı kıyıya doğru yürür. Aynı hizaya geldiklerinde her iki kişi birden ağı yavaşça kıyıya çeker. Balıklar içinden toplanır. Bu ağın da alt tarafında kurşunlar bulunur.
Serpmeye göre daha keyiflidir. Nispeten daha küçük, derinliği yetişkinin belinden biraz daha fazla (ama daha fazla değil) ve akıntısı çok güçlü olmayan sularda kullanılır.
Çocukluğumu hatırladım birden. Ne güzel günlerdi.
Bu hesaba göre hatsanın gelecek yılki modellerinin omuzdan atılması, sonrakinde 2 kişilik ekiple kullanılması (nişancı ve taşıyıcı), çok daha sonraları ise kaideye monteli kundağı motorlu olması lazım. Belki çok çok çok daha ileri ki zamanlarda balistik ve ICBM modelleri de çıkar.
[quote='OĞUZ-HAN',index.php?page=Thread&postID=23336#post23336]Tüfeğin kalitesi nasıl bilmem ama fiyat ve kalite artışı ile ters yönlü gitmesi gereken diğer bir ibre maalesef tam tersi yönde ilerlemekte.Acaba bunun sonu nereye varacak
Biraz bakalım isterseniz..
Hatsan mod 33= 2.6 kg mod 35,55,60,70,75 vs= 3 kg mod 125= 3.65 kg mod 125 th =3,8 kg md 135= 4 kg
ve işte 155 torpedo da bu eğriyi bozmayarak 4.6 kg olarak karşımızda.
quote]
Üstatları tarafından, başlangıç seviyesinde iyi bir motor olarak tanımlandığını biliyorum.
Grip virüsünün devamlı mutasyona uğradığını, bu nedenle her yılın suşlarının Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenerek açıklandığını okumuştum.
Yanlış hatırlamıyorsam bu sene suşların belirlenmesi geciktiği için aşılarda gecikmişti.
Bu işin teknik detaylarını bilemiyorum ama bunun rahatlığını yaşıyorum 3 yıldır. Belki abartılıyordur ama bütünüyle ticari bir kandırmaca olduğunu sanmıyorum.
Grip aşısı aslında ticari bir kandırmacadır. Mesela doktorlar arasından grip aşısı olan pek çıkmaz. Bildiğiniz gibi grip bir virüstür ve her yeni nesli form değiştirir bu nedenle vücudumuzun bağışıklık sistemi kılık değiştirmiş bu düşmanı tanıyamaz ve o da vücuda girip hasarını verir. Savunma sistemi ne olduğunu anladığında artık iş işten geçmiştir. Grip aşısında yapılan, önceki 2-3 yılda yaygın olarak bulunan grip virüs çeşitlerini ( suş tabir ediliyor) alıp harmanlayıp bunların zayıflatılmış hallerini vücuda vermek. Bu şekilde vücudun bağışıklık sistemi bunları tanıyor ve ileride karşılaştıklarında daha kişiyi hasta edemeden virüsü yok ediyor. Tabii ki burada şu gözden kaçıyor. Eğer siz önceki yıllarda grip olmuşsanız vücudunuz zaten o grip virüsünü tanıyordur ve aşılı sayılırsınız. Ayrıca para verip ilaç kartellerini zengin etmenize gerek yoktur.
Bir nokta daha. Grip virüsleri bölgelere göre de farklılık gösterebilirler. ABD için üretilmiş bir aşı başka bir ülkede aynı derecede etki yapmayabilir.
Ben her sene 2 defa şiddetli grip geçiren biriyim. Ama son 3 yıldır sonbahar geldimi gidip aşı oluyorum (en geç Ekim ayının 15'ine kadar) ve 3 yıldır da rahatım, grip olduysam da o kadar rahat atlattım ki hissedemedim. Grip aşısını ihmal etmeyin derim.
Yalnız şuna dikkat etmek lazım, çoğu kez grip ile diğer üst solunum yolu hasatlıkları birbirine karıştırılır. Bu yüzden aşının işe yaramadığı şeklinde şikayetlenmelerle karşılaşabilirsiniz.
Tekrar geçmiş olsun.
Herkese büyük geçmiş olsun. Bahar geldiğinden midir nedir, son 1-2 haftadır sürüücüler çıldırmış gibi araç kullanıyorlar. Evle iş arasında her gün 52-53 km yol yapıyorum ve bir haftadır sabahları işe giderken tedirgin oluyorum. Zaten sinyal denilen şey bizim arabalarda düğünlerde ve maç sonlarında kullanılsın diye var olduğu için müneccimlik yapıp manvrayı tahmin etmeye çalışmaktan başka yapacak bir şey kalmıyor geriye.
Başta dolmuşlar olmak üzere servis araçları ve taksilerden çektiğimizi Ankara'da yaşayan bilir.
Bu arada herkesin kulağına küpe olması dileğimle 2 hafta önce yaşadığım bir dolandırıcılık olayına anlatayım. Aman dikkat edin siz düşmeyin bu oyuna.
Yer: AŞTİ'nin karşısındaki özel otopark (taksi durağının yanı)
Gün: Pazar
Eşimi uğurlamak üzere aracımı bu otoparka bıraktım. Uğurlama işi bitince otoparka geri göndüm. Metro çıkışından çıkınca mecburen aracın önünden yaklaştım. Bu arada yandaki beyaz renkli doğan/şahin aracın arka bagajının üzerinde 22-25 yaşlarında iki kişinin oturduklarını gördüm. Aracıma binmeden önce otoparka bakıp hareket halinde bir aracın olup olmadığına baktım. Araca bindim çalıştırdım ve geri geri hareketten önce etrafı tekrar kontrol ettim ve hareket ettim. ve bam. tam arkamda duran fiat albea taksinin arka kapısına çarpmışım. Bu aracın ne zaman, nasıl oraya geldiğine, nasıl göremediğime şaşırdım. Araçtan çantamı ve kontak anahtarını alarak indim. baktık biraz hasar var.
Şimdi dikkat edin:
1- Taksinin arka kapısında ve ön kapısında bir miktar hasar vardı ve ön kapıdaki hasarın bana ait olmadığı açıktı. Taksici hemen "o önceden vardı" dedi
2- Taksinin bir miktar sarı boyası benim tampona çıkmıştı şaşırdım. Yani boya miktarı biraz fazla göründü bana.
3- Tamam polis çağıralım dedim. Taksici ağlanıp sızlanmaya başladı. "Bir pazar günümüz var, ekmek paramızdan da olduk, polis bir de ceza yazacak" falan filan.
4- Bu koroya yandaki iki gençte katıldı. "abi aranızda halledin, önemli bir şey yok zaten, kaskoyu bozdurmaya değmez" falan filan.
5- Kasko umurumda değildi ama bir de trafik cezası yiyeceğimiz belliydi.
Ben ne yaptım. Taksiciye bu kaça çıkar dedim, adam lafı kıvırdı. Yine şaşırdım, çünkü taksiciler bunların hemen hepsini iyi bilir.
Özetle arkadaşlar beni şaşkınlığa ve şüphelenmeme neden olan onca şeye rağmen tuttum taksiciye 50 YTL verdim. Adam ve gençler paradan sonra toz oldu.
Duraktan çıkarken ücreti ödedim, o sırada o taksi durağından olduğunu tahmin ettiğim 40 yaşlarında bir adam sırıtarak yanıma yaklaştı ve "geçmiş olsun" türünden bir şeyler zırvaladı.
Kafamda bütün bunlar dönüm dolaşırken sıhhıyeye kadar geldim ve aracı bir tarafa çektim.
Tampondaki boyaya elimi sürdüm.
Toz boyaydı.
Pastelle yapılmış iki çizik şeklindeki boya ise hala üzerinde duruyor.
Çarptığım taksi beyaz şahin/doğan aracım sağındaydı (ben solunda) gençler işaret etti birden arkama çıktı. Tampon önceden boyanmıştı. Ben de çarptım (taksiye zaten çarpılmıştı)
Durum budur.
Elinizi boyaya değdirin.
Plakaları mutlaka alın (ben almadım, bu yüzden de polis bir şey yapamadı)
Mutlaka polis çağırın.
Tartışmayın (etrafta dağınık bir gruplar)
AŞTİ'nin karşısındaki taksi durağını asla kullanmayın (dolandırıcı dolu, bildiğim başka şeyler de var)
Bu park yerini kullanmmaya çalışın.
Arkadaşlar daha önce yazmıştım ama silinmiş, tekrar etmekte fayda var.
Dün Sağlık Raporunu aldım. Bu rapor Ankara'da Rüzgarlı Sokakta Ulus Devlet Hastanesinin karşısındaki sokaktaki İl Sağlık Müdürlüğünün Ek binasında (Ruh Sağlığı Merkezi) veriliyor. Toplam yarım saatte bitiyor işiniz. Şiddete ve intihar etmeye eğilimizi ölçmeye dönük bir tutum anketini dolduruyorsunuz, ilk doktor görme ve duyma yetilerinizin asgari düzeyde olup olmadığına, ikinci doktor tahtalarınızda eksik olup olmadığına bakıyor.
Ücret ödemiyorsunuz.
Yanınızda 2 adet fotoğraf bulundurun, raporlar için gerekli.
Geriye dilekçeyi vermek kaldı.
NOT: İkametgat İl Muhaberini artık karakollar onaylamıyormuş. Bu uygulama kalkmış (Karakolun verdiği bilgi)
Tercih etme nedeninizi, almam dedikleriniz varsa onun da nedenini belirtirseniz benim için çok daha yol gösterici olur. İlgin için teşekkür ederim.